Türk Tabipler Birliği soruşturmasında gözaltına alınan 13 kişinin bildiriye destek verdiği açıklandı.
Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, TTB'nin Zeytin Dalı Harekatı'na ilişkin yayınladığı bildiriye destek veren sosyal medya hesaplarını takibe aldı.
Ekipler, bildiri lehine paylaşımalarda bulunduğu tespit edilen ve aralarında HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın danışmanı Songül A. ile Aysu Simge T, Cevahir C, Ali E, avukat Kemal U. ve Sibel T.'nin de bulunduğu 13 şüpheliyi sabah saatlerinde gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı.
Evlerinde arama yapılan şüpheliler, ifadeleri alınmak üzere emniyete götürüldü.
Türk Tabipleri Birliği'nin Afrin harekatıyla ilgili yaptığı açıklama nedeniyle Başkan Prof. Dr. Raşit Tükel'in de aralarında bulunduğu 11 yöneticisi gözaltına alınmıştı.
SAĞLIK BAKANI'NDAN TTB ÇIKIŞI
Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin Afrin'deki Zeytin Dalı Operasyonu açıklamaları nedeniyle gözaltına alınmaları için, "Ülkenin maruz kaldığı saldırıya karşı tavır sergileyen, söz söyleyenler sözlerinden ve tavırlarından doğacak sonuçlara da hazır olacaklardır" dedi. Demircan, bakanlık olarak suç duyurusunda bulunmalarına gelen eleştirileri de, "Ülkenin birliğine, hayat hakkına karşı yapılmış saldırıya bu şekilde sulandırır gibi ima karıştırarak verilmiş cevaba karşı bir tutumdur bizim tutumumuz" diye yanıtladı. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de, TCK'da "sulandırma" ve "ima" suçlarının olmadığını söyledi.
Meclis'te dün akşamki OHAL KHK'larının görüşmelerinde, TTB yöneticilerinin gözaltına alınmaları da tartışıldı. Özel, TTB yönetiminin delegenin yüzde 58'inin oyuyla seçildiğini anımsatarak, "Sayın Bakan, seçim bölgenizde aldığınız oy oranına bakarsanız TTB sizden çok daha meşru" dedi. TTB ile ilgili tutumu için de, "ayıplıyor, yakıştırmıyoruz" diyen Özel'i Demircan şöyle yanıtladı:
"Ülkemiz büyük bir tehditle karşı karşıya, bir terör belasıyla karşı karşıya. Böyle bir saldırı yapıldığında elbette ki ülkemiz en doğal refleksi gösteriyor, devletimiz, hükümetimiz ülkenin, milletimizin hayat, egemenlik hakkını savunmak, bu terör belalarına karşı mücadele için harekete geçiyor. Peki, neydi o birlikte yaşamanın temel şartı? Yanımızdaki herkes, birlikte olduğumuz herkes bu saldırıya karşı tavır sergilemek zorundadır. Eğer bu saldırıyı hafifletecek veya bu saldırıyı meşru bir hareketmiş gibi gösterecek veya başka türlü izaha neden olacak imalar içeriyorsa elbette ki bu tepkiyi göstermek hakkımızdır. Ama bırakın temsil etmesi gereken kitleyi temsil noktasını, ülkenin birliğine, beraberliğine, hayat hakkına karşı yapılmış bir saldırıya bu şekilde âdeta sulandırır gibi ima karıştırarak verilmiş olan cevaba karşı bir tutumdur bizim tutumumuz ve yasaların gereğidir. Bir tabip olarak bu rahatsızlığı ben de duydum ve gereken bu müdahaleyi yaptım."