ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen ay Türkiye’den ayrılmadan önce İran kaynaklı güvenlik tehdidi nedeniyle gizlice uçak değiştirdiği haberleri, ilk bakışta tartışma yaratmayacak ve hatta istihbarat filmlerini andıran bir önlem gibi görünebilir. Ancak Washington Post’un pazartesi akşamı duyurduğu ve ardından doğrulanan gelişme, beraberinde ciddi soruları ve sorunları gündeme getiriyor. Katar’ın hediye ettiği ve Trump’ın Air Force One olarak kullandığı yeni uçakla dönüş yapılmasının güvenlik gerekçesiyle iptal edildiği daha önce de bildirilmişti.
GİZLİ UÇAK DEĞİŞİKLİĞİ NASIL GERÇEKLEŞTİ?
Edinilen bilgilere göre Trump, eski uçağa bindikten sonra ikram kamyonu aracılığıyla gizlice daha küçük bir Air Force C-32A’ya transfer edildi. Bu uçakla İngiltere’ye giden Trump, burada yeniden eski Air Force One’a gizlice geçerek kameraların karşısına çıktı ve ardından Katar’ın hediye ettiği uçakla ABD’ye dönüş yolculuğunu tamamladı. Yeni uçağın tadilatı yapılmış olmasına rağmen eski uçağın daha üstün güvenlik özelliklerine sahip olduğu ve Türkiye’nin İran’a sınır olması nedeniyle bu tedbirin mantıklı görüldüğü belirtiliyor.
BAŞKANLIK UÇAĞI İÇİN BENZER ÖNLEMLER DAHA ÖNCE DE ALINDI
Devlet başkanlarını korumak için bu tür önlemler alınması alışılmadık ve meşru bir uygulama olarak kabul ediliyor. Eski Başkan Bill Clinton’ın 2000 yılında Pakistan ziyareti sırasında, ABD markalı bir uçağın iniş yapmasının ardından işaretsiz bir C-20 uçağıyla ülkeye giriş yaptığı biliniyor. Clinton döneminde, Usame bin Ladin gibi teröristlerin uçağı düşürme ihtimaline karşı bu yönteme başvurulmuş, ancak Clinton kısa süre sonra işaretsiz uçaktan inerek bu taktiği kamuoyuna fiilen duyurmuştu. Ayrıca Clinton yönetiminin, Beyaz Saray Muhabirleri Derneği başkanını bu konuda önceden gizli olarak bilgilendirdiği aktarılıyor.
TRUMP VE BEYAZ SARAY’DAN ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALAR
Trump ve Beyaz Saray’ın, tehdit ortadan kalktıktan sonra bile bu konuda yalan söylemeye devam etmesi dikkat çekiyor. İngiltere’den ABD’ye dönüş yolculuğu sırasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Trump, uçağın güvenlik endişeleriyle karşı karşıya kalabileceğinden genel olarak bahsetti, ancak belirli bir tehdit olduğunu kesin bir dille reddetti. Bir muhabirin “Belirli bir güvenlik endişesi olmadığını mı söylüyorsunuz?” sorusuna Trump, “Hayır. Hayır. Neden olsun?” yanıtını verdi. Başka bir sorun olup olmadığı sorulduğunda ise “Hayır” dedi. Muhabirlerin belirli bir tehdide yönelik ısrarlı soruları karşısında Trump, “Her zaman tehdit altındayım. Onların listesinde senden önce bir numarayım. Ama ben gidersem, sen de gidersin” ifadelerini kullandı.
KONGRE’YE BİLGİ VERİLMEMESİ TARTIŞMA YARATTI
Demokrat bir ulusal güvenlik yetkilisi, Kongre liderlerinden oluşan Grup 8’in bu olay hakkında bilgilendirilmediğini, ancak başkanlık hareketliliğinin Kongre’nin derinlemesine yönettiği bir konu olmadığını söyledi. Yetkili, yine de “Olay olmasa bile tehdit konusunda Kongre bilgilendirilmeliydi” dedi. Grup 8 üyesi bir Cumhuriyetçi yetkili ise grubun eylemleri hakkında yorum yapamayacağını belirtti.
GAZETECİLER VE ÇALIŞANLAR YEM OLARAK KULLANILDI MI?
Başkanı korumak için kapsamlı önlemler alınması anlaşılabilir olsa da bu plan, aralarında gazetecilerin ve yönetim çalışanlarının da bulunduğu çok sayıda kişiyi farkında olmadan eski Air Force One’da hedef haline getirdi. Bu durum, diğer kişilerin başka uçaklarla gönderilmesi gibi bir alternatifin değerlendirilip değerlendirilmediği sorusunu akla getiriyor. Eski Gizli Servis ajanı Robert McDonald, “Şimdi, ABD basınını ve Beyaz Saray çalışanlarını taşıyan diğer iki 747 uçağı için ne tür güvenlik önlemleri alındığına dair sorular gündeme gelecek” dedi. Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise yönetimin gazetecileri ve çalışanları risk altına sokup sokmadığına ilişkin soruyu yanıtsız bıraktı.
İRAN TEHDİDİ TRUMP’IN AÇIKLAMALARIYLA ÇELİŞİYOR
İran’a yönelik belirli tehdidin kamuoyunda bilinmeyen birçok boyutu bulunuyor. Ancak tehdidin bu denli ciddi bir güvenlik değişikliğine yol açacak kadar inandırıcı olması, Trump’ın İran’ın askeri kapasitesinin yok edildiği yönündeki iddialarını zayıflatıyor. Trump ve Savunma Bakanı Pete Hegseth daha önce İran’ın uçak düşürme kabiliyetine sahip olmadığını savunmuştu. Hegseth mart ayında ABD ve İsrail’in yakında “İran semalarının tam kontrolüne” ve “rakipsiz hava sahasına” sahip olacağını söylemişti. Trump da 24 Mart’ta “Kelimenin tam anlamıyla Tahran ve ülkenin diğer bölgeleri üzerinde uçan uçaklarımız var; buna karşı hiçbir şey yapamıyorlar” ifadelerini kullanmıştı. Trump ayrıca İran’ın “donanması”, “ordusu”, “hava kuvvetleri” ve “hava savunma sistemleri” olmadığını iddia etmişti. Ancak bu açıklamalardan kısa süre sonra İran, nisan ayı başlarında iki ABD uçağını düşürmeyi başarmıştı.
ESKİ BAŞKAN DANIŞMANINDAN ELEŞTİRİ
Eski Obama danışmanı David Axelrod, “Başkanı korumak için tehdit seviyesi bu kadar yüksek olduğu için bu tür olağanüstü adımlar atılması gerektiyse, Amerikan halkı bu özel durumda tehdit seviyesinin bu kadar yüksek olduğunu bilmeyi hak ediyordu” değerlendirmesinde bulundu.
SUBPOENA VE İÇ SORUŞTURMA SÜRECİ
Bu gelişme, Air Force One, güvenlik endişeleri ve Beyaz Saray’ın bu haberin üzerini kapatma çabalarıyla ilgili zaten karmaşık olan süreci daha da derinleştiriyor. Trump’ın Katar’dan gelen uçağı Türkiye’den dönüşte kullanmama kararı baştan beri soru işaretleri yaratmıştı. Uçak eski uçak kadar güvenli değilse, özellikle yabancı hava sahasında Trump’ın bu uçağı neden kullandığı sorgulanmıştı. Yönetim, Katar’dan gelen jetin güvenlik endişeleriyle değiştirildiğini haberleştiren New York Times muhabirlerine “ulusal güvenliği tehdit eden sınıflandırılmış bilgi sızdırma” gerekçesiyle celp (subpoena) çıkarmış, ancak bir yargıcın şüphelerini dile getirmesi üzerine iki hafta sonra bu celpleri geri çekmişti. Ayrıca yönetim içinde bazı yetkililerin telefonlarının incelendiği geniş kapsamlı bir iç soruşturma yürütüldüğü bildiriliyor. Bu soruşturmanın ne kadarının sızıntıların kaynağını bulmaya yönelik olduğu, ne kadarının Trump’ın Katar’dan gelen uçağı kullanma konusundaki aceleci ve potansiyel olarak tehlikeli kararıyla ilgili utançtan kaçınma çabası olduğu ise merak konusu.