Eski Sayım Bürosu liderleri, istatistikçiler ve oy hakkı savunucuları, kurumun internet sitesinde yayınlanan ve 2020 başkanlık seçimlerinde on binlerce vatandaş olmayan kişinin oy kullandığını öne süren imzasız yeni bir rapor konusunda alarm veriyor. Başkan Donald Trump, Salı günü Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, büronun 128 milyon bireysel seçmen kaydını analiz ettikten sonra 2020’de 24 binden fazla vatandaş olmayan kişinin yasa dışı oy kullandığını “kanıtladığını” savundu. Trump, “SEÇİMİ KAZANDIM!” yazarak 2020 yarışını kaybetmesine yaygın sahtekarlığın neden olduğu yönündeki kanıtlanmamış iddiasını yineledi ve analistlerin kalan 32 milyon seçmen kaydını işlemesiyle sayının “patlayacağını” öngördü.
BAKANLIKTAN "BU SADECE BAŞLANGIÇ" MESAJI
Sayım Bürosu’nu denetleyen Ticaret Bakanlığı’nın başındaki Howard Lutnick de daha sonra yaptığı paylaşımda “Bu sadece başlangıç” diyerek bir sonraki analizin “on binlerce ek yasadışı seçmen” göstereceğini öne sürdü. Rapor doğru olsa bile, 24 bin oy, 2020’de kullanılan yaklaşık 160 milyon oyun yüzde 0,02’sinden daha azına tekabül ediyor. Joe Biden ulusal halk oylamasını 7 milyondan fazla oy farkla kazanmıştı. Söz konusu bulgular, Biden’ın en çekişmeli eyaletlerdeki zafer marjlarının da oldukça altında kalıyor: Arizona’da iddia edilen bin 100 vatandaş olmayan oy bulunurken Biden 10 bin 457 oy farkla kazanmıştı. Georgia’da iddia edilen 400 oya karşılık Biden 11 bin 779 oy farkla öndeydi. Wisconsin’de ise iddia edilen 500 vatandaş olmayan oya karşın Biden 20 bin 682 oy farkla galip gelmişti. Rapor ayrıca, oy pusulaları gizli olduğu için bu seçmenlerin hangi adayları desteklediğini söylemiyor ve söyleyemiyor.
SAYIM BÜROSU'NDA SİYASİ BASKI İDDİALARI
Tartışmalı bulgular, geleneksel olarak kariyer istatistikçileri tarafından yönetilen ve Beyaz Saray’dan bağımsız çalışan Sayım Bürosu üzerindeki siyasi baskı endişelerinin arttığı bir dönemde gündeme geldi. Bu yılın başlarında yönetim, Trump yanlısı America First Policy Institute’tan bir grup partizan analisti Sayım Bürosu’na yerleştirmişti. Bu bilgiyi Trump döneminde görev yapan üç eski büro yetkilisi doğruladı. Enstitü yorum talebine yanıt vermezken, Sayım Bürosu, Ticaret Bakanlığı ve Beyaz Saray da soruları yanıtsız bıraktı. Yönetim, Trump’ın uzun süredir dile getirdiği yaygın seçmen sahtekarlığı iddialarını destekleyecek kanıt bulma çabalarını yoğunlaştırmış durumda. Trump geçen ay yaptığı bir konuşmada, yeni gizliliği kaldırılmış belgelere atıfta bulunarak ABD seçim sisteminin gelecekteki yarışmaları yabancı müdahaleye ve yaygın vatandaş olmayan oy kullanımına açık bırakan büyük güvenlik açıklarına sahip olduğunu öne sürmüştü.
ANALİZ NASIL YAPILDI?
Salı günü yayınlanan belgeye göre Sayım Bürosu analizi, ticari bir seçmen veritabanını IRS, Sosyal Güvenlik İdaresi, Dışişleri Bakanlığı ve İç Güvenlik Bakanlığı’ndaki federal kayıtlarla karşılaştırdı. Ticari veriler, federal kayıtlara göre 2024’te seçmen kayıt verilerini elde etmek için 649 bin 500 dolarlık federal sözleşme alan Virginia merkezli Data-Clear firmasından sağlandı. Analistler, bireysel seçmenleri federal hükümet veritabanlarındaki vatandaş olmayan kayıtlarla eşleştirmek için Sayım Bürosu’nun kayıt bağlama sistemini kullandı. “Başlangıç analizi” olarak nitelendirilen rapor, eski kıdemli Sayım Bürosu yetkilileri arasında hemen endişe yarattı. Adlandırılmış yazar veya katkıda bulunanlar olmadan böyle bir belge yayınlanmasının oldukça sıra dışı olduğunu belirten yetkililer, bunun kariyer personelinin kenara itildiğine işaret edebileceğini söyledi.
UZMANLARDAN ELEŞTİRİLER
2016-2022 yılları arasında büronun baş bilim adamı olarak görev yapan John M. Abowd, raporun istatistiksel bulgusunun rutin eşleştirme hatalarından ayırt edilemeyecek kadar küçük olduğunu ve vatandaş olmayan seçmenlerin kesin kanıtı olarak sunulamayacağını belirtti. Kayıt bağlama sistemlerinin iyi tasarlanmış olsalar bile yanlış eşleşmeler üretebileceğini ifade eden Abowd, 24 bin vatandaş olmayan eşleşmenin analiz edilen 128 milyon kaydın yaklaşık yüzde 0,019’unu temsil ettiğini vurguladı. Abowd, “Sayım Bürosu’nda tanıdığım veya birlikte çalıştığım profesyonel araştırmacıların hiçbiri bu çalışmadan böyle bir iddiada bulunmazdı” dedi. 2022’den Trump’ın ikinci döneminin ilk günlerinde istifa edene kadar görev yapan eski Sayım Bürosu Direktörü Robert Santos ise yayını açık bir “Beyaz Saray kaçırması” olarak nitelendirdi. Santos, “Bu tür bir belgenin bir Sayım Bürosu web sitesinde görünmesine şok oldum ve dehşete düştüm. Bu açıkça Beyaz Saray ve Ticaret Bakanlığı analistlerinin ürünü” ifadelerini kullandı.
VERİLERİN GÜVENİLİRLİĞİ SORGULANIYOR
Santos, analizin bir başka “ölümcül kusurunun” federal, eyalet ve yerel kayıtların tamamen doğru olduğu varsayımına dayanması olduğunu söyledi. Seçmen dosyalarının genellikle güncel olmayan veya yanlış bilgiler içerdiğini belirten Santos, bu sorunların seçim bürolarının kapanmalar, personel eksiklikleri ve diğer kesintilerle karşı karşıya kaldığı Covid-19 salgını sırasında daha da kötüleşmiş olabileceğini kaydetti. Eski yetkililere göre tipik bir büro analizi bu uyarıları ve sınırlamaları açıkça belirtirdi ancak Salı günkü belgede bu bilgiler yer almadı. Lutnick’in departmanı, Trump’ın iddia edilen seçmen sahtekarlığını ortadan kaldırma ve federal seçim kurallarını yeniden şekillendirme çabalarında giderek daha büyük bir rol üstleniyor. Lutnick, Mart ayında Trump’ın yönetimine eyalet bazında vatandaşlık listeleri derleme talimatı veren ve Posta Servisi’ne posta oylarının incelenmesini hızlandırma emri çıkaran başkanlık kararnamesini imzaladığı sırada Oval Ofis’te Başkan’ın yanında durmuştu.
EYALETLERLE YAŞANAN GERGİNLİK SÜRÜYOR
İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin geçen ay federal fonlamayı eyaletlere baskı kurmak için kaldıraç olarak kullanmak üzere Lutnick ile çalıştığını açıklamıştı. Mullin, “Yani bu eyaletler bir hibe istiyorlarsa ve federal seçimleri yürütmek için geri ödenmek istiyorlarsa, güvenlik önlemlerini uygulamak zorunda kalacaklar” demişti. Yönetim, vatandaş olmayan oy kullanımı arayışını güçlendirmek için federal veritabanlarından giderek daha fazla yararlanıyor. Mullin geçen ay, İç Güvenlik Bakanlığı’nın kamuya açık seçmen listelerini incelediğini ve New Jersey, Nevada, Kaliforniya ve Pennsylvania’da 250 binden fazla potansiyel vatandaş olmayan kayıtlı kişi bulduğunu öne sürmüştü. Bu eyaletlerdeki bazı yetkililer ise rakamlara itiraz ederek Bakanlık’tan hesaplama yöntemine ilişkin ayrıntı talep etmişti. Partizan olmayan oy hakkı savunuculuk örgütü Common Cause’un Politika Direktörü ve Adil Temsil Danışmanı Andrew Walchuk, “Bu, başkanın seveceği ama gerçekle örtüşmeyen bir hikaye üretmek için kusurlu veritabanları ve yöntemler kullanmanın aynı eski hikayesi” diye konuştu. Walchuk, son Sayım Bürosu raporunu seçimlere olan güveni baltalamayı amaçlayan bir “saçmalık” olarak nitelendirdi.
VERİ EŞLEŞTİRME YÖNTEMİ TARTIŞMA YARATTI
Data-Clear Başkanı Carolyn Carlson, firmanın eyaletlerden aldığı ve Sayım Bürosu’na sağladığı seçmen bilgilerinin mevcut olduğunda doğum tarihlerini içerdiğini ancak Sosyal Güvenlik numaralarını içermediğini söyledi. Uzmanlar, bu verilerin analizinin bireysel seçmenler hakkında yanlış pozitif sonuçlara karşı korunmak için yeterli spesifik bilgi içerip içermediğini sorguladı. Trump’ın Adalet Bakanlığı, ehliyet numaraları ve kısmi Sosyal Güvenlik numaraları dahil olmak üzere kısaltılmamış seçmen kayıtlarını elde etmek için 30 eyalete dava açtı ancak mahkemeler tarafından defalarca geri çevrildi. Davaya karşı koyan eyaletler, seçmenlerin kişisel bilgilerini koruyan federal ve eyalet gizlilik yasalarını gerekçe gösteriyor. Carlson, firmanın verilerin nasıl analiz edildiği konusunda hiçbir kontrolü veya katkısı olmadığını belirterek soruları ajansa yönlendirdi.
UZMANLAR RAKAMLARI İDDİA OLARAK DEĞERLENDİRİYOR
Florida Üniversitesi’nden seçim uzmanı Michael McDonald, raporda atıfta bulunulan rakamların muhtemelen aslında ABD vatandaşı olan kişileri içerdiğini söyledi. McDonald, “Bu 24 bini vatandaş olmayanların kesin kanıtı olarak değil, iddia olarak ele almalıyız” dedi. Yerel seçim yetkililerinin genellikle isimleri listeden çıkarmadan önce seçmenlere vatandaşlık kanıtı sunma fırsatı verdiğini ekleyen McDonald, “Seçim yetkilileri, bireylerin vatandaş olmayan olarak iddia edilebileceği ancak aslında gerçekten vatandaş olduğu verilerde tuzaklar olduğunu bilirler ve bu kişiler vatandaşlıklarının kanıtını sağlayabilir” diye konuştu. Eski bir Adalet Bakanlığı avukatı olan ve şu anda kar amacı gütmeyen Seçim Yeniliği ve Araştırma Merkezi’ni yöneten David Becker ise “Sayım verilerine dayanan bu iddia edilen analiz gülme testinde başarısız oluyor. Sayım verileri, kamu seçmen verileriyle karşılaştırılacak benzersiz bir eşleştirme tanımlayıcısına sahip olmadığı için kamu seçmen verileriyle güvenilir bir şekilde eşleştirilemez” ifadelerini kullandı.