ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la imzaladığı mutabakat zaptı rafa kalktı, Hürmüz Boğazı yeniden kapandı ve ‘kargaşa’ uyarıları yeniden gündemde. Trump, Haziran ayında Fransa’daki G7 Zirvesi’nde yaptığı açıklamada, “Petrol rezervlerimiz yaklaşık dört hafta içinde tükeniyor” diyerek bunun ‘kargaşaya’ yol açacağını ve Büyük Buhran döneminin başkanı Herbert Hoover’a benzetilmekten korktuğunu söylemişti. Ancak mutabakat zaptından vazgeçilmesi ve İran’a yönelik saldırıların yeniden başlamasıyla birlikte Haziran’da öngörülen tablonun ne kadar yakın olduğu merak konusu oldu.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NDAN 200 MİLYON VARİL PETROL ÇIKTI
Enerji piyasalarını yakından izleyen David Goldman’a göre kargaşanın gelip gelmeyeceği değil, ne zaman geleceği önemli. Kargaşayı şimdiye kadar geciktiren iki gelişme bulunuyor. Bunlardan ilki, Hürmüz Boğazı’nın üç hafta süreyle yeniden açılması ve boğazda sıkışan 200 milyon varili aşkın petrolün dışarı çıkması. Bu miktar yaklaşık 17 haftalık tedarik anlamına geliyor. İkincisi ise Çin’in savaş öncesinde herkesi şaşırtacak kadar büyük bir petrol stoğuna sahip olması. Çin’in 1 milyar varili aşkın stokunu kullanması, küresel talebin bir kısmını karşılamaya devam ediyor. Ancak Çin’in bu stokunun en iyi ihtimalle üç ila dört ay daha dayanabileceği tahmin ediliyor.
ABD'NİN KENDİ ÜRETİMİ YETMİYOR
ABD, dünyanın en büyük petrol üreticisi konumunda. Günde yaklaşık 21-22 milyon varil üretim yapan ülke, 13-14 milyon varil tüketiyor ve net bir ihracatçı durumunda. Ancak Goldman’a göre sorun, petrolün türleri arasındaki farktan kaynaklanıyor. ABD’nin ürettiği hafif tatlı ham petrol, benzin üretimi için uygunken asfalt, dizel ve jet yakıtı gibi ürünler için Orta Doğu’dan gelen ağır asitli ham petrole ihtiyaç duyuluyor. Bu petrolün diğer kaynakları ise Venezuela ve Rusya. Öte yandan Orta Doğu’dan tedarik edemeyen Asya, Avrupa ve Avustralya gibi büyük alıcılar ABD’ye yönelmiş durumda. ABD’nin dizel ve jet yakıtının önemli bir bölümü bu ülkelere gidiyor ve bu da ülke içindeki arzı daraltıyor.
KIZILDENİZ'DE HUSİ ABLUKASI RAFİNERİ KRİZİNİ DERİNLEŞTİRİYOR
Hürmüz Boğazı’nda şu anda bir önceki krizdeki kadar petrol bulunmuyor; sıkışan miktar on milyonlarca varil seviyesinde. Bununla birlikte Kızıldeniz’de de abluka uygulanıyor. Suudi Arabistan, Basra Körfezi’nden geçecek petrolü boru hatlarıyla Kızıldeniz’e yönlendiriyordu ancak İran destekli Husiler Babülmendep Boğazı’nı da ablukaya aldı. ABD’de ise bir rafineri krizi yaşanıyor. İran’ın savaş sırasında Orta Doğu’daki 30 rafineriyi imha etmesi veya ciddi şekilde hasar vermesi, dünya dizel ihracatının yüzde 12’sini gerçekleştiren Rusya’nın Ukrayna’nın insansız hava aracı saldırıları nedeniyle artık dizel ihraç edememesi ve Çin’in kısmen talepten kısmen de araçlarda elektriklenme çabalarından dolayı rafinerilerine getirdiği kısıtlamalar küresel arzı daraltıyor. Ayrıca ABD’deki sıcak hava dalgaları, damıtma sürecinde yakıtın soğutulması gerektiği için rafinerileri olumsuz etkiliyor.
STRATEJİK PETROL REZERVİ ESKİ VE SIZINTILI
1970’lerdeki petrol krizinin ardından Körfez Kıyısı’nda kurulan Stratejik Petrol Rezervi, Louisiana ve Teksas’ta yer alıyor. Yer altında Empire State Binası’nın iki katı yüksekliğindeki devasa mağaralarda bulunan rezervler, 1970’ler ve 1980’lerde inşa edildi. Yenileme çalışmalarına rağmen tesislerin eski olduğu ve depolanan petrolün tamamının yerinde kaldığının kesin olmadığı belirtiliyor. Sızıntı ihtimalinin yanı sıra tankların dibindeki tortu nedeniyle 300 milyon varil olarak açıklanan miktarın yalnızca 100 milyon varilinin kullanılabilir olabileceği ifade ediliyor. Trump yönetiminin anlaşması gereği rezerv 275 milyon varile indiğinde çekim duracak ve yeniden doldurulmaya başlanacak. Ancak yüksek fiyattan geri alım yapılması, kasırga gibi acil durumlarda yetersiz kalınması ve savaşın süresiz devam etme ihtimali sorun oluşturuyor.
CUSHING'DEKİ STOKLAR KRİTİK SEVİYEDE
ABD’nin petrol tedarik sağlığını gösteren en önemli gösterge, Oklahoma’daki Cushing kasabasındaki ticari stoklar. Ülkenin boru hattı ağının merkezi olan Cushing’de stoklar şu anda 18,6 milyon varil seviyesinde. Operasyonel stres seviyesi olarak kabul edilen 20 milyon varilin altındaki bu rakam, uzmanlara göre 14-15 milyon varile düştüğünde tanklardan fiziksel olarak petrol çekilemeyecek. Bu durum, dibe yakın bir musluktan kahve akmamasına benzetiliyor; yerçekimi petrolü itekleyemiyor ve tankın dibindeki tortu kullanılamaz hale geliyor.
PİYASA TRUMP'A GÜVENİYOR AMA İRAN KİLİT ROLDE
Savaş öncesinde 70 doların altında olan Brent petrolün varil fiyatı, savaşla birlikte 113 doları görmüş, Haziran’da 70’in altına gerilemiş, ardından 100 dolara çıkmış ve şu anda 80 dolar bandında seyrediyor. Piyasadaki dalgalanmaya rağmen fiyatların 2022’deki 120 doları ve 2008’deki 150 doları görmemesi dikkat çekiyor. Bunun nedeni olarak savaş sırasında günlük 13 milyon varillik talebin ortadan kalkması, Çin’in satın almaması ve birçok Asya ülkesinin alternatif çözümler bulması gösteriliyor. Goldman, piyasanın Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı açacağına dair güvenini koruduğunu ancak asıl belirleyicinin İran olduğunu söylüyor. İran’ın boğazın açık kalmasını istememesi ve savaşın sürmesinde çıkarının bulunması en büyük risk faktörü.
İRAN'A GEÇİŞ ÜCRETİ ÖNERİSİ MASADA
Goldman’a göre asıl mesele, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden geçiş ücreti almak istemesi. Mutabakat zaptının beşinci maddesi, gemilerin 60 gün boyunca ücretsiz geçişini öngörüyordu ancak İran bunu tüm gemilerin kayıt yaptırması ve ileride ücret alınması olarak yorumladı. ABD yönetimi ise uluslararası suların geçiş ücretine tabi olamayacağını savunuyor. Konuşulmayan çözüm yollarından biri, İran’ın geçiş ücreti almasına izin verilmesi. Bu, her iki tarafın da istediğini almasını sağlayabilir ve varil başına birkaç dolarlık maliyet küresel piyasada fazla hissedilmeyebilir. Uzun vadede ise Suudi Arabistan’ın alternatif boru hatları ve Chevron’un Irak’tan Akdeniz’e inşa edeceği boru hattı gibi projeler Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltabilir. Goldman, Trump’ın Haziran’daki ‘kargaşa’ analizinin abartılı olabileceğini ancak tamamen yanlış olmadığını, İran’a küçük bir taviz verilerek boğazın açılmasının uzun vadeli kazanç sağlayabileceğini belirtiyor.