Trump yönetimi, perşembe günü Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel’e yaptırım uygulayarak Havana yönetimi üzerindeki baskıyı daha da artırmayı hedefliyor. Yaptırımlar kapsamında eski lider Raul Castro’nun oğlu ve torunu, Díaz-Canel’in eşi ve üvey oğlunun yanı sıra Küba Devrimci Silahlı Kuvvetler Bakanlığı, Küba hükümetine bağlı olduğu belirtilen üç kuruluş ve bir Küba-Avustralya ortak maden girişimi de yer alıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yaptığı yazılı açıklamada, rejimin ABD ulusal güvenliğini baltalamaya yönelik saldırgan kampanyasını sürdürenleri hedef aldıklarını ifade etti.
KÜBA LİDERLİĞİNE YÖNELİK YENİ YAPTIRIM DALGASI
Bu hamle, Trump yönetiminin Küba ekonomisini felç etme ve Havana’da rejim değişikliği de dahil olmak üzere değişiklikler yapmaya zorlama çabalarının en son adımı olarak kayda geçti. Alınan önlemler arasında ağır yaptırımlar, devam eden petrol ablukası ve Raul Castro hakkında açılan dava bulunuyor. Öte yandan, ABD’ye ait bir uçak gemisinin bölgeye gönderilmesi ve Rubio’nun Küba’nın ABD için bir tehdit oluşturduğu yönündeki ısrarlı açıklamaları, adaya yönelik olası bir askeri müdahale ihtimalini gündemde tutuyor.
Rubio perşembe günü yaptığı açıklamada, “Bu yaptırımlar, Küba rejiminin geniş kapsamlı ve şiddet içeren radikal eylem ağını ile bunları uygulayan ve finanse eden aktörleri hedef almaktadır. Fidel Castro’nun sözde Marksist ‘devrimi’ küreselleştirme programıyla başlayan süreçte Havana, ABD çıkarlarına karşı küresel düzensiz savaş için bir ileri harekat üssü olarak hizmet vermiş, bölgemizdeki şiddet yanlısı solcu militanları toplamış, eğitmiş ve donatmıştır. Bunlara ABD’deki Marksist terör grupları da dahildir ve nihai hedef ABD ulusal güvenliğini zayıflatmaktır” ifadelerini kullandı.
İKİNCİL YAPTIRIM TEHDİDİ VE EKONOMİK ABLUKA
Rubio, Küba ekonomisinin büyük bir kısmını yöneten askeri holding GAESA, MINFAR veya daha önce yaptırım uygulanan İçişleri Bakanlığı’na yüzde 50 veya daha fazla oranda ait olan kuruluşlarla iş yapan herkese karşı ikincil yaptırım tehdidinde bulundu. Dışişleri Bakanlığı’na ait ayrı bir bilgi notunda, “Belirlenen kuruluşlara hizmet sağlayan yabancı bankalar ve şirketler yaptırım riski altındadır ve bu faaliyetleri durdurmalıdır. Trump Yönetimi, Küba rejiminin yıkıcı ağını, bu yıkıcı operasyonlara izin verenleri ve Küba halkı acı çekerken bundan kazanç sağlayanları hedef almaya devam edecektir” uyarısı yapıldı.
Rubio, çarşamba günü Capitol Hill’de milletvekillerine yaptığı konuşmada, ABD’nin “Küba’yı demokrasi, refah, özgürlük ve normalliğe giden bir yola koyacak müzakere edilmiş bir duruma açık olduğunu” ve “bunu yapmaya açık olan herkesle çalışacağını” söyledi. Üst düzey ABD’li diplomat, bu ihtimalin “zorlu” olduğunu kabul ederken, Küba sistemi içinde Venezuela’da eski Maduro ortağı Delcy Rodriguez’e denk bir isim bulamadıklarını belirtti.
Rubio, geçiş sürecinin daha çok Çek Cumhuriyeti veya Polonya’ya benzeyebileceğini, bu ülkelerde toplumdaki belirli kurumların istikrar ve uzun ömür sağlamak için korunduğunu ifade etti. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde konuşan Rubio, “Belki de birlikte çalışabileceğimiz belirli teknokratlar olabilir, ancak bunu daha üst kademelerde bulmak biraz daha zor çünkü bazılarının ideolojik eğilimleri var. O ülkedeki iktidar aygıtı içinde, sahip oldukları sistemin sürdürülebilir olmadığını ve düzeltilmesi gerektiğini anlayan kişiler açıkça var” dedi. Ancak “Delcy number two” (ikinci bir Delcy) olup olmadığı sorusuna Rubio, şu an için böyle birini bulamadıklarını ve bu geçişi baştan sona yönetecek güvenilir tek bir kişinin adını veremeyeceğini söyledi.