Türkiye'de demokratik açılım konusu tartışılırken Osmanlı döneminde yaşanan olaylar ibret verici nitelikler taşıyor. Bugün tartışılan Kürt sorununa bakıldığında Osmanlı'nın kurduğu medeniyet tecrübesinin nasıl da yok sayıldığı gazeteci-yazar Yusuf Kaplan ve Sosyolog yazar Müfit Yüksel tarafından TV Net'teki Düşüne Taşına programında tartışıldı.
OSMANLI KÜRT BEYLİK SİSTEMİNİ TARUMAR ETMEDİ
Programda, 72 milletin beraber yaşadığı bir toplumdan geriye kalanların çatışma içinde olduğu fikri konuşulurken Sosyolog yazar Müfit Yüksel önemli açıklamalarda bulundu. Yazar Yüksel, Yavuz Sultan Selim döneminde başlayan Türk-Kürt beraberliğinin Tanzimat dönemine kadar nasıl yürüdüğünü şu cümlelerle açıkladı: 'Yavuz Sultan Selim döneminde 25 Kürt aşiretinden 24'ü Osmanlı'nın egemenliğini kabul etmişti. Osmanlı Kürt beylik sitemini tarumar etmedi. Onların gelenekleri Tanzimat'a kadar korundu. Tanzimat'tan sonra Batılaşma ile ilgili sorunlar nedeniyle bunlar ortadan kalktı.'
BEDİÜZZAMAN TÜRKÇE VE KÜRTÇE GAZETE İÇİN DİLEKÇE VERDİ
Sosyolog yazar Yüksel, yakın döneme geldiğinde Bediüzzman Said Nursi'nin Meşrutiyet'in başladığında gazete çıkarmak için devletin makamlarına başvurduğunu gösteren İçişleri Bakanlığı'ndan alınan bir belgeyi gösterdi. 'Bediüzzaman Said-i Kürdi Efendi Hazretleri tarafından takdim edilen dilekçede…' diye başlayıp Türkçe ve Kürtçe bir gazete talebinde bulunduğu Osmanlıca dilekçe okundu. Bu konuda herhangi bir engel olmadığına dikkat çekilerek Osmanlı'da beraber yaşama ve başkalarını ötekileştirme anlayışının olmadığına dikkat çekildi.
BATI'DAKİ ÜNİVERSİTELERDE KİLİSE GELENEĞİ
Bu konuşmadan sonra gazeteci yazar Yusuf Kaplan, konuyu eğitim sistemine taşıdı. Kaplan, 'Batı'da ve İslam dünyasında Türkiye'nin haricinde kendi düşünce ve kültür geleneklerini sürdüren yapı hâkimdir.' ifadesini kullanarak Batı'da oluşan üniversite kültürünün nasıl ortaya çıktığını şu cümlelerle açıkladı: 'Batı'da Hıristiyanlık üstünden kurulmuş çok ciddi üniversiteler var. Üniversite geleneği kilisenin ortaya koyduğu gelenek ile devam ediyor. Batı'yı toparlayan bir gelenek bu. O gelenek sürekli çağdaşlaştırılıyor.'
İSLAM KÜLTÜRÜNÜ İÇSELLEŞTİRMELİYİZ
Batı'nın geliştirdiği gelenekten sonra İslami eğitim sisteminin özelliklerine de değinen Kaplan, 'İslami eğitim sisteminin kendisini yenilemesi çok kolay. Bu toplumu ayakta tutan omurgasının ne olduğunu yüksek sesle haykırmak zorundayım.' dedi. Kaplan, 'İslami eğitim konusunu şöyle özetledi: 'İslam kültürünü, sanatını ve düşüncesini içselleştirmeliyiz. Bu toplumu yeniden toparlayabilecek ve herkese hayat hakkı tanımış, tek medeniyet tecrübesi biziz. Ve bu tecrübe yaşanmamış gibi onu görmezden geliyoruz..' Türkiye'deki demokratik açılım sürecine de değinen Kaplan, 'Kürt sorununa ise seküler kaynaklarda çözüm arıyoruz. Yuh yani.' diyerek bu konudaki sitemini de dile getirdi.
Moralhaber.Net