Trump İran Diplomasisinde Amerikan Halkına Dürüst mü?

Trump, İran ile diplomasinin iyi gittiğini, anlaşmanın yakın olduğunu ve “her şeyin sonunda yoluna gireceğini” söyleyip duruyor. Ancak aynı şeyi aylardır tekrarlıyor. Perde arkasında yürütülen dolaylı görüşmelerde ilerleme kaydedildiği, iki tarafın da önerilen ilk mutabakat zaptının metni üzerinde çalıştığı belirtiliyor. Buna karşın Trump’ın vaat ettiği, Hürmüz Boğazı’nı açacak ve İran’ın nükleer heveslerini sonsuza dek sonlandıracak kapsamlı gerçek anlaşma şimdilik bir Orta Doğu serabından ibaret.

TRUMP'IN İYİMSERLİĞİ İRAN'DAN GELEN SİNYALLERLE ÇELİŞİYOR

Bu durum, Başkan’ın Amerikan halkına diplomatik ilerleme ve ulaşılabilir hedefler konusunda dürüst olup olmadığı sorusunu akıllara getiriyor. Tahran’dan gelen açıklamalar, Trump’ın söylemlerine kıyasla daha az iyimser. İranlı müzakerecilerin, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları sonrası iletişimi tamamen kestiğine yönelik haberler var. Bir de ABD-İran ateşkesi var ki bu ismi hak edip etmediği tartışmalı. Salı gecesi İran’ın Kuveyt havalimanına düzenlediği saldırıda bir Hint vatandaşı hayatını kaybetti. Tahran ayrıca Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD üslerini vurmaya çalıştı ancak başarısız oldu. Bu saldırıların, İran’ın Kharg Adası’ndaki petrol ihracat merkezine giden bir tankere ABD’nin düzenlediği füze saldırısına misilleme olduğu belirtiliyor.

SAVAŞIN BİTTİĞİ İDDİASI GERÇEKLERLE ÖRTÜŞMÜYOR

Bu gergin ortam, Trump’ın savaşla ilgili son açıklamalarını gerçeklerden daha da kopuk hale getiriyor. Şubat ayında başlattığı, Mart başında kazandığını ilan ettiği ancak hâlâ bitiremediği bir savaş var ortada. Trump, Çarşamba günü yayınlanan bir podcast röportajında İran lideri Ali Hamaney ile “oldukça iyi anlaştıklarını” ve onunla görüşmek istediğini söyledi. Diplomasi hiçbir zaman kolay değildir; ne yazık ki su ısıtıcısı gibi hemen kaynamaz. Trump’ın sürekli iyimserlik pompaladığını düşününce, müzakerelerin uzun sürmesi anlaşılabilir. Müzakere ve atılım umudu yaratmak, uzlaşmaya alan açıyorsa meşru bir diplomatik taktik olabilir. Trump Çarşamba günü Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada “Müzakere çok iyi gidiyor, olabilir de olmayabilir de ama olursa hafta sonu gibi anlaşabiliriz” dedi.

RUBİO'NUN KOMİTE İFADELERİ ÇELİŞKİLERİ ORTAYA KOYDU

Yönetim için durum zor. Dev bir zafer kazanıp İran donanmasını Basra Körfezi’nin dibine gönderdiği iddiasına rağmen ABD süper gücü eli kolu bağlı bekliyor gibi görünüyor. Yeniden toparlanan İran rejiminin boyun eğmesini beklemek, hiçbir teslimiyet belirtisi göstermeyen bir rakibe karşı zorlu bir bekleyiş. Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Temsilciler Meclisi ve Senato komitelerindeki iki günlük sunumu, görüşmelerin ne kadar çetrefilli olduğunu ortaya koydu. Rubio, yönetimin savaş stratejisiyle ilgili sert sorularla karşılaştı. Savaşın çelişkilerini açıklamakta zorlanan Rubio, bir yandan kazanılmış bir savaşın neden bitirilemediğini, diğer yandan geçen yıl hava saldırılarıyla “yok edildiği” söylenen bir nükleer programın bitirilmesi için neden müzakere yapıldığını izah etmek zorunda kaldı. Demokrat Temsilci Sara Jacobs’un “Savaş bittiyse kim kazandı?” sorusuna Rubio, İran’ın askeri sanayi altyapısının yok edildiğini, füze rampalarının ve insansız hava aracı stoklarının azaltıldığını, hava ve deniz kuvvetlerinin çökertildiğini söyleyerek “Bunu zafer olarak görüyorum” yanıtını verdi.

BİR ANLAŞMA İÇİN ÖN KOŞULLAR VE SIRA TARTIŞMASI

Rubio gizli diplomasiye de ışık tuttu. İran’ın öncelikle Hürmüz Boğazı’nı geçiş ücreti almadan açması, mayınları temizlemesi ve gemilere ateş açmaması gerektiğini; buna karşılık ABD ablukasının kaldırılacağını ancak herhangi bir yaptırım hafifletmesi yapılmayacağını söyledi. Ardından İran’ın uranyum zenginleştirmeyi sonlandırmak ve mevcut stokunu elden çıkarmak için özel müzakerelere girmesi gerekecek. Ancak bu aşamadan sonra Tahran’ın mal varlıklarının bir kısmının çözülmesi söz konusu olabilir. İran yarı resmi haber ajansı Mehr ise mutabakat zaptı metninin “hâlâ tartışıldığını” ve Tahran’dan henüz bir yanıt gönderilmediğini duyurdu. Taraflar arasındaki sıralama anlaşmazlığı, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki petrol trafiğini durdurarak ele geçirdiği pazarlık kozunu ortaya koyuyor. Bu durum, ABD’yi nükleer müzakerelerdeki geleneksel kozlarından (yaptırımlar ve varlık dondurmaları) daha müzakereler başlamadan vazgeçmeye zorlayabilir.

İSRAİL'İN LÜBNAN OPERASYONUNA DOLAYLI ETKİ

Tahran’ın, Başkan Trump’ı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Lübnan’daki Hizbullah’a yönelik saldırıları konusunda dizginlemeye zorladığı görülüyor. İran Devrim Muhafızları, bu vekil gücünü bölgesel cephaneliğinde tutmayı umuyor. Demokrat Senatör Jeff Merkley, Trump’ın bu pazarlıkta geride kaldığını belirterek “Müzakereler felç oldu. İran diyor ki: ‘Boğazı açmamızı istiyorsanız varlıklarımızı çözün, yaptırımları kaldırın ve İsrail Lübnan’ı bombalamayı bıraksın.'” Yönetim bir başka zor soruyla daha karşı karşıya: Düşmanlıkların resmen durdurulması için bir mutabakat zaptı oluşturmak bu kadar uzun sürüyorsa, Trump neden kapsamlı bir nükleer anlaşmanın hemen ardından geleceğini düşünüyor? 2015’te İran nükleer programını donduran anlaşma neredeyse iki yıl süren zorlu müzakereler ve yıllarca süren hazırlık çalışmaları gerektirmişti. Rubio ise herhangi bir Trump anlaşmasının çok daha kapsamlı olacağını ancak bunun “sıkıcı” uzun vadeli müzakereler gerektireceğini kabul ediyor.

ZAMAN BASKISI VE BEKLEYEN TEHDİTLER

Uzatmalı, usulüne uygun diplomasi kötü bir şey değil. Düşmanlar konuşurken genellikle savaşmazlar ve sivil ya da asker ölmez. Ancak ABD-İran savaşının özel koşulları, savaşın kazanıldığında ısrar eden Trump’a rağmen belirli bir zaman baskısı yaratıyor. Savaş, ateş hattındaki Körfez ülkeleri için bitmiş değil; ekonomileri, turizm sektörleri ve toplumları rehin tutuluyor. Boğazın kapanmasının küresel ekonomi üzerindeki etkileri her geçen gün ağırlaşıyor. Petrol stoklarının endişe verici bir hızla azaldığı uyarıları yapılıyor. Yüksek benzin fiyatlarından bıkan ABD’li tüketiciler için savaş bitmiş değil. Trump’ın aciliyet duygusu haklı ancak gerçek bir çözümün ortaya çıkması haftalar alabilecekken yakın bir anlaşma hayali kurmak, onun pembe beklentileri hakkında şüphe uyandırıyor. Başkan’ın, küçümsediği “sıkıcı” diplomasiyi sevmeyi öğrenmesi gerekebilir.

ÖNE ÇIKAN HABERLER

4 Araçta 50 Milyon Lira Hasar

İstanbul Bakırköy'e bağlı Yeşilköy Mahallesi'ndeki bir galerinin önünde park halindeki lüks otomobilde saat 04.30 sıralarında çıkan yangın hızla büyüyerek üç araca daha sıçradı. Olay yerine polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

4 Haziran Spor Sayfalarından Öne Çıkanlar

Bonservis değeri en yüksek futbolcular listesinde Kenan Yıldız yedinci sırada, Arda Güler ise dokuzuncu sırada yer aldı. Ersun Yanal, A Milli Takım'ın Dünya Kupası'nda grup favorisi olduğunu belirtti.

Şanlıurfa’da Araya Giren Anne Öldü, Oğlu Yaralandı

Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesi Akpiyar Mahallesi'nde iki grup arasında henüz bilinmeyen bir nedenle çıkan tartışma silahlı kavgaya dönüştü. Olayda araya girmeye çalışan anne Heriman Altundağ vuruldu.

Güzelbahçe Operasyonunda İki Kişi Daha Tutuklandı

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Mısır'da bulunan iki şüpheli, yurda dönüşlerinde İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nda jandarma tarafından gözaltına alındı. Belediye Meclis Üyesi G.G. ve inşaat firması yetkilisi eşi Ş.G., jandarmadaki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi.

Petrol Yükseldi, Borsalar Düştü, OECD Uyardı

Piyasalardaki endişeler, Ortadoğu'da ateşkes beklentilerine rağmen saldırıların sürmesiyle arttı. Kuveyt Uluslararası Havalimanı'nın yolcu terminaline insansız hava aracı saldırısı düzenlendi.