ANAYASAL GÜVENLİKTEKİ SORUNLAR
Almanya’da, Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü tarafından 2000 ile 2007 yılları arasında 8’i Türk toplam 10 kişinin katledilmesinin ardından, hayatını kaybedenlerin aileleri, Beate Zschaepe’nin mümkünü olan ‘Exit’ programına kabul edilmesine yönelik ciddi tepki gösteriyor. Bu programın, aşırı sağcılıktan çıkmak isteyen üyeleri kabul ettiği biliniyor. Zschaepe’nin bu program aracılığıyla, yani ‘Exit’ programına katılarak erken tahliye olma olasılığının bulunduğu ifade ediliyor.
TEPKİLER VE İMZA KAMPANYASI
Özellikle katledilenlerin yakınları, çevrim içi platformlardan biri olan Campact aracılığıyla imza kampanyası başlattı. Bu kampanyaya katılan aileler, “Zschaepe’nin programa katılımını yalnızca medya aracılığıyla öğrendik.” diyerek, yetkililer tarafından kendilerine herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını vurguladı. Mağdurlar, ‘Exit’ programının, geçmişte soruşturmaları kasıtlı şekilde engelleyen NSU üyelerine değil, güvenilir kişilere destek vermesi gerektiğini savunuyor.
NSU’NUN GEÇMİŞİ VE ROLÜ
Neonazi grup NSU, 2000-2007 yılları arasında gerçekleştirilen 8’i Türk toplam 10 cinayet, iki bombalı saldırı ve 15 banka soygunuyla biliniyor. Örgütün varlığı ve bu cinayetlerdeki rolü, 4 Kasım 2011 tarihinde, bir tesadüf sonucu ortaya çıkmıştı. NSU’nun, uzun yıllar boyunca Alman güvenlik birimleri tarafından tespit edilememesi ve bazı üyelerinin istihbaratla ilişkisi, Almanya’da büyük tartışmalara yol açtı. Özellikle Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın, aşırı sağcı gruplara ait belgeleri imha etmesi kuşkuları arttırdı.
YARGI SÜRECİ VE SONUÇLARI
Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi’nde 2013 yılında başlayan NSU davasındaki karar, 11 Temmuz 2018’de alındı. Beate Zschaepe, ömür boyu hapse mahkum edilirken, örgüte yardım ve yataklık eden 4 sanık ise 2,5 yıl ile 10 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.