Jayden, bir arkadaşına karşı romantik hisler beslemeye başladığında hemen en kötü senaryoyu düşündü; bu ilişki yürümezse bir ayrılığın acısını tekrar yaşamaktan korkuyordu. Florida’nın St. Petersburg şehrinde yaşayan 25 yaşındaki Jayden, özel hayatını korumak için yalnızca ilk adını kullandığını belirtti. Ancak karşı tarafın ısrarlı ilgisi sayesinde, şu an devam eden ilişkisinde kendini aslında ne kadar güvende hissettiğini fark etti. Onu geride tutan tek şey, yanlış gidebilecek şeylere dair duyduğu korkuydu.
GENÇLER NEDEN RİSKTEN KAÇINIYOR?
Kaliforniya Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Paul Eastwick, milyonlarca yıldır insanların aynı korkuyla yüzleştiğini belirtti: “Ya reddedilirsem? Ya çok kişisel bir şey itiraf edip sonra yüzüme vurulursa?” Günümüzde gençler profesyonel ve finansal baskılar, yüksek oranda yalnızlık ve depresyonla karşı karşıya. Brigham Young Üniversitesi Wheatley Enstitüsü ve Aile Çalışmaları Enstitüsü’nün araştırmasına göre ABD’de 22-35 yaş arasındaki genç erkeklerin yalnızca üçte biri, genç kadınların ise beşte biri birine romantik ilgi gösterme konusunda kendine güveniyor.
SOSYAL MEDYA VE UTANMA KORKUSU
Sosyal medyanın yaygınlaşması reddedilmeyi arkadaş grubunun ötesine taşıyıp kamusal bir gösteri haline getirdi. Montclair Eyalet Üniversitesi’nden adalet çalışmaları profesörü Gabriel Rubin, öğrencilerin sosyal medyada mahremiyet eksikliği karşısında şaşkına döndüğünü söyledi. Rubin, gençlerin sürekli yargılanma, kıyaslanma ve bilgi bombardımanı altında her şeyi fazla düşünmekten kendini alamadığını vurguladı. Kasım 2022’den Nisan 2024’e kadar 108 kişiyle yaptığı görüşmelere dayanan henüz yayınlanmamış araştırması, Z kuşağının önceki nesillere göre hayatta daha fazla tehlike algıladığını ortaya koydu.
FLÖRT UYGULAMALARI GERÇEK İLETİŞİMİ ENGELLİYOR
Jayden, üniversiteden mezun olduktan sonra St. Petersburg’a taşındığında uygulamalar üzerinden sürekli kötü randevular yaşadığını anlattı. Flört uygulamaları erkeklerin hiç risk almadan yaklaşmasına olanak tanıyor; karşılıklı ilgi olmadan eşleşme sağlanamıyor, böylece doğrudan reddedilme gerilimi azalıyor. Ancak Jayden, uygulamalarda daha cesur davranan erkeklerin gerçek hayatta aynı özgüveni göstermediğini belirtti. Uzmanlar uygulamaların yarattığı kolaylık yanılsamasının, ilişki kurmanın temel unsuru olan gerçek etkileşimi azalttığını söylüyor.
Z KUŞAĞININ İLİŞKİ TANIMI DEĞİŞİYOR
Rochester Üniversitesi psikoloji profesörü Harry Reis, “ilişki” kelimesinin Z kuşağı için çok daha ciddi bir anlam taşıdığını belirtti. Eskiden ilişki ya da randevu denilen şeyler artık farklı adlandırılıyor. “Situationship” olarak bilinen bu kavram, bir ilişkinin tüm özelliklerini taşıyor ancak kaygı yaratan bağlılık etiketinden yoksun. Harvard Eğitim Fakültesi’nden psikolog Richard Weissbourd, ebeveynlerin, büyükanne ve büyükbabaların, hatta okulların gençleri aşka hazırlamak için “neredeyse hiçbir şey” yapmadığını söyledi.
GENÇLER YİNE DE BAĞ KURMAK İSTİYOR
Uzmanlar ve Z kuşağı üyeleri, genç neslin hâlâ bağlantı kurmaya hasret olduğu konusunda hemfikir. Weissbourd, gençleri savunmasız olmaya ve anlamlı bağlar kurmaya devam etmeye teşvik ediyor. Toplulukların yeniden şekillendirilmesi ve gençlerin birbirleriyle doğal yollarla tanışabileceği ortamlar yaratılmasının acil ve hayati bir konu olduğunu vurguladı. Uzmanlara göre sosyalleşme arzusu hiçbir zaman zayıflamadı, ancak gençler korku, bilgi eksikliği veya öncelikler nedeniyle bu bağları kurmakta zorlanıyor.