Zihni Göktay izleyici profilinden şikayetçi

52 yıllık sanat kariyerine Lüküs Hayat ve Cibali Karakolu gibi dev oyunları sığdıran Zihni Göktay; “Tiyatro ekmek parasını verir ama kıyma parası için dizi yapmak gerekir” diyor.

Duayen oyuncuya göre; dizi sürelerinin durumu vahim ama mücadele etmek için Don Kişot olmak şart…

*Ulan İstanbul’da Servet karakteriyle ‘Bir pencere kenarından harikalar yaratıyor’ sözleriyle anıldınız. Sokaktaki tepkiler nasıl?

Sokaktaki tepkiler çok iyi ama esnafın hali vahim. Alışverişe gittiğim zaman 2 liraya alınan meyve bana 5 liradan satılıyor. Neden diye soruyorum ‘Sen artistsin, 2 de verirsin 5 de verirsin’ diyorlar. İnanılmaz bir durum. Ben orta halli bir insanım. Tiyatro her zaman ekmek parasını verir. Ama kıyma parası için ek işler yapmak zorundasınız. Eşim de esnafın bu durumundan bıktı. ‘Artık alışverişe çıkarken sen gelme yanımda’ diyor bana.

EKMEK PARASI İÇİN TiYATRO  KIYMA İÇİN DİZİ OYUNCULUĞU

*Yıllardır tiyatro sahnesinde başrolde yer alan bir oyuncu olarak dizi oyunculuğunu da, tiyatrodan aldığınız gelir yeterli gelmediği için mi yaptınız?

Yani meşhur olmak için yapmadım tabii ki. 52 yıldır devletin sanatçısıyım. Her zaman söylediğim şey şudur, tiyatro ekmek parasını vermiştir. Kıyma ve köfte parası için bu işleri yapmak gerekir. Ek gelir için TV ve radyo işleri yaptım. Asıl mesleğimiz tiyatrodur. Asıl mesleğimizi ihmal etmeden ek işler yapabiliyorsak yapabiliriz. Zaten dizilerle de anlaşmam hep bu ön koşulla birlikte olmuştur. Lüks yaşamadım ben. Ne ıstakoz bacağı yedim, ne karideslerle çocuklarımı büyüttüm.

*52 yıllık sanat kariyerine sahip bir oyuncusunuz ve daima tevazu sahibi duruşunuzla anılıyorsunuz. Son dönem yıldız oyuncuların ‘imaj’ kaygısıyla kapalı yaşam tarzını benimsemelerini nasıl değerlendirirsiniz?

Ben anlayamıyorum bu kadar uzak duruşu. Herkes açıkçası Tempra arabalara döndü, herkes bir havalarda! İnsanlarla konuşmuyor, aksi cevaplar veriyorlar. Oysa onları halk var etti.

Çünkü halk olmadan oyuncu da olmaz. Onlardan soyutlanmak çok yanlış. Ben halkın arasındayım, her zaman da iftihar ediyorum bununla. Seyirci öyledir ki seni kartal gagasıyla en tepeye çıkarır ancak en ufak bir hatanızda yere bırakır tuzla buz eder. Bu tavırları kesinlikle doğru bulmuyorum.

KANALLARI KARŞIMIZA ALAMAYIZ

*Dizi oyunculuğu yaptığınız dönemlerde çok tartışılan uzun çekim süreleri sizi de usandırdı mı?

Evet, bugün bir Yeşilçam filmi uzunluğunda 95 sayfa dizi çekiliyor. Batı’da hiç böyle değil. 45 dakikalık diziler çekiyorlar. Zaten insan beyni aynı hikayeye en fazla 45 dakika odaklanabiliyor.

Dolayısıyla bu uzun süreli dizilere biz mani olamayız. Kanalları karşımıza alamayız. Televizyon doymak bilmeyen obur bir alet. Ancak ne yapacağız ki? Mecbur çalışmak zorundayız. Tek başımıza bayrak açamayız. Don Kişot muyuz biz?

*Ulan İstanbul’da nasıldı çalışma süreleri?

Bana her türlü olanağı sağladılar.Gençler beni hiç üzmedi. İşlerimi 2 güne toplamaya çalıştılar. Zaten dizi bittikten sonra hepsine ayrı ayrı teşekkür ettim.

Şehir Tiyatroları daha özgür

*Şehir Tiyatroları’nın devlet tiyatrolarından daha özgür olduğunu söyleyebilir miyiz?

Söyleyebiliriz. Biz Şehir Tiyatroları olarak 100 yıllık bir yapıyız ve devlet tiyatrolarına göre daha özgürüz! Tam olarak göbeğimizden bağlı değiliz. Bize çok büyük baskılar olmuyor, onları bilemem.

Hiçbir hükümet kendi sanatçısının hakaretine göz yummaz

*Erhan Yazıcıoğlu’nun Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği’ne getirilmesinin ardından yaptığı ‘Sivri çocuklarımın uçlarını törpüleyeceğim’ açıklaması çok tartışıldı. Yazıcıoğlu nasıl bir sanat yönetmeni?

Erhan’ın üzerine çok geldiklerini düşünüyorum. Bence son derece başarılı bir Genel Sanat Yönetmeni. 52 yıllık kariyerimde çok çeşitli siyasal çalkantılara tanıklık ettim. Adalet Partisi döneminde bilirkişi heyetinden geçmeyen oyunlarımızın kaldırıldığı oldu. Ama tiyatro hep devam etti. Hiçbir hükümet, hiçbir devlet çatısı altında barındırdığı sanatçısının kendisine sahneden hakaret etmesine izin vermez. Bu CHP de olabilir, MHP de AK Parti de! Çünkü parasını o veriyor.

Alişan ve Çağla çok disiplinli ve saygılıydı

*Cennet Mahallesi, Ulan İstanbul gibi dizilerde genç yıldızlarla çalıştınız. Bu isimlerin çeşitli kaprisleriyle karşılaştığınız oldu mu?

Ben hiç denk gelmedim. Bana karşı aşırı saygılılardı. Mesela ben Alişan evladım ve Çağla kızımla 6 yıl çalıştım. Açıkçası türkücü ve mankenle çalışacağım fikri ilk başta beni ürkütmüştü. Ama her ikisi de ne ufak ne bir saygısızlık etti, ne kalbimi kırdı. ‘Ben mankenle, türkücüyle oynamam’ diye bir laf etmiştim ama o ikisini de gördükten sonra bu lafımı yaladım, yuttum.

O kadar düzgün çocuklar ki, her ikisini de çok sevdim. Keza, Şebnem Bozoklu’yu da ‘prensesim’ diye çağırırım. O da beni her gördüğünde boynuma atlar, sarılır öper. Bunların hepsi çok saygılı, mütevazı şeker gibi çocuklar. Onlarla çalışınca uzun bir senaryo olduğunu anlamıyorduk bile. Ulan İstanbul bitti ama şimdi uzun metrajlı filmiyle izleyici karşısına geçmeye çalışıyoruz.

*Çok sevilen bir diziydi, ekranlara neden veda etti?

Yayınlandığı gün karşısında Karadayı gibi yapımlar vardı. Bizim hikayemiz çok içtendi ama bir yerde tıkanmaya başlamıştı. Ne kadar zorlarsanız zorlayın, bazı işlerin bitmesi gereken yerler vardır. Ama bu ekip büyük fedakârlıkla gece gündüz soğuk havalarda çalıştı. Onlarla iftihar ediyorum.

Bir de şu var; bizim halkımız vurdulu kırdılı dizilere bayılıyor. Metrekareye 5 ceset düşen diziler çok izleniyor. Şu dizi isimlerine bakın; Kara Kutu, Kara Dayı, Kara Para Aşk! Bir kara var yani, muhakkak olacak!

*Cibali Karakolu’nda ‘fahişe’ rolünün çıkarılması çok tartışıldı. Sansüre uğradığınız ama sessiz kaldığınız yönünde tartışmaların aslı nedir?

Bu olayın aslı, Cibali Karakolu çok uzun bir oyun. Uyarlamalarıyla ve müzikli gösterileriyle gittikçe uzayan bir süreye ulaşmıştı. Oyunun başında benim de bir monoloğum var ki daha da uzatıyor. Bu sebeple oyundan bir parçayı çıkardık. Bu tamamen kendi inisiyatifimizle aldığımız bir karar. Oyunun yeni versiyonunda ortaya 3 saat 40 dakikalık bir süre çıktı ortaya. Biz de bazı gereksiz sahneleri, lüzumsuz replikleri çıkardık.

BUGÜN

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Silifke’de Sahilde Kürekle Saldırı

Mersin'de dört genç ile kafe işletmecisi arasında çıkan kavgaya soruşturma başlatıldı. Silifke ilçesi Atakent Mahallesi'ndeki Susanoğlu Sahili'nin kumsalında güneşlenen gençler ile bir kafenin ortağı K.K. arasında bilinmeyen nedenle tartışma çıktı.

Vedat Yenerer Hayatını Kaybetti

Bir süredir İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği Yoğun Bakım Ünitesi'nde tedavi gören gazeteci Vedat Yenerer'in bugün beyin ölümü gerçekleşti. Kendisine bir ay önce beyin tümörü teşhisi konmuştu.

Antalya Belediyesi Yolsuzluk Soruşturmasında Yeni Gözaltı

Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin yolsuzluk soruşturması kapsamında Gençlik Merkezi Sorumlusu T.G., Marmaris'te KOM ekiplerince gözaltına alındı. T.G., sorgulanmak üzere Antalya Emniyet Müdürlüğü'ne getirildi.

ASKİ, Ankara’daki Su İddialarına Verilerle Yanıt Verdi

Ankaralı vatandaşlar sosyal medya platformlarında mide bulantısı, ishal, kusma ve karın ağrısı gibi şikayetlerle hastaneye başvurduklarını öne sürdü. Vatandaşlar şikayetlerin şebeke suyundan kaynaklandığını iddia etti.

Seyahat Şirketi 100 Bin Lira Maaşla Otobüs Şoförü Arıyor

Türkiye'de otobüs şoförlüğü mesleğini yapan binlerce kişinin arasına yenilerinin katılması beklenirken bir seyahat şirketi 100 bin lira maaşlı şoför ilanı verdi. Şirketin belirlediği şartlar arasında 30 ile 55 yaş arasında olmak yer alıyor.