ALMANYA’DA GÖÇMEN ÖĞRENCİLERİ ETKİLEYEN OLASILIKLAR
Almanya, dil bilmeyen göçmen öğrencilere sınırlama getirme olasılığını değerlendiriyor. Eğitim Bakanı Karin Prien, okul sistemine Almanca bilmeden katılan çocuk sayısının artmakta olduğunu vurguladı. Prien, göçmen kökenli öğrenciler için okullarda kotanın uygulanmasını gündeme getirirken, “Önemli olan çocukların okula başladıklarında Almanca bilmeleridir” diyerek konunun önemine dikkat çekti. Bu açıklamalar, iktidar koalisyonu içinde farklı tepkilere yol açtı. Prien, WELT televizyonuna verdiği demeçte, kota fikrini okullar için “olası bir model” olarak tanımladı ve Danimarka’daki uygulamalara atıfta bulundu.
DİL VE GELİŞİM SORUNLARI
Eğitim Bakanı ayrıca, göçmen kökenli olmayan ailelerde de dil ve gelişim sorunlarından bahsetti. Prien, bu durumun ebeveynlerin davranışlarındaki değişikliklerden kaynaklandığını ifade etti. BILD’e verdiği başka bir mülakatta, çocukların artık sahip olmadığı bazı temel becerilere, örneğin ayakkabı bağlama, bisiklete binme ya da yüzme gibi konulara değindi. İktidar koalisyonu, 4 yaşındaki çocuklar için ülke genelinde zorunlu bir dil ve gelişim testinin uygulanmasına destek veriyor.
Gelecek olasılığa karşı ilk tepkiler, hükümetin uyum konularından sorumlu komiseri Natalie Pavlik’ten geldi. Pavlik, bir kota getirilmesini reddederek, “Almanya’nın sınıflarda bir kotaya ihtiyacı yok” dedi ve eğitim sistemindeki dengesizliğin bu yolla çözülemeyeceğini savundu. Fakat her çocuğun Almanca konuşabilmesi gerektiği konusunda da hemfikir oldu. Sosyal Demokrat Parti’nin eğitim sözcüsü Jasmine Hostert ise bakanın açıklamalarına sert tepki gösterdi. “Kota ya da benzeri modellerin getirilmesini kategorik olarak reddediyorum. İyi eğitim ve kapsayıcılık, hedefe yönelik destekle sağlanır, dışlamalarla değil” dedi ve anaokullarının güçlendirilmesine odaklanılması gerektiğine vurgu yaptı.
MODELİN UYGULANABİLİRLİĞİ
Alman Öğretmenler Birliği Başkanı Stefan Duhl, önerilen sistemin “mantıklı ve ideal bir fikir” olduğunu ancak uygulanması durumunda karşılaşılabilecek sorunlarla ilgili endişelerini dile getirdi. Duhl, “Bir sınıfta ana dili Almanca olmayan veya çok az Almanca bilen çocukların oranı yüzde 90’a ulaşırsa, modele dayalı öğrenme eksik kalır ve çocukların sınıf dışında Almanca kullanmaları zorlaşır. Okul bahçesinde hâlâ anadillerini konuşuyorlar” diyerek önemli bir noktaya dikkat çekti.