ABD Yüksek Mahkemesi, Rastafari inancına sahip bir tutuklunun, gardiyanlar tarafından saçlarının kesilmesi nedeniyle açtığı tazminat davasını reddetti. Mahkeme, 6-3 oyçokluğuyla aldığı kararda, tutukluların dini özgürlüklerini koruyan federal yasalar kapsamında dava açmasını zorlaştırdı. Yargıç Neil Gorsuch’un kaleme aldığı çoğunluk görüşü, muhafazakar çoğunluğun bir dini talebi reddettiği nadir örneklerden biri oldu.
KARARIN GEREKÇESİ
Gorsuch, kararında “Bay Landor, ilk kez olarak, federal harcamaların bir kuruşu bile bir bireye dolaylı yoldan ulaştığı sürece, Kongre’nin onun rıza gösterdiği kurgusuna dayanarak doğrudan bu bireyin davranışını düzenleyebileceğini kabul etmemizi istiyor” ifadesini kullandı. Gorsuch, bunun emsallerle tutarlı olmadığını belirtti. Mahkeme, Landor’un dava açamayacağına hükmetti çünkü yerel yetkililer dini koruyan federal yasadaki ayrıntılardan haberdar değildi.
JACKSON'DAN SERT MUHALEFET
Yargıç Ketanji Brown Jackson, çoğunluk kararını sert bir dille eleştirdi. Jackson, mahkemenin bu hamlesinin Landor’un dava açmaya çalıştığı federal yasayı zayıflattığını savundu. “Landor gibi tutuklular, ne kadar bariz olursa olsun dini özgürlük ihlallerine uğradıklarında çoğu zaman çaresiz kalacak” diyen Jackson, eyalet destekli hapishane yetkililerinin federal yasalara uyma konusunda teşviklerinin azalacağını belirtti. Jackson, mahkemenin mantığının Kongre’nin sivil haklar, çevresel istikrar ve sağlık gibi alanlardaki büyük başarılarını “özellikle zengin özel bir tarafın pazarlıklarına” indirgediğini söyledi.
LANDOR'UN MARUZ KALDIĞI MUAMELE
Damon Landor, uyuşturucu bulundurma suçundan cezasının bitmesine birkaç hafta kala Louisiana’daki bir hapishanede gardiyanlar tarafından sandalyeye kelepçelenmiş ve yaklaşık 20 yıldır uzattığı diz boyu rastaları tıraş edilmişti. Olaydan dakikalar önce Landor, gardiyanlara dini amaçlarla rasta bırakmasına izin verilmesi gerektiğini gösteren bir mahkeme kararı vermiş, gardiyanlar ise bu kararı çöpe atmıştı. Landor daha önce başka iki tesiste herhangi bir sorun yaşamadan cezasını çekerken Raymond Laborde Islah Merkezi’ne nakledilmiş ve bu muameleye maruz kalmıştı. Landor, 2020 yılında başlayan beş aylık hapis cezası sırasında saçını kesmemek için Nasıralı yemini etmişti.
YASAL SÜREÇ VE ÖNCEKİ KARARLAR
Landor’un davası, Dini Arazi Kullanımı ve Kurumsallaşmış Kişiler Yasası’na (RLUIPA) dayanıyordu. Kongre, bu yasayı ve dini uyumu daha geniş kapsamda ele alan başka bir yasayı 1990 yılındaki tartışmalı bir Yüksek Mahkeme emsali sonrasında çıkarmıştı. 2020’nin sonunda mahkeme, neredeyse aynı ifadelere sahip diğer yasanın dini hakları ihlal edilen kişilerin görevlerini bireysel sıfatlarıyla yapan hükümet yetkililerinden tazminat talep edebileceğine hükmetmişti. Ancak Louisiana, RLUIPA’nın eyalet yetkilileri ile federal hükümet arasında bir harcama sözleşmesi olduğunu ve Landor’un saçının kesilmesine karışan bireysel yetkililerin bu sözleşmenin tarafı olmadığını, bu nedenle kişisel sorumluluk taşımadıklarını savundu. Muhafazakar ağırlıklı 5. Daire Temyiz Mahkemesi, Landor’un dava açma hakkının olmadığına karar verdi. Temyiz mahkemesi Landor’un yaşadığı muameleyi “şiddetle kınadığını” belirtse de daha önceki bir emsal kararın davayı aleyhine sonuçlandırdığını ifade etti. Davanın tamamen yeniden görülmesi talebi reddedilince Landor, 2024 yılında Yüksek Mahkeme’ye başvurdu.
YÜKSEK MAHKEMENİN DİN ÖZGÜRLÜĞÜ KARARLARI
Dava, son yıllarda dini çıkarları sürekli destekleyen Yüksek Mahkeme için ilginç bir örnekti. Geçen yıl mahkeme, çocuklarını ilkokuldaki LGBTQ temalı kitaplardan muaf tutmak isteyen dindar bir ebeveyn grubunun yanında yer almıştı. 2022’de maç öncesi sahada dua ettiği için işinden uzaklaştırılan bir lise futbol koçuna destek vermişti. Bir yıl öncesinde ise Philadelphia kenti için çalışan Katolik bir koruyucu aile kurumunun eşcinsel çiftleri potansiyel koruyucu ebeveyn olarak değerlendirmeyi reddetmesine rağmen görevine devam etmesine izin vermişti. Kilise ve Devletin Ayrılması için Amerikalılar (Americans United for Separation of Church and State) kuruluşunun başkanı ve CEO’su Rachel Laser, kararı ikiyüzlülük olarak nitelendirdi. Laser, “Bir kez daha Hristiyanların dini özgürlüğü için geri adım atan ama Hristiyan olmayanların dini özgürlüğünün hükümet tarafından çiğnenmesine izin veren bir mahkeme görüyoruz” dedi.