Türkiye, zeytinyağında ürün çeşitliliği ve kalite açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biri olmasına rağmen, küresel pazarda hak ettiği yeri henüz elde edemedi. Kamu ve sektör birlikleri kadar girişimcilerin katkıları da önemli. Nermin Hanım Zeytinliği’nin kurucusu Nermin Gelbal Gökduman, Kaz Dağları eteklerinde başladığı zeytinyağı üretiminde bugün binlerce dönümde ihracat gerçekleştiriyor. Gökduman ile markasının hikayesini ve sektörün ihtiyaçlarını konuştuk.
AİLESİ İÇİN YOLA ÇIKTI AMA
İTÜ Metalurji Mühendisliği mezunu olan Gökduman, 2012 yılında zeytinciliğe başladı. Ailesi için katkısız zeytinyağı üretmek amacıyla Balıkesir Edremit’te 52 dönümlük zeytinlik satın aldı. “Ürettiğim yağların olumlu geri dönüşleri, bu tutkuyu profesyonel bir girişime dönüştürmeme cesaret verdi” dedi. Gökduman, işinin hobi olmaktan çıkmasının ardından zeytin ağacı budamadan zeytinyağı tadım uzmanlığına kadar çeşitli eğitimler aldı. “Zamanla kendi üretim tesisimizi kurduk. Sadece kendi bahçelerimizin zeytinlerini işliyoruz. Başlangıçta 52 dönümle başladığımız yolculuğu, binlerce dönümlük bir alana dönüştürdük” diye belirtti.
YILDA YÜZDE 25 BÜYÜME HEDEFİ
Başlangıçta 800 ağaçla başlayan yolculuk, bugün 4 bin 200 dönümlük araziye ulaştı. 60 bin ağaçlık kapasiteye sahip olan marka, 2025 yılı itibarıyla 200 ton natürel sızma zeytinyağı ve 150 ton sofralık zeytin üretmeyi planlıyor. “Yıllık ortalama yüzde 25 büyüme hedefliyoruz” diyen Gökduman, büyümeyi yalnızca üretimle sınırlı görmediklerini vurguladı. “Kendi tesisimiz, genişleyen ürün portföyümüz ve uluslararası yarışmalarda kazandığımız ödüller de gelişimimizin kilometre taşları” şeklinde açıkladı. 60 sürekli çalışanı olduğunu, hasat döneminde ise 350 mevsimlik işçi aldıklarını belirtti.
HER AŞAMA KONTROL ALTINDA
Gökduman, “Rekabetin yoğun olduğu sektörde hangi yönlerinizle ayrıştığınızı düşünüyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Kaliteyi üretimin her aşamasında kontrol altında tutmamız, bizi farklılaştırıyor. Yalnızca kendi zeytinliklerimizden elde ettiğimiz zeytinleri işliyoruz. Tarladan şişeye kadar sürecin izlenebilirliğini sağlıyoruz. Sıkım işlemlerimizi 20 derecelerde yapıyoruz ve kimyasal enzim kullanmıyoruz. Ayrıca ürünlerimizin analizlerini akredite laboratuvarlarda yaptırıyoruz.” Gökduman, uluslararası yarışmalarda kazandıkları ödüllerin bu yaklaşımın önemli bir göstergesi olduğunu da ekledi.
BALIKESİR’DEN ABD VE JAPONYA RAFLARINA
Gökduman, ABD, Hollanda ve Güney Kore’ye ihracat yaptıklarını ifade etti. “Mevcut pazarlardaki satışlarımızı büyütmek, Japonya ve Güney Kore’deki fırsatları değerlendirmek öncelikli hedeflerimiz” dedi. 2027’de Amerika ve Japonya’da düzenlenecek fuarlara katılmayı planladıklarını belirten Gökduman, “Uzun vadede Türkiye’de ve uluslararası pazarlarda premium zeytinyağı denildiğinde akla gelen ilk markalardan biri olmayı amaçlıyoruz” diye konuştu.
POTANSİYELİMİZ KÜRESEL BAŞARIYA DÖNÜŞMELİ
Gökduman, “Türkiye’nin zeytinyağında hammadde üreticisi kimliğinin ötesine geçmesi gerekiyor” dedi. Dökme yağ ihracatının yerine ambalajlı ve katma değerli ürün ihracatına daha fazla odaklanılması gerektiğini vurguladı. “Markalaşma çabalarının yanı sıra uluslararası pazarlara açılmayı kolaylaştıracak sürdürülebilir desteklere ihtiyaç var. Türkiye’nin üretim potansiyelini kalıcı bir küresel başarıya dönüştürebilmesi, kaliteli ürün üretmenin yanı sıra bu kaliteyi doğru anlatabilmesine bağlı” şeklinde konuştu.