1.776 milyar dolarlık fonun dağıtılması sürecinin uzun bir mücadelenin ardından sona ermesinin ardından savcılar, 6 Ocak 2021’deki Kongre baskını nedeniyle hakkındaki dava düşürülen bir sanığın ödediği para cezasının iade edilmesine gerek olmadığını savundu. Savcıların gerekçesi, söz konusu sanığın mahkumiyetine hiçbir zaman itiraz etmemiş olması. Bu tutum, baskında polise engel olduğunu kabul eden Arizona’lı Felicia Konold’un ödediği 2 bin doların iadesi talebine karşı çıkılmasıyla ortaya çıktı. Adalet Bakanlığı’nın bu yaklaşımı, Başkan Donald Trump’ın “silahlandırılmış adalet sistemi mağduru” olarak nitelendirdiği kişilere ödeme yapılması yönündeki tartışmalı girişimle tezat oluşturuyor.
KONOLD'UN DAVASI VE ÖDENEN CEZALAR
Olay günü Proud Boys grubuyla birlikte Kongre binasına yürüyen ve polis barikatlarını ilk aşanlar arasında yer alan Konold, 45 gün hapis cezasına çarptırılmış ve Kongre binasının onarımı için para cezası ödemesi hükmedilmişti. Savcılar perşembe günü mahkemeye sundukları dilekçede, Konold’un “mahkumiyetinin af anında kesinleşmiş olması ve kararın bozulmamış olması nedeniyle bu fonların iadesini alamayacağını” belirtti. Konold’un avukatına ulaşılamazken, savcıların bu tutumu, af kapsamındaki sanıkların ödediği cezaların iadesi konusunda dar bir yorum getirdiklerini gösteriyor.
SAVCILARIN İADE İÇİN BENİMSEDİĞİ ÖLÇÜT
Konold’un aksine, mahkumiyet kararına itiraz eden bazı 6 Ocak sanıkları için savcılar farklı bir tutum sergiledi. Adalet Bakanlığı, af sırasında temyiz süreci devam eden sanıkların ödediği para cezalarının iadesine onay verirken, temyiz başvurusu bulunmayanların cezalarını iade etmiyor. Washington DC’deki temyiz mahkemesi, Trump’ın toplu aflarından önce mahkumiyetleri kesinleşmeyen bir grup sanığın iade talebi üzerine konuyu değerlendiriyor.
MAHKEMEDEN Emsal KARAR
Geçen yıl ağustos ayında federal bir yargıç, 6 Ocak sanıklarından birinin ödediği para cezasının iadesine hükmederek bu alandaki ilk kararı vermişti. Yargıç John D. Bates, kararında Yvonne St Cyr’in “işlediği suçlardan dolayı masum olduğuna hükmetmediğini” vurgulayarak, “Bazen bir yargıç, adalet duygusuyla ya da ilk içgüdüleriyle çelişse bile kanunun gerektirdiğini yapmak zorundadır” ifadelerini kullandı. Bates’in bu kararı, benzer durumdaki diğer sanıklar için de emsal niteliği taşıyor.