ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) resmi kayıp asker raporlama sayfasında, İran savaşında ölen dört Amerikan askerine ait ölüm kayıtları geçen hafta aniden yok oldu ve bu durum kamuoyunda dikkat çekti. Pentagon yetkilileri bu silinmenin geçici bir veri kesintisi olduğunu savunsa da, askeri kaynaklar bunun bilinçli bir şekilde yapıldığını belirtti. Hafta sonu kayıtlara geri dönen bu dört ölüm, beklendiği gibi İran savaşı operasyonu kapsamında değil, tamamen yeni bir kategori altında listelendi.
ÖLÜMLER ÜÇ FARKLI OPERASYON KATEGORİSİNE ALINDI
Pentagon’un Hasar Tespit ve Analiz Sistemi’ne hafta sonu yeniden eklenen dört ölüm, daha önce yer aldıkları “Epic Fury Operasyonu” (İran savaşı misyonu) altına değil, “Denizaşırı Operasyonlar” başlıklı yepyeni bir kategoriye dahil edildi. Bu yeni kategori “26 Temmuz 2026’dan itibaren geçerli” ifadesiyle tanımlandı. Pentagon ayrıca güncelleme kapsamında 140’tan fazla yaralı askeri de sisteme ekledi. Dört askerin ölüm kayıtları daha önce de farklı şekillerde sınıflandırılmıştı. Ölen iki asker için ilk yapılan açıklamada “Irak ve Suriye’deki IŞİD’e karşı yürütülen Inherent Resolve Operasyonu” kapsamında oldukları belirtilmiş, ardından bu ifade “Ürdün’deki denizaşırı operasyonlar” olarak değiştirilmişti. Böylece dört asker bir hafta içinde üç farklı operasyon kategorisine bağlanmış oldu.
TRUMP YÖNETİMİNE SİYASİ VE HUKUKİ KOLAYLIK
Bu yeniden sınıflandırmanın arkasında siyasi ve hukuki nedenler olduğu değerlendiriliyor. İlk olarak Başkan Trump’ın İran savaşındaki ölü sayısını daha düşük göstermesine olanak tanıyor. Trump geçen hafta yaptığı açıklamada 18 ölüm sayısını zikrederken, bu sayı dört askerin eklenmesiyle 14 değil 18 olarak kalıyor. Trump’ın selefi Joe Biden dönemindeki Afganistan çekilmesinde yaşanan 13 Amerikan ölümünü sürekli eleştirdiği biliniyor. İkinci olarak bu durum, Trump’ın savaşı Kongre onayı olmadan sürdürme yetkisini hukuki olarak güçlendirmeyi amaçlıyor. Savaş Yetkileri Yasası, başkana Kongre onayı olmaksızın 60 ila 90 günlük askeri harekata izin veriyor. Bu yasanın kapsamından çıkmak için yönetim, ilk çatışmanın Nisan ayındaki ateşkesle sona erdiğini ve 7 Temmuz’da yeni bir çatışmanın başladığını iddia ediyor. Dört ölümün Epic Fury Operasyonu kapsamında listelenmesi bu iddiayı zayıflatacağı için yönetim bunları başka operasyonlara kaydırmış görünüyor. Ancak bu yaklaşım asker ölümleriyle ilgili bir tür muhasebe oyunu olarak nitelendiriliyor. Zira bu dört asker ilk 14 askerle aynı savaşta hayatını kaybetti; sadece arada üç aylık bir ateşkes dönemi yaşandı.
TRUMP’IN ASKER ÖLÜMLERİNE KARŞI TUTUMU
Pentagon’un ilk etapta kayıtların silinmesini “geçici veri kesintisi” olarak nitelendirmesi ve ardından yaşanan bu değişiklikler, Trump yönetiminin asker ölümlerine karşı duyarsız ve kaotik tutumunun son örneği olarak değerlendiriliyor. Trump yıllardır ölen ve yaralanan askerler hakkında empati kurmakta zorlandı. Merhum Senatör John McCain hakkındaki sözlerinden “ezikler” ve “kaybedenler” ifadelerine, travmatik beyin yaralanmalarını küçümsemesinden yaralı askerlere verilen ödüllerle ilgili uygunsuz yorumlarına kadar pek çok tartışmalı çıkışı bulunuyor. İran savaşı bu konuyu daha fazla gündeme getirirken, Trump’ın bu konuda hâlâ zorlandığı görülüyor. Savunma Bakanı Pete Hegseth ile birlikte Mart ayında ilk asker ölümleriyle ilgili yaptıkları açıklamalar da eleştiri konusu oldu. Trump giderek daha düşük ölü sayısını diğer savaşlarla karşılaştırmaya ve ölen askerlerin ailelerinin savaşını desteklediğini iddia etmeye başladı. Oysa en az bir aile üyesinin açıklaması bunun tam tersini gösteriyor. Trump için hiçbir şeyin kutsal olmadığı, asker ölümlerinin bile siyasi bir hesaplaşma aracına dönüştüğü ifade ediliyor.