Washington Eyalet Üniversitesi’ndeki Patricia Hunt’ın laboratuvarında fareler yüz deformiteleri, eksik arka bacaklar gibi yıkıcı doğum kusurlarıyla fetüs kaybetmeye başladığında ya da hiç üreyemediğinde, Hunt hemen dedektif şapkasını taktı. Benzer bir gizemi daha önce de görmüştü. Yıllar önce Ohio’daki eski laboratuvarında fare yumurta ve embriyolarındaki kromozomlar, Down sendromu ve diğer kromozomal bozukluklara yol açabilen genetik hatalar oluşturacak şekilde tuhaf biçimde bölünmeye başlamıştı. Hunt ve ekibi, genetik değişikliklerin kaynağını izleyerek hayvanların barındığı polikarbonat kafesleri aşındıran yeni bir temizlik yöntemine ulaştı. Plastik parçalandıkça fareler, günümüzde östrojeni taklit ettiği ve vücudun hormonlarını bozduğu bilinen bisfenol A yani BPA’ya maruz kalmıştı. Hunt, istemeden de olsa BPA’nın insanlarda kısırlık, fetal anormallikler, düşük doğum ağırlığı, bebeklerde ve çocuklarda beyin ile davranış bozuklukları dahil kromozomal ve üreme sorunlarına nasıl yol açabileceğini ortaya çıkaran ilk bilim insanı oldu. Yaklaşık on yıl sonra kendini “kazara toksikolog” olarak tanımlayan Hunt, laboratuvarındaki bir üreme krizinin kaynağını yine beklenmedik bir kimyasal maruziyete dayandırdı: kuaterner amonyum bileşikleri yani QAC’ler.
QAC'LERİN YAYGIN KULLANIMI VE SAĞLIK ETKİLERİ
Pestisit olarak sınıflandırılan QAC’ler, birçok popüler el dezenfektanının ve evler, ofisler, kreşler, okullar, bakım evleri ile hastanelerde sıklıkla kullanılan dezenfektanların aktif bileşenleridir. Bu bileşikler ayrıca bebek mendillerinde, oda spreylerinde, çamaşır ürünlerinde, göz damlalarında, burun spreylerinde ve şampuan, ağız gargarası gibi kişisel bakım ürünlerinde bulunuyor. 1916’da geliştirilen ve 1940’lardan itibaren yaygınlaşan QAC’ler, bisfenoller gibi uzun süre talimatlara uygun kullanıldığında zararsız kabul edildi. Ancak yeni araştırmalar bu sonucu sorguluyor. Washington Eyalet Üniversitesi Moleküler Biyobilimler Okulu’ndan regents profesörü Hunt, “Artık QAC’lerin insan kanında tespit edilebildiğini biliyoruz. Ayrıca giderek artan bir kısırlık sorunu var ve farelerdeki çalışmalara dayanarak QAC’lerin buna katkıda bulunduğunu tahmin ediyorum” dedi. Hunt, “Bu QAC’ler her şeyi öldürdüğü için harika ama bu onların insanlar için güvenli olduğu anlamına gelmiyor” diye ekledi.
Son on yılda yapılan laboratuvar ve hayvan çalışmaları, QAC’lerin iltihaplanma, bağışıklık ve solunum sistemleri, üreme hormonları ve gelişen beyin üzerindeki etkilerine ilişkin endişeleri artırdı. Atlanta’daki Emory Üniversitesi Rollins Halk Sağlığı Okulu’ndan çevre sağlığı doçenti Amina Salamova, bileşiklerin özellikle en çok araştırıldığı mesleki ortamlarda astım ve kronik akciğer hastalığını şiddetlendirdiğini söyledi. Pilot çalışmalar QAC’leri insan kan serumunda, anne sütünde, idrarda ve dışkıda tespit etti. Seattle’daki Washington Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden tıbbi kimya doçenti Libin Xu, insan hücresi ve hayvan çalışmalarına dayanarak QAC’lerin kalpte, böbreklerde, sindirim sisteminde ve akciğerlerde de birikebileceğini belirtti. 2024’te insan dokusu üzerinde yapılan bir araştırma, kimyasalların beyinde ve omurilikte miyelin üreten hücrelere zarar verebileceğini gösterdi. Miyelin, elektrik kablosundaki kauçuk kaplama gibi çalışarak nöronların daha hızlı iletişim kurmasını sağlıyor. Cleveland’daki Case Western Reserve Üniversitesi’nden genetik ve sinir bilimleri profesörü ve çalışmanın kıdemli yazarı Paul Tesar, “Bu koruyucu miyelin kaplama olmadan sinir hücreleri bozulur ve sonunda ölür. Bu da multipl skleroz gibi durumlarda ilerleyici nörodejenerasyona yol açar” dedi.
Hücrenin güç merkezi olan mitokondriler de QAC’lerden etkilenebiliyor. İnsan ve hayvan çalışmalarının her ikisi de bu kimyasalların mitokondrinin adenozin trifosfat yani ATP üretme yeteneğine zarar verdiğini buldu. Otuz yıldan uzun süredir mitokondri üzerine çalışan Kaliforniya Üniversitesi Davis’ten moleküler biyobilimler profesörü Gino Cortopassi, “ATP, vücudunuzun üzerinde çalıştığı kimyasal enerjidir; beyninizin çalışmasını ve kaslarınızın kasıldığında işlev görmesini sağlar” dedi.
ARAŞTIRMACILARDAN QAC UYARISI VE SEKTÖRÜN YANITI
Artan endişelere rağmen araştırmacılar QAC’lerin kamuoyunun radarının altında uçtuğundan korkuyor. Berkeley, Kaliforniya merkezli zararlı kimyasalları araştıran kar amacı gütmeyen Green Science Policy Institute’ün bilim iletişimi direktörü Rebecca Fuoco, “Kuaterner amonyum bileşikleri, PFAS, ftalatlar ve alev geciktiricilerin unsurlarını birleştiren bir sonraki büyük toksik kimyasal hikayesi olma yolunda ilerliyor. Halkın bu tehlikeler hakkında hiçbir şey bilmemesinden endişe ediyoruz” dedi. Sanayiyi temsil eden kar amacı gütmeyen ticaret kuruluşu American Cleaning Institute yani ACI sözcüsü ise QAC’lerin “yeni PFAS” olduğu yönündeki iddiaların mevcut bilim tarafından desteklenmediğini ve tüketicileri gerçek riski anlamaktan çok alarma geçirmeye yarayacağını savundu. ACI’nin çevre sağlığı direktörü Dan Selechnik, “Bir maddenin kanda, anne sütünde, idrarda veya diğer örneklerde tespit edilebilmesi tek başına olumsuz bir sağlık etkisi kanıtlamaz” dedi. Household & Commercial Products Association geçici CEO’su Mike Gruber ise hücre ve hayvan çalışmalarının öneminin doza, maruziyet yoluna, süreye ve çalışma koşullarının gerçek dünyadaki kullanımı ne kadar yansıttığına bağlı olduğunu belirtti. Gruber, “Sorumlu yaklaşım ne yeni araştırmaları göz ardı etmek ne de ön bulguları kesin bilim olarak ele almaktır. Çevre Koruma Ajansı, kayıt öncesinde her ürünün güvenliğini ve etkinliğini değerlendirir ve bilimsel kanıtlar geliştikçe ek veri, etiket değişikliği, kullanım kısıtlaması veya başka önlemler talep etme yetkisine sahiptir” ifadelerini kullandı.
FARE DENEYLERİNDE ORTAYA ÇIKAN DOĞUM KUSURLARI
Hunt’ın bulguları tek bir laboratuvarın anomalisi olarak görmezden gelinebilirdi. Ancak 2008’de Virginia’daki üreme araştırmacısı Terry Hrubec’ten bir telefon aldı. Hrubec, kontrol grubundaki farelerde endişe verici fetal deformiteler görüyordu. Hrubec’in laboratuvarında deformasyonlar farklı bir biçim almıştı: insanlardaki spina bifidaya benzer nöral tüp defektleri veya kafatası ve beynin tam gelişemediği anensefali. Virginia Blacksburg’daki Edward Via Osteopatik Tıp Fakültesi’nden anatomi ve embriyoloji profesörü Hrubec, “Farelerin çoğu kısmi beyinli, kafatasından dışarı taşan beyin dokusu olan ya da hiç beyni olmayan fetüsler taşıyordu. Ayrıca omuriliklerinde açıklıklar vardı” dedi. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne göre Amerika Birleşik Devletleri’nde her 33 bebekten biri doğum kusuruyla doğuyor. Kalp kusurları en yaygın konjenital malformasyonlar olurken, bunu genellikle terme kadar taşınan nöral tüp defektleri izliyor. Ancak Hrubec’in farelerinde beyin ve omurga deformiteleri olan fetüsler hamileliğin erken döneminde ölüp kayboluyordu. Kemirgenler, köpekler, kediler, domuzlar ve kangurular gibi birden fazla yavru doğuran hayvanlarda ölü fetüs, annenin diğer yavrularını korumak için vücudu tarafından emilir. Hrubec, “EPA’nın güvenliği belirlemek için kullandığı endüstri çalışmalarının bu doğum kusurlarını bulamamasının kilit nedeni budur; çalışmalar deformasyonları hamileliğin çok daha geç dönemlerinde aramıştır, o zamanda deforme fetüs artık orada değildir” dedi.
KISIRLIK VE DÜŞÜK RİSKİNİ ARTIRAN KİMYASALLAR
Hunt ve Hrubec işbirliği yapmaya başladı ve laboratuvarlarındaki farelere altı ay boyunca QAC katkılı yiyecek verdi. 2014’te yayınlanan bulgular, farenin hamile kalma ve fetüsü terme kadar taşıma yeteneğinde çarpıcı bir düşüş olduğunu ortaya koydu. QAC verilen dişi fareler yiyeceğe olan ilgilerini kaybetti, uyuşuklaştı, nefes darlığı çekti ve hamileliğin son döneminde kas kontrolünü kaybetmeye başladı. Çalışmadaki hayvanlar ayrıca vajinal kanama ve zor doğum yaşadı; üçte birinden fazlası doğum yaklaşırken öldü. Hrubec, “Daha sonraki çalışmalarda QAC’lerin bebeğe oksijen ve besin taşıyan fare plasentasını doğrudan hedef aldığını bulduk. Plasentadaki iltihaplanma seviyeleri arttı ve en yüksek seviyeler nöral tüp defektli fetüslerde görüldü” dedi. Herhangi bir kaynaktan gelen yüksek proinflamatuar protein seviyeleri, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve otizm gibi durumlarda nörolojik ve duyusal işleme farklılıklarıyla ilişkilendirilmiştir. Hrubec, kuaterner amonyum bileşiklerinin testislerde de birikebildiğini söyledi. Üç çalışmanın ikisinde QAC’ye maruz kalan erkek farelerde daha düşük sperm sayısı ve daha az hareketli sperm görüldü. Hrubec’in laboratuvarı henüz nedeni araştırmadı ancak ipuçları var: QAC’ler sperm üretimini, olgunlaşmasını ve hareketliliğini etkileyen vücut fonksiyonlarına zarar verebilir. Hrubec, “İnsanlar için bunun ne anlama geldiği, hayvan çalışmalarından insanlara geçerken her zaman büyük sorudur. İnsanlarda tespit ettiğimiz bazı konsantrasyonlar hayvan ve hücre kültürü çalışmalarında kullanılanlar kadar yüksekti, bu yüzden maruziyetlerin eşdeğer olduğunu biliyoruz. İnsanlarda doğurganlığı etkileme potansiyeli açıkça mevcut, ancak henüz bilinmiyor” dedi.
PANDEMİYLE PATLAYAN KULLANIM VE ÖNLEM ÖNERİLERİ
Covid-19 salgını sırasında korkan kitlelerin kendilerini ve görüş alanındaki neredeyse her şeyi sterilize etmesiyle QAC kullanımı hızla arttı. Küçük bir çalışma, pandemi sırasında ev tozundaki QAC seviyesinin yüzde 62, insan kanındaki seviyenin ise sadece bir yılda yüzde 77 arttığını buldu. Covid korkusu azaldı ancak tüketicilerin evleri, ofisleri ve okulları derinlemesine dezenfekte etme ilgisi azalmadı. Tahminlere göre QAC’lerin küresel pazarı 2026’da 1,17 milyar dolara ulaşacak; bu, 2019’dan bu yana yüzde 21’den fazla bir artış anlamına geliyor. Bugün bu bileşikler, ABD Çevre Koruma Ajansı’nın SARS-CoV-2’ye karşı onaylı dezenfektanlar listesindeki yüzlerce ürünün ana bileşenleri olmaya devam ediyor. Fuoco, “Benzalkonyum klorür yani BAC, diğer adıyla alkil dimetil benzil amonyum klorür yani ADBAC en yaygın kullanılan QAC’dir. Antibakteriyel el sabunlarında, dezenfekte edici mendil ve spreylerde, çamaşır sanitizelerinde ve daha fazlasında bulunur. Didesildimetilamonyum klorür yani DDAC da yaygın olarak kullanılır ve genellikle aynı dezenfektan formülasyonlarında BAC ile birleştirilir” dedi.
QAC’lerin kreşler, spor salonları, bakım evleri, okullar, hastaneler, ofisler ve endüstriyel alanlar gibi sık kullanıldığı yerlerde risk artıyor. İç mekan maruziyeti üzerine çalışan Emory Üniversitesi’nden Salamova, kreş ve huzurevi tesislerindeki tozdaki QAC seviyelerinin konutlardakinden yaklaşık üç kat daha yüksek olduğunu buldu. Hrubec, “Çocuklarım küçükken kreşin bebek odasında bakıcılar, bebeğin ağzına götürdüğü oyuncağı alıp QAC dezenfektanına batırıyor, geri çıkarıp silkeliyor ve başka bir bebeğe veriyorlardı” dedi. Bakıcılar muhtemelen QAC’lerin potansiyel zararlarının farkında değiller ve çocukları güvende tuttuklarını düşünüyorlar, ancak uzmanlar bunun boşa çaba olduğunu söylüyor. Oyuncak dezenfekte edilmeden önce temizlenmediği sürece mikroplar kalıyor. Hrubec, “Önce temizlemeden dezenfektan kullanmak hiç etkili değil. Daha da sinir bozucu olan, her şeyi dezenfekte etmemize gerek olmaması. Üreticiler bu kimyasalların mikropların yüzde 99’unu öldürdüğünü reklam ediyor. Ancak sabun ve su mikropların yüzde 99’unu temizler; duruladığınızda bakteri ve mikroplar gider” dedi. Uzmanlar, insanların sıradan sabun ve suyun yeterli olacağı durumlarda giderek daha fazla potansiyel zararlı kimyasala maruz kalmasının rahatsız edici ironisini vurguluyor. Salamova, “Mesajımız temizliği veya dezenfeksiyonu bırakın değil. Ne zaman sadece temizleyebileceğinizi, ne zaman gerçekten dezenfekte etmeniz gerektiğini anlayın. Bulaşıcı bir hastalığı olan biri varsa dezenfekte etme zamanıdır. Ancak her temizlikte dezenfekte etmenize gerek yok” dedi.
GÜVENLİ ALTERNATİFLER VE BİLİMSEL UYARILAR
QAC’lerden kaçınmanın kilit bir yolu, “antibakteriyel”, “antimikrobiyal”, “dezenfekte edici”, “sanitize edici” veya “mikrop öldürücü” olarak pazarlanan ürünlerin etiketlerini kontrol etmek. Fuoco, “Ürün etiketlerindeki ‘koku kontrolü’, ‘kalıcı koruma’ veya yüzeylerin ‘daha uzun süre temiz kaldığı’ iddialarına dikkat edin; bunlar da eklenmiş antimikrobiyallere işaret edebilir” dedi. Dezenfektan gerekli olduğunda Hunt ve diğer uzmanlar, sitrik asit, hidrojen peroksit ve etil alkol içeren ürünlerin yani alkollü mendillerin daha güvenli alternatifler olduğunu söylüyor. Hunt için sorun mutfağın altında durandan daha büyük. QAC’lerin BPA’nın hikayesini tekrarladığına inanıyor: Bir kimyasal güvenilir hale gelir ve günlük yaşama yerleşir, ancak bilim insanları gerçek maliyetini ancak daha sonra ortaya çıkarmaya başlar. Hunt, “QAC’leri insan vücudunda nasıl izleyeceğimizi gerçekten anlamadan önce üretip ticarete sürdük. Bu kimyasallarla temas etmememiz gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.