Brett McGurk, dört ABD başkanının ulusal güvenlik pozisyonlarında görev yapmış bir küresel meseleler analisti. McGurk, “Brink: Inside the Race to Free the October 7 Hostages” adlı kitabın yazarı. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, ABD Sovyetler Birliği’nin yükselişiyle, yıkılmış bir Avrupa ile Soğuk Savaş’ın eşiğinde mücadele ederken, Başkan Harry S. Truman’ın Demokrat Partisi, ara seçimlerde ağır bir yenilgi aldı. 1946’da Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisi’nde 55, Senato’da ise 12 sandalye kazanarak, 16 yıl aradan sonra her iki mecliste de kontrolü ele geçirdi. Truman’ın başkanlığı sona eriyormuş gibi görünüyordu.
TRUMAN VE VANDENBERG'İN ORTAKLIĞI
Truman, kendi partisinden bir senatörün, Arkansaslı J. William Fulbright’ın, Cumhuriyetçi bir dışişleri bakanı atayıp istifa etmesini önerdiği bir dönemde, Michiganlı eski izolasyonist Senatör Arthur Vandenberg’e yöneldi. Vandenberg, yeni Kongre’de Dış İlişkiler Komitesinin başkanlığına getirildi. İkili, Truman Doktrini, Marshall Planı ve nihayetinde NATO’yu kuran Kuzey Atlantik Antlaşması’nı oluşturan stratejiler geliştirdi. Vandenberg’in temel ilkesiyse, partizan politikanın “suyun kenarında” durması gerektiğiydi.
GÜNÜMÜZDEKİ BENZERLİKLER
Günümüzde Trump, Truman’ın karşılaştığı benzer bir durumla yüzleşiyor: Ara seçimler sonucunda her iki kongre odası da muhalefete geçti. Trump’ın bir Vandenberg bulup bulamayacağı ise merak konusu. Bugün, ABD’nin yapay zeka alanında Çin ile girdiği teknoloji yarışında, ekonomik ve askeri gücün geleceği tehlikede. Avrupa ise Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin beşinci yılına yaklaşırken, daha büyük bir savaş riskiyle karşı karşıya. ABD, İran ile bir çıkmaza girmiş durumda ve Tahran’ın Amerika’ya karşı düşmanlığından, terörizmi desteklemesinden veya nükleer hedeflerinden vazgeçmesini beklemek de mümkün değil. Tüm bu tehditler, Trump’ın başkanlığını aşacak.
STRATEJİK KARARLARIN ÖNEMİ
Bu tehditlerin her biri, yıllar veya on yıllar sürecek sonuçlar doğuracak kararlar gerektiriyor. Washington’un bir politikayı yeterince sürdürememesi, bu kararları daha da zorlaştırıyor. Okyanusun diğer tarafındaki görünüm de dikkate alınmalı. Vladimir Putin, Amerika bölünmüşken neden uzlaşma sağlasın ki? Aynı şey, bölünmüş bir ABD’yi ve terminal bir çöküşü gören Çin Devlet Başkanı Xi Jinping için de geçerli. İran’ın liderleri de, ABD Orta Doğu’dan tamamen çekilecekken neden uzlaşma yoluna gitsin?
POLİTİKADA YENİ BİR DÖNEM
Truman-Vandenberg ortaklığı, her iki tarafın da karşıt partiyi yenmekten daha büyük sorumluluklar kabul etmesiyle işe yaradı. Truman, Sovyet genişlemesinin Amerikan güvenliğini tehdit ettiğine inanıyordu ve ABD’nin Sovyet baskısına maruz kalan ülkeleri güçlendirmesi gerektiği görüşündeydi. Marshall Planı, ekonomik destek sağlarken; Atlantik ittifakı da askeri güç sundu. Bipartisan destek, bu politikaların sürdürülebilirliğini artırdı.
GÜNÜMÜZDE İŞBİRLİĞİ GEREKİYOR
Günümüzde iki parti için de bir ders var: Ülkenin menfaati için bir ortaklık, siyasi ödünler gerektiriyor. Başkan, mirasının artık Demokratlarla iş birliği yapmayı gerektirdiğini kabul etmelidir. Demokratlar da, desteklemeye değer bir politikanın Trump’a kazandırabileceğini anlamalıdır. Ancak Washington’daki siyasi iklim, bu tür bir ortaklığı zorlaştırıyor. Chris Coons ve Gregory Meeks gibi isimlerin, iki partiyi bir araya getirebilecek deneyime sahip olması umut verici.
GELECEK İÇİN FIRSATLAR
Yeni Kongre, Trump’ı denetleyebilir ve dış politika alanında iki partili anlaşmalar arayışında bulunabilir. Ancak Trump’ın tutarsızlığı, bir kongre ortağının neye destek vereceğini bilmesini zorlaştırıyor. Uzlaşma ruhuyla atılacak adımlar, önemli kazanımlar sağlayabilir. Ukrayna için çok yıllı bir anlaşma, Avrupa ortaklarından daha fazlasını talep edebilir. Çin ile, enerji ve bilgisayar altyapısını güçlendirecek anlaşmalar yapılabilir. İran konusunda ise, net hedefler belirleyerek çatışmayı sona erdirecek bir strateji geliştirilebilir.
Seçim sonuçları, yönetişimdeki sorumlulukları bölmüş olsa da, ABD’nin karşılaştığı zorlukları askıya almadı. 1946’da olduğu gibi, Truman ve Vandenberg, diğer ülkelere Amerikan taahhütlerinin seçimlerden etkilenmeyeceğine dair güven vermişti. Benzer bir iş birliği bugün olmasa da, ihtiyacı acildir. Aksi takdirde, düşmanlarımıza dayanabileceğimizi, dostlarımıza ise başka planlar yapmalarını göstereceğiz.