Trump yönetiminin İran’la ateşkesi uzatma ve savaşı sona erdirme yolunda bir anlaşmaya varacağına dair yeni bir iyimserlik dalgası var—ve bu sadece Başkan Donald Trump’ın kafasının içinde değil. İran Dışişleri Bakanı bile anlaşmanın “hiç olmadığı kadar yakın” olduğunu söylüyor. Ancak belirtmek gerekir ki, iyimserlik için geçerli nedenler olsa da bu kendi başına bir barış anlaşması olmayacak. Bu, çok daha uzun bir sürecin ilk adımı. Buraya gelmek muhtemelen daha kolay kısımdı; bundan sonrası çok daha zor olacak. Görüşülen geçici anlaşma, temel olarak iki tarafın Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından kapatılması ve yakındaki ABD ablukasının sona erdirilmesi gibi daha kolay noktalarda anlaşmasını, daha zor maddelerin çözümü için ise 60 günlük bir takvim ve gündem belirlemeyi içeriyor. Trump yönetimi ayrıca İran’ın çok büyük tavizler verdiğini iddia ediyor, ancak İran medyası olası anlaşmayı çok farklı bir versiyonla sunuyor. Cuma sabahı, ileride ne kadar çetrefilli bir yol olduğunu bir kez daha gösterdi. İran hükümetine yakın medya organlarının Tahran için oldukça olumlu görünen bir anlaşmanın ayrıntılarını yayınlamasının ardından Trump, İranlı liderlere “anlaşma yapması çok onursuz insanlar” diyerek yüklendi ve “onlarla iyi niyetle iş yapmak diye bir şey olmadığını” söyledi.
NÜKLEER PROGRAMDA DETAYLAR HENÜZ NETLİK KAZANMADI
Potansiyel bir barış anlaşmasının en önemli unsuru olan nükleer program meselesi son derece karmaşık bir yapıya sahip. Trump yönetimi, İran’ın nükleer programını sökme ve “süresiz olarak” nükleer silah üretmeme taahhüdü verdiğini duyuruyor. Ancak bu doğru olsa bile, bunun nasıl yapılacağı ve gelecekte uyumun nasıl denetleneceği kritik önem taşıyor—ki bu daha önce de büyük bir anlaşmazlık konusu olmuştu. Sadece bu noktanın netleştirilmesinin haftalar alması muhtemel. Üst düzey bir yönetim yetkilisi Cuma günü yeni bir “denetim rejiminden” bahsetti, ancak ayrıntılar henüz çok sınırlı. Örneğin, İran nükleer programının tamamından mı vazgeçecek, yoksa sadece uranyumu belirli bir seviyenin üzerinde zenginleştirmemeyi mi kabul edecek? Görünen o ki ikinci seçenek daha ağır basıyor. Yetkili, “İran’daki sivil nükleer santraller bizi hiç rahatsız etmiyor,” ifadelerini kullandı. En kritik soru ise denetçilerin İran’ın anlaşmaya uyduğunu nasıl garanti edeceği. Trump, İran’ın nükleer silah üretmeme taahhüdünü büyük bir kazanım olarak sunuyor. Oysa İran yıllardır nükleer silah üretmediğini iddia ediyor. Asıl mesele, Trump yönetiminin bu uyumu nasıl sağlayacağı. Başkan’ın, sürekli olarak çok zayıf olduğunu söylediği Obama dönemi anlaşmasından bu anlaşmanın nasıl daha iyi olacağını da açıklaması gerekecek.
YÜKSEK ORANDA ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUM SORUNU
Halihazırda yüksek oranda zenginleştirilmiş durumdaki uranyum da ayrı bir sorun teşkil ediyor. Trump yönetimi İran’ın bu uranyumu teslim etmesi gerektiğini söylüyor, ancak uranyum bir yıl önceki ABD hava saldırılarından sonra yerin derinliklerine gömülmüş durumda. Trump, ABD’nin nihayetinde bu malzemeleri ele geçiremeyebileceği ihtimaline defalarca ve göze çarpar şekilde atıfta bulundu. ABD ordusunun bölgeleri sadece “gömüp” izleyebileceği fikrini ortaya attı. Nisan ayında “O kadar yerin altında ki, umurumda değil,” demişti. Ayrıca uranyumun çok yüksek oranda zenginleştirilmiş olmaktan çıkarılıp İran’ın elinde yakıt olarak kalabileceği de konuşuluyor. Üst düzey yetkili Cuma günü geçici anlaşmanın uranyumun “yerinde imha edilip ülke dışına çıkarılmasını” içerdiğini söyledi. Ancak bunun tam olarak nasıl yapılacağını “çözmenin biraz zaman alacağını” da kabul etti. Trump’ın, İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyumu almadan bunu büyük bir zafer olarak satması zor görünüyor.
24 MİLYAR DOLARLIK FON KRİZİ
Burada Trump’ın eski söylemleri kendisini çok zor durumda bırakabilir. 2016’da Obama yönetimini, rehine takası ve nükleer anlaşmayla bağlantılı bir işlemde İran’a 400 milyon dolar nakit vermekle suçlamıştı. O para kesinlikle bir hediye değildi; başarısız bir 1979 silah anlaşmasıyla ilgili Lahey’deki uluslararası mahkemede alacakların çözümü için kullanılmıştı. Ancak görüntü berbattı ve Trump, paranın terörizm için kullanılacağını iddia etmişti. Şimdi İran, çok daha büyük bir meblağın, 24 milyar doların serbest bırakılmasında ısrar ediyor gibi görünüyor. Nisan ayında varlıkların serbest bırakılabileceği haberleri çıktığında Trump, “Hiçbir şekilde, hiçbir surette para el değiştirmeyecek,” güvencesini vermişti. Ancak varlıkları serbest bırakmakla nakit para vermek arasında bir anlam oyunu yapıyor olabilir. Başkan Yardımcısı JD Vance’in Cuma günkü paylaşımına bakılırsa, Trump yönetiminin ince çizgide yürüyeceği anlaşılıyor. Vance, İran’a “nakit” verilmeyeceğini ancak “bir anlaşma imzalamak veya bir toplantıya katılmak için fon tahsis edilmediğini” de ekledi. Bu da fonların bir noktada serbest bırakılacağı anlamına geliyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI KRİTİK BİR BASKI ARACI
Pek çok ayrıntı Obama’nın İran anlaşmasına benzese de Hürmüz Boğazı bu müzakerelerde yeni bir değişken olarak ortaya çıkıyor. Savaş, İran’a bu noktada büyük bir stratejik kazanım sağladı. İran, tüm dünya ekonomisini olumsuz etkileme kapasitesine sahip boğazı etkin bir şekilde kapatabileceğini bir koz olarak kanıtlamış oldu. Buradaki asıl soru, İran’ın boğaz üzerindeki fiili kontrolünden şimdilik vazgeçip geçmeyeceği değil; Trump yönetiminin bunu talep edeceği kesin. Asıl mesele, anlaşmanın İran’ın gelecekte boğazı kapatma kabiliyetini nasıl ele alacağı. Bu konu masaya yatırılmazsa ve anlaşmanın geri kalanı Obama’nın nükleer anlaşmasına benzerse, Trump’ın eleştirmenlerinin bunun daha kötü bir anlaşma olduğunu iddia etmesi çok kolay olacak.
VEKİL GÜÇLERİN FİNANSMANI BELİRSİZLİĞİNİ KORUYOR
Trump ve ekibi başlangıçta en önemli hedeflerinden birinin İran’ın Hamas ve Hizbullah gibi bölgede terör estiren vekil gruplarını finanse etmesini engellemek olduğunu söylemişti. Trump iki ay önce İran’ın tüm taleplerini kabul ettiğini iddia ettiğinde, bunun tüm vekil gruplara desteği kesme taahhüdünü de içerdiğini belirtmişti. Ancak Trump ve yönetimi o zamandan beri bu konuyu neredeyse tamamen konuşmayı bıraktı. Üst düzey bir yönetim yetkilisi Cuma günü İran’ın terör gruplarını finanse etmemeyi kabul ettiğini söyledi. Ancak bu doğru olsa bile, pratikte ne anlama geldiği ve nasıl doğrulanacağı gibi kritik ayrıntılar ortada. Trump bu cephede somut bir kazanım elde edemezse, savaşın başında ortaya koyduğu dört temel hedeften birini başaramamış olacak.