İSRAİL’İN TARTIŞMALI GİRİŞİMİ
Katar’ın başkenti Doha’da Hamas heyetini hedef alan İsrail’in bu eylemi, yeni tartışmaları gündeme getiriyor. Öte yandan, İsrail’in Türkiye’ye yönelik gerçekleştirdiği sanal medya paylaşımları da dikkat çekiyor. Bu konuda Ankara’nın görüşü merak konusu olup, CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova, canlı yayında konuyla ilgili bilgi verdi.
TÜRKİYE’YE SALDIRMA CESARETİ YOK
İsrail, Türkiye’yi hedef alabilir mi? Bu konu hakkında konuştuğum kaynaklar, “Ona cesaret edemez” ifadelerini kullanıyor. Bunun başlıca nedenleri ise iki maddede özetleniyor. İlk olarak, Türkiye bir NATO ülkesi. NATO’ya göre, bu tür bir saldırı diğer müttefikleri devreye sokar. 5. madde, bir NATO üyesine yönelik silahlı saldırıyı, tüm üyelere karşı yapılmış bir saldırı olarak değerlendirir ve saldırıya uğrayan müttefike yardım etmek için gerekli eylemleri yapmayı taahhüt eder.
İSRAİL’İN FARKLI YÖNTEMLERİ
İkincisi ise; kaynaklar, “İsrail de Türkiye’nin bölgedeki diğer ülkelerden farklı olduğunu biliyor” diyor. Bu bağlamda, doğrudan askeri operasyon yapamaz ama farklı yol ve yöntemlerle Türkiye’nin iç işlerine karışabilir. Bunun örnekleri arasında “5. kol faaliyetleri” yer alıyor. Son dönemlerde, “Suriye’de Türkiye’nin getirdiği tesisatı vurduk” algısı yaratılmaya çalışılmakta. Ancak, konuştuğum kaynaklar bunun gerçek olmadığını ve böyle bir girişimin ağır sonuçlar doğuracağını belirtiyor. Yani, “İçeride ne de Suriye’de Türkiye’ye bir şey yapma ihtimali yok” vurgusu yapılmakta.
MANİPÜLASYON VE YASAL DÜZENLEME İHTİYACI
Ayrıca, kaynaklar İsrail’in 5. kol faaliyetlerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamakta. Özellikle sosyal medyada manipülasyonu iyi kullandığı belirtilmiş olup, Türkiye içindeki algıyı yönetme çabalarına dikkat çekiliyor. Bu noktada, “Sanal medya Türkiye için en büyük beka sorunu haline geliyor” deniyor. Bu nedenle bu alanda ciddi düzenlemelerin yapılması gerekliliği ortaya konmakta. “Algı oluşturan ve yalan yanlış bilgiler paylaşanlar, ağır ceza yaptırımları ile karşılaşacaklarını bilmelidir” mesajı veriliyor. Dolayısıyla, bu alana yönelik bir yasal düzenleme ihtiyacı giderek artıyor.