Donald Trump, ikinci döneminin ilk haftalarında, ABD’ye kabul edilen neredeyse tüm mültecilerin Beyaz Güney Afrikalı olacağını duyurarak onlarca yıllık mülteci programını kökten değiştirdi. Aradan geçen 18 ayda ABD, 7 bin 700’den fazla Afrikaner’i kabul etti ancak bu çaba bazı önemli engellerle karşılaştı. Dünyanın geri kalanına büyük ölçüde kapatılan mülteci programı, diplomatik krizlere yol açtı, Güney Afrika’da bir işlem merkezi açılması için telaş yarattı, başvuranlardan alışılmadık talepler geldi ve bazı başvuru sahiplerinin sabıka kayıtları nedeniyle yüksek red oranları oluştuğu belirtildi.
PROGRAMIN HEDEFİ SADECE AFRİKANERLER OLDU
Programın işleyişine aşina bir düzineden fazla kişi, karşılaşılan zorlukların yönetimin programı yalnızca Afrikanerler’e fayda sağlayacak şekilde bükme arzusundan kaynaklandığını söyledi. Mülteci yardım kuruluşu HIAS’ın Başkanı ve CEO’su Beth Oppenheim, “Bir grubu diğerlerinin üzerinde tutmak gerçek insani ihtiyacı yansıtmıyor. Korunmayı hak eden Beyaz Güney Afrikalılar olmadığı anlamına gelmiyor elbette var. Ama tek korunması gereken nüfus onlarmış gibi davranmak dünyadaki gerçeği yansıtmıyor” dedi. Oppenheim, programın tarihsel olarak evlerini terk etmiş ve genellikle mülteci kamplarında yaşayan en savunmasız nüfuslara yönelik olduğunu hatırlattı.
Trump’ın ABD mülteci programını yalnızca Afrikanerler’i kapsayacak şekilde daraltması, ilk günlerde kariyer memurlarını şaşkına çevirdi. Kimlerin ABD’ye giriş yapmaya uygun olacağı, Beyazlar mı yoksa Güney Afrika’daki diğer azınlıklar mı olacağı tartışıldı. Kaynaklardan biri, “Bu grubu birdenbire ayırdılar. O yüzden ileri geri yaşandı” ifadelerini kullandı. Yetkililer, ırk belirtmeyen geniş bir tanımda karar kıldı; buna göre uygunluk için Güney Afrika vatandaşı olmak, Afrikaner etnik kökenine sahip olmak veya Güney Afrika’da ırksal bir azınlığa mensup olmak gibi şartlar aranıyor. ABD’ye gelenlerin ezici çoğunluğu Beyaz Güney Afrikalı.
YOĞUN BASKI VE HIZLANDIRILMIŞ SÜREÇ
Güvenlik Bakanlığı yetkilileri, mülteci memurlarını röportaj öncesinde eğitmek için Trump’ın Beyaz Güney Afrikalılar’ın zulme uğradığı iddialarını destekleyecek materyal bulmakta zorlandı. Eski ABD yetkilileri, yönetimin yeniden yerleştirmenin “çok hızlı” gerçekleşmesini istediğini, onay alan kişinin ertesi gün uçağa binmesinin beklendiğini aktardı. Bir kaynak, yönetim yetkililerinin “başkanın bu grubu yeniden yerleştirme önceliğini desteklemek için her şeyin yapılması” talimatını verdiğini söyledi. Başka bir kaynak ise durumu “uçağı uçururken inşa ediyorlar” diye tanımladı.
Bazı Afrikanerler haftalar içinde ABD’ye gelirken, sabıka kaydı sorunu olanlar reddediliyor. Red oranlarının yüzde 10’lu seviyelerde olduğu, bunun diğer mülteci grupları için tipik olan tek haneli yüzdelerin üzerinde olduğu kaydedildi. Bir kaynak, “Üç ya da dört suç olayına karışmış bir birey vardı, hatta bazen şiddet içeren suç. Soru şuydu: Bunun korunan bir zeminden kaynaklandığına dair gösterge neydi?” dedi. Bazıları ABD’ye gelmeyi kabul etse de çeşitli nedenlerle ayrılışlarını ertelemek istedi. Eski bir yetkili, “Afrikaner aileler ayrılış tarihlerini yeniden müzakere etmeye çalışıyordu çünkü arazi satıyorlar, düzenlemeler yapıyorlar, çocuklarının mezuniyetini bekliyorlardı. Çok fazla gecikme oldu ve bu son derece anormal” diye konuştu.
GÜNEY AFRİKA İLE GERGİNLİK VE DİPLOMATİK KRİZ
Program, geçen yıl Güney Afrika hükümetinin görevli iki ABD’li çalışanı kısa süreliğine gözaltına almasıyla yeni bir boyut kazandı. ABD’li yetkililer daha sonra operasyonlarını diplomatik bir alana taşıdı ve geçici yapılar kurdu. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “Bu sıradan bir diplomatik anlaşmazlık değildi. Güney Afrika hükümeti işlem merkezine baskın düzenledi, ABD’li yetkilileri ifşa etti ve taciz etti. Amaç Afrikanerler’in çilesini gayrimeşru göstermek ve işlem merkezindekileri yıldırmaktı” dedi. Güney Afrika İçişleri Bakanlığı ise operasyonun Kenya vatandaşlarına yönelik göçmenlik ihlalleri şüphesiyle yapıldığını belirterek “yetkisiz çalışanlarla koordine halindeki yabancı yetkililerin varlığı, niyet ve diplomatik protokol konusunda ciddi sorular doğuruyor” açıklamasını yaptı.
Trump yönetimi, Afrikanerler’in kabulünü sık sık öne çıkardı. Geçen mayıs ayında başkent Washington yakınlarındaki bir havaalanında yeni gelenler için ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın katıldığı bir karşılama etkinliği düzenlendi. Kaynaklar, hükümetin ilk Afrikaner grubunu ABD’ye getirmek için büyük masrafla özel bir uçak kiraladığını söyledi. Eski yetkililer, uçağı doldurma baskısı altında tıbbi muayenelerin bile atlanmasının tartışıldığını belirtti. Uçakta sadece 59 kişi vardı. Eski bir yetkili, “Uçağı doldurmaya yaklaşamadılar” derken bir başkası, kariyer memurlarının vergi mükellefi parasının bu amaçla kullanılmasına itiraz ettiğini söyledi. Bir diğer eski yetkili ise “Sadece fotoğraf karesi için insanları aceleyle göndermenin adil olmadığını düşündüm” ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, kabul edilen tüm mültecilerin ABD yasalarına göre güvenlik ve sağlık taramaları dahil tüm şartları karşıladığını vurguladı.
BEKLENTİLER VE UYUM SORUNLARI
Yönetim, yeni gelenlere Trump ve politikalarıyla uyumlu materyaller içeren karşılama paketleri dağıtmaya başladı. Eski bir ABD yetkilisi, önceki yönetimlerde mültecilere ABD’ye gelmeden önce “kültürel oryantasyon” verildiğini ancak geçen yıl siyasi atamaların bu materyallerin Trump’ın politik görüşlerini yansıtmadığı gerekçesiyle kullanımını durdurduğunu söyledi. ABD’ye gelenler, federal hükümetin sunduğu sınırlı kaynaklarla mülteci hayatına uyum sağlamakta zorlanıyor. Bu durum, farklı beklentilerle gelen bazı Afrikanerler’den tepki çekiyor. Sürece aşina bir kaynak, “Diğer tarafta yaratılan beklentiler gerçekçi değil. Alıştıkları kadar iyi olmayan bir duruma geliyorlar” dedi. Diğer mülteci gruplarının aksine, bazı Beyaz Güney Afrikalılar’ın maddi imkanları olduğu için gelir gelmez çocuklarını özel okula gönderebildiği ya da araba alabildiği belirtildi.
PROGRAMIN TARİHİ VE SIRADIŞI UYGULAMA
1980’de kurulan program kapsamında bugüne kadar 3 milyondan fazla mülteci ABD’ye kabul edildi. Başvuru sahipleri, ülkelerine dönmeleri halinde ırk, din, milliyet, belirli bir sosyal gruba üyelik veya siyasi görüş nedeniyle zulme uğrayacaklarını kanıtlamak zorunda. Genellikle ülkelerinin dışında bulunuyorlar ve korku nedeniyle geri dönemiyorlar. Uzmanlara göre Güney Afrika’da olduğu gibi mültecileri kendi ülkelerinde işlemek alışılmadık bir durum çünkü kişiler zulüm gördüklerini iddia ettikleri yerde ikamet ediyor. Tipik olarak durumlar o kadar acil ve tehlikeli ki insanlar başka bir ülkeye kaçmak zorunda kalıyor. Bu nedenle mülteci savunucuları, ABD’ye sığınma başvurusunda bulunan kişilerin yeniden yerleştirildikten sonra kaçtıkları ülkeye dönmeye istekli olduğu bir örnek hatırlamadıklarını söylüyor. Ancak birkaç kişinin ABD’ye gelip hayal kırıklığına uğrayarak Güney Afrika’ya döndüğü aktarıldı.
Trump, Güney Afrika’daki Beyaz çiftçilerin topraklarına el konulduğu ve kitlesel olarak öldürüldüğü iddialarını sık sık gündeme getirdi. Geçen yıl Güney Afrika Devlet Başkanı ile Oval Ofis’te yaptığı görüşmede de bu iddiaları dile getirdi. Söz konusu “soykırım” iddialarını destekleyen hiçbir kanıt bulunamadı. Beyaz Saray sözcüsü Anna Kelly, “Başkan Trump, Güney Afrika’da tecavüze uğrayan, sakat bırakılan, öldürülen ve mülklerinden sürülen Afrikanerler için bir can simidi sağladı. Güney Afrika hükümeti ve medya bu topluluğun korkunç deneyimlerini görmezden gelirken Trump yönetimi mültecilik başvurularını işlemeye devam ediyor çünkü başkanın insani bir kalbi var” dedi.
YENİ KOTA VE UZMAN GÖRÜŞLERİ
Başkanlık yönetimlerinin mülteci kotaları konusunda Kongre’ye danışması gerekse de başkanın kimlerin ve kaç kişinin gelebileceğine karar verme konusunda büyük yetkisi bulunuyor. Oppenheim, “Bu anı farklı kılan Trump’ın programa kendi yorumunu katması değil. Bu alışılmadık bir şey değil. Alışılmadık olan nasıl ve neden” dedi. Trump yönetimi, Afrikanerler’in sayısını artırmak için Güney Afrika devlet başkanının sözlerini ve geçen yıl yaşanan personel olayını gerekçe gösterdi. Bir raporda “Bu artan düşmanlık, halihazırda devlet destekli yaygın ırk ayrımcılığına maruz kalan Afrikanerler’in riskini yükseltiyor” denilerek kotanın 17 bin 500’e çıkarılması gerektiği savunuldu. Önümüzdeki aylarda daha fazla Afrikaner’in gelmesi bekleniyor.
Uzmanlar, bireysel bazda mültecilik kriterlerine uyan vakalar olabileceğini ancak Afrikanerler’in vakalarının büyük ölçüde ayrımcılığa dayandığını ve bunun ABD ve uluslararası hukukun mülteci tanımı için gerekenin altında kaldığını vurguladı. Bir mülteci savunucusu, “ABD mülteci programındaki en belirgin fark, uluslararası mülteci tanımına uyan insanlar tarafından domine edilmesiydi ama bunların hiçbiri uymuyor. Programın gerçek amacını değiştirdi” dedi.