Yeni Şafak yazarı Abdülkadir Selvi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görevi Kılıçdaroğlu’na vermemesini eleştirdi.
İşte Selvi’nin yazısının o bölümü:
"‘CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile, hükümeti kurma görevi verilecek mi verilmeyecek mi tartışmalarının doruk noktasında olduğu bir sırada görüştüm. CHP Genel Merkezi’ne girerken, İngiltere Büyükelçiliği’nden bir heyetle karşılaştık. Ekonomiden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke ile görüşmeye giriyorlardı. Kılıçdaroğlu’nun makamına girerken, içeriden bir heyet çıktı. Kemal Bey, “Seçim kampanyamız için çalışma yapan bir ekiple görüştüm”dedi. Ben hemen en son oy oranlarını sordum.”Yok bunlar kamuoyu araştırması yapan ekip değil, seçim kampanyasını yürüten arkadaşlar” dedi. CHP, 7 Haziran seçimlerinde pozitif bir kampanya yürütmüştü. “Yine pozitif bir kampanya mı yürüteceksiniz?” diye sordum. “Yine pozitif bir kampanya yürüteceğiz ama bu kez terörle mücadele ile demokrasi ve özgürlükler de kampanyamızın bir unsuru olacak” karşılığını verdi. Kılıçdaroğlu ile görüşmeden çıkarken kapıda Haluk Koç’la karşılaştım. Çok gergindi. Uzun süredir yapıcı bir dil kullanan Haluk Koç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilgili sözleri ile fabrika ayarlarına geri döndü.
SARAYA GİDERİM DEDİ
Kılıçdaroğlu, teamüllerin işletilmesi ve hükümeti kurma görevinin Davutoğlu’ndan sonra kendisine verilmesini bekliyor. Kılıçdaroğlu’na, “Hükümeti kurma görevi verilirse, Saray’a gider misiniz?” diye sordum. “Giderim. Çünkü kişisel duygularımı işlerime karıştırmam” dedi. “Saraya yönelik itirazlarınız var. Bu durum bir çelişki oluşturmaz mı?” diye sormayı da ihmal etmedim. ” Oluşturmaz” karşılığını verdi.
Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine görev vereceği konusunda umutlu değildi. Bu duruma tepkiliydi. “Sadece bizim tepki göstermemiz yetmez. Sayın Davutoğlu da Sayın Bahçeli de tepki göstermeli” dedi.
DAVUTOĞLU’NDAN NE İSTEDİ
Hatta bir adım daha ileri gidip, Davutoğlu’nun hükümeti kurma görevi verildiğinde, “Teamül gereği sıra Sayın Kılıçdaroğlu”nun diye görevi iade etmesini istedi. Biraz naif bir yaklaşım gibi geldi bana. Gözlerimden ne hissettiğimi anlamış olacak ki; “Bunu yapsa büyür” dedi.
Cumhurbaşkanı’nın, Kılıçdaroğlu’na hükümeti kurma görevini vermeyeceği iyice netleşti. Cumhurbaşkanı, muhtarlara hitaben yaptığı konuşmada, “Beştepe’nin adresini bilmeyenlerle vakit geçirecek zamanımız yok” diyerek bu durumu pekiştirdi. Ayrıca, Anayasa’nın 116.Maddesi gereğince TBMM Başkanı İsmet Yılmaz’la dün akşam bir araya geldi. Böylece seçim hükümetiyle ilgili ilk adım atılmış oldu.
HÜKÜMETİ KURARIM DEDİ
Buna rağmen Kılıçdaroğlu’na, “Hükümeti kuracağınıza inanıyor musunuz?” diye sordum. “Kurarım” karşılığını verdi. AK Parti ile koalisyon kuramadılar. MHP’nin tavrı ise belli. Bu iş nasıl olacak? “Onu söylemem” dedi. Hükümet kurar kuramaz, orasını bilmem.
GÖREV KILIÇDAROĞLU’NA VERİLMELİYDİ
Ama Kılıçdaroğlu’na görev verilmeliydi. Mecellede usul esastan önce gelir. Hükümet kuramayacaksa, bunun denenip görülmesi gerekirdi.
“Kılıçdaroğlu görevi aldıktan sonra, gereken desteği sağlamasa dahi bir hükümet listesi sunabilir. Bu durumda Cumhurbaşkanı bunu onaylamazsa, hükümet kuruluşunu istemiyor pozisyonuna düşer, onaylar da hükümet güvenoyu alamazsa, bu süre zarfında CHP’liler bakanlıkları ele geçirir” şeklindeki kaygıların farkındayım. Ama arkasında güvenoyu olmayan hükümeti Cumhurbaşkanı niye onaylasın? Kılıçdaroğlu’na, “Güvenoyu alacak desteği bulamadığınız halde Cumhurbaşkanı’na hükümet listesi sunar mısınız?” diye sordum. “Yok. Öyle bir şey olur mu? Hükümeti kuracak desteği bulamazsam görevi iade ederim” karşılığını verdi.
Siyasette 24 saat bile uzun süredir diye boşa dememişler. Ben Kılıçdaroğlu’nun makamından ayrılırken başka bir hava vardı. Haluk Koç’un HDP’nin içinde yer aldığı seçim hükümetine üye vermeyeceklerini açıklamasıyla, başka bir hükümet modeli oluştu."