Umman açıklarında karaya oturan bir tankerden kaynaklanan petrol sızıntısı yaklaşık 500 mil karelik (1.300 kilometrekare) bir alana yayıldı. Çevre örgütü Greenpeace’in uydu görüntüleri üzerinden yaptığı analize göre sızıntı, Umman ana karasına da ulaşmış durumda ve tankerden yaklaşık 200 kilometre uzaklıktaki sahilleri etkiliyor. Ummanlı yetkililer sızıntının birden fazla parçalı alandan oluştuğunu, tek bir kütle halinde olmadığını belirtirken, etkilenen bölgelerin büyüklüğü henüz resmi olarak doğrulanmadı. Hükümet, vatandaşlara etkilenen bölgelerde balık avlanmaması çağrısında bulunurken, olağandışı koku ve petrol görülmesi durumunda yetkililere bildirim yapılması istendi.
SIZINTI AL HALLANİYAT ADALARI'NA YAYILDI
Caroline Bezengi adlı tankerin Umman karasuları dışında 6 Haziran’da kimliği belirlenemeyen bir olaya karıştığı, ardından 21 Haziran’da Al-Qibliyyah Adası açıklarında karaya oturduğu bildirildi. Umman Çevre Otoritesi Başkanı Abdullah Bin Ali Al Amri, gemide depolanan petrolün sızıntısının ilk kez temmuzun ilk haftasında tespit edildiğini söyledi. Greenpeace’in uydu görüntüleri analizine göre sızıntı, 4 Ağustos itibarıyla Al Hallaniyat takımadalarında yaklaşık 600 kilometrekarelik bir alana ulaşarak sadece iki gün içinde dört kat büyüdü. Bölgenin ekolojik açıdan son derece kritik bir deniz alanı olduğunu vurgulayan Greenpeace kampanya sorumlusu Hanen Keskes, “Burada mercan resifleri, deniz çayırları, nesli tükenmekte olan kaplumbağalar için yuvalama plajları ve göçmen deniz kuşlarının üreme alanları bulunuyor. Bölge ayrıca son derece nadir görülen Arap Denizi kambur balinasına da ev sahipliği yapıyor” ifadelerini kullandı.
KIYIYA ULAŞAN PETROL KIYI HALKINI TEHDİT EDİYOR
Ummanlı yetkililer çarşamba günü yaptıkları açıklamada, sızıntının ana karaya ulaştığını ve tankerden 200 kilometreden fazla uzaklıktaki Ras Madrakah sahil şeridinin 40 kilometrelik bölümünü etkilediğini duyurdu. Sızıntının kuzeydoğuya doğru sürüklenmesiyle birlikte Masirah Adası’nın da etkilenmesi bekleniyor. Keskes, petrolün kıyıya ulaşmasının müdahaleyi çok daha güç hale getirdiğine dikkat çekerek, “Petrol kıyıya ulaştığında sadece kontrol altına almak zorlaşmıyor, aynı zamanda çökeltilere ve suya karışarak sızıntı ortadan kalksa bile yıllarca varlığını sürdürüyor” dedi. Uzmanlar, sızıntının balıkçılıkla geçinen kıyı toplulukları için ciddi sağlık riskleri de taşıdığını belirtiyor.
KURTARMA ÇALIŞMALARI MUSON ENGELİNE TAKILDI
Uluslararası kurtarma çalışmaları kapsamında gemiler ve hava araçlarıyla 100 tonun üzerinde ekipman bölgeye sevk edildi. Ancak İngiliz deniz güvenliği şirketi Ambrey’den yapılan açıklamaya göre, operasyonlar bölgede her yıl yaşanan ve “Khareef” olarak bilinen muson mevsimi nedeniyle sekteye uğruyor. Yaptırım uygulanan ve Rusya’nın kullandığı gölge filo tankerlerinden biri olduğu değerlendirilen Caroline Bezengi’nin, saldırıya uğramasının ardından yaklaşık 800 bin varil petrolle karaya oturduğu kaydedildi. Güvenlik gözlemcileri gemide bir patlama yaşandığını bildirse de olayın kesin doğası henüz belirlenemedi. Tankerin, Ukrayna’nın Rus gemilerini hedef aldığı Karadeniz’deki Novorossiysk limanından ayrıldığı, ardından Husilerin İran-ABD çatışması kapsamında gemilere saldırdığı Yemen yakınlarından geçtiği öğrenildi.
GÖLGE FİLO TEHDİDİ HUKUKİ BELİRSİZLİK YARATIYOR
Hürmüz Boğazı’nın kuzeyinde ise İran, Kiş Adası’nı etkileyen ayrı bir petrol sızıntısı bildirirken, çevresel zararlar için tazminat talebinde bulundu. Bu sızıntının nedeni henüz bilinmiyor. Bölgede devam eden çatışmaların yanı sıra yaptırım uygulanan petrolü taşıyan gölge filoların artışı, çevresel felaket riskini de beraberinde getiriyor. Keskes, bu gemilerin “denetimsiz ve çoğu zaman bakımsız” olduğunu, yasal sorumluluk zincirinin dışında kaldığını vurgulayarak, “Normal koşullarda böyle bir olay yaşandığında gemi sahibine, bayrak devletine ve sigortacıya başvurulur. Ancak burada üçü de belirsiz ya da hiç yok” dedi. Bu durum, sızıntıya müdahale sürecinin ve ağır hasar maliyetlerinin tamamen Umman hükümetinin üzerinde kalmasına yol açacak.