1996 yılında terör zanlısı yabancıların sınır dışı edilmesi için kurulan ancak bugüne kadar hiç kullanılmayan gizli bir mahkeme, Trump yönetiminin başvurusuyla ilk kez harekete geçti. Yabancı Terörist Sınır Dışı Mahkemesi (ATRC) olarak adlandırılan bu yapı, 30 yıl boyunca atanmış yargıçlarıyla beklemeye devam etti. Federal hükümet daha önce hiçbir davada bu mahkemeye başvurma gereği duymazken, anayasal açıdan tartışmalı usulleri nedeniyle risk almaktan kaçındı.
MAHKEMENİN GİZLİLİK PERDESİ İLK KEZ ARALANIYOR
Mahkeme, hükümete bir kişinin terörist olduğuna dair delilleri, sınır dışı edilmek istenen kişiden bile gizli tutma konusunda geniş yetkiler tanıyor. Aynı zamanda göçmenlerin sınır dışı kararlarına itiraz etmek için kullandıkları birçok yolu da kapatıyor. Mahkemenin işleyişi büyük ölçüde gizli olduğu için Adalet Bakanlığı’nın bu ay açtığı çığır açıcı davaya ilişkin çok az bilgi kamuoyuna yansıdı. Davaya bakan ATRC yargıcının verdiği bir emir, hükümetin ilk argümanlarının ikna edici bulunmadığını ve ek bilgi talep edildiğini ortaya koydu.
ANAYASAL TARTIŞMALAR 30 YILDIR SÜRÜYOR
Kongre, mahkemeyi 1996 tarihli Terörle Mücadele ve Ölüm Cezasının Etkinleştirilmesi Yasası ile kurdu. O günden bu yana usullerin anayasal olup olmadığı sorusu gündemde kaldı. Bu nedenle önceki yönetimler mahkemeyi kullanmaktan kaçındı. Kanun koyucular, gizli usulleri devlet sırlarını korumak amacıyla belirledi. Yasaya göre, “yabancı terörist” olarak tanımlanan kişilere sınır dışı edilmelerini haklı kılan deliller hakkında çok sınırlı bilgi veriliyor. Bu sınırlamalar, Beşinci Değişiklik’in vatandaşlara ve hatta yasadışı göçmenlere tanıdığı yasal süreç haklarını ihlal ettiği yönünde eleştirilere yol açtı.
TRUMP YÖNETİMİ RİSK ALMAYA HAZIR
Eski Adalet Bakanlığı yetkilisi Andrew Arthur, ATRC’nin “kesinlikle son tercih edilen mahkeme” olduğunu belirtti. Arthur, daha önce geleneksel göçmenlik işlemlerinin sınıflandırılmış bilgiler için yeterli korumayı sağladığını söyledi. Ayrıca mahkemenin kullanılmasının kaçınılmaz olarak hukuki itirazları ve Yüksek Mahkeme müdahalesini beraberinde getireceğine dikkat çekti. Trump yönetiminin ise yasal sınırları zorlama konusunda daha istekli olduğu gözleniyor.
HUKUKÇULAR HIZLI SINIR DIŞI SÜRECİNE DİKKAT ÇEKİYOR
Mahkeme, teoride bireylerin sınır dışı edilmesini hızlandırırken, kişilere itiraz için tanınan birçok mekanizmayı da ortadan kaldırıyor. Yasa, işlemlerin “mümkün olduğunca hızlı” yapılmasını şart koşuyor ve iltica başvurularını engelliyor. Temyiz süreci de daha kısa; karardan sonra 20 gün içinde temyiz başvurusu yapılması gerekiyor. Hukuk uzmanları, bu hızlı sürecin anayasaya uygunluğunun zaman alacağını ve mahkemenin kitlesel sınır dışı işlemleri için uygun olmadığını belirtiyor.
DAVADA YARGIÇTAN EK BİLGİ TALEBİ
Trump yönetimi, başvurusunu Temmuz ayında yaptı. Davaya bakan Yargıç Joan Ericksen, 16 Temmuz’da bir duruşma gerçekleştirdi. Ericksen’in emri, hükümetin davasında boşluklar olduğunu ve kişinin eylemleri ile hükümetin dayandığı yasalar arasındaki bağlantıya dair soru işaretleri bulunduğunu gösterdi. Yargıç, hükümete Çarşamba gününe kadar ek bilgi sunma süresi tanıdı ve “hükümetin daha dikkatli bir değerlendirme fırsatından faydalanabileceğini” belirtti.