Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, FETÖ lideri Fethullah Gülen ile ilgili yeni deliller sunmak için Amerika ziyaretinde bulundu.
Bozdağ, ABD'li mevkidaşı Lynch ile görüşerek 15 Temmuz darbe girişiminde parmağı olan Gülen ile ilgili konuştu ve iade talebini görüştü.
Görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, muhataplarına yeni delliler sunduklarını bildiren Bozdağ, Gülen'in, Türkiye'ye iade edilebilir endişesiyle yeni ülke arayışlarına girdiğini de söyledi.
Tüm bu gelişmelerin ışığında ABD'den NTV canlı yayınına konuk olan Adalet Bakanı Bozdağ, Hüseyin Günay'ın sorularını yanıtlıyor.
Gülen'in iadesi konusunda ABD'li mevkidaşınızla bir araya geldiniz. Uzun sayılabilecek bir görüşmeydi. Ön plana neler çıktı, neler konuşuldu?
ABD bakanıyla öncelikle terörizmle etkin mücadele konusunda uluslararası işbirliğinin önemi üzerine konuştuk. Çünkü Türkiye eş zamanlı, PKK, PYD, DEAŞ, FETÖ pek çok terör örgütüyle mücadele ediyor. Bizim tecrübemiz terörizmde etkin sonuç alabilmek için ulusşlararası etkin işbirliğinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Onun için ABD ile Türkiye'nin dost ve müttefik iki ülke olarak bu işbirliğini daha da güçlendirerek devam ettirmesinin altını çizdik. Fetullahçı Terör Örgütü'nün yapısı hakkında sayın bakana aktarma imkanı bulduk ve bu örgütün işleyişiyle diğer örgütlerden farklı olduğunu özellikle vurguladık. 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünü gerçekleştiren bu örgütün ülkemizde 241 kişiyi öldürdüğünüz 2194 vatandaşımızı yaraladığını ve büyük zararlar verdiğini, bu darbe teşebbüsünün sevk ve idarecisinin, bütün bu cinayet ve yaralamaların birinci failinin Gülen olduğunun altını çizdik. Türkiye'nin bu noktada ABD'den beklentilerini ifade ettik. Hem iade anlaşması üzerinde değerlendirmelerimiz oldu karşılıklı hem de bizim taleplerimiz üzerinde görüş alışverişinde bulunduk. İadesi, iade amacıyla tutuklanması, geçici tutuklama ve şu anda Pensilvanya'da terör örgütünü fiilen yönetmeye devam eden terörist Fetullah Gülen'in bu serbestliğinin sınırlandırılması ve buna izin verilmemesinin altını çizdik. Dost ve müttefik bir ülkede yine dost ve müttefik olan bir ülke aleyhine terör faaliyetlerini, televizyonlara röportaj vermek, video konferanslarla mesajlar iletmek, gizli mesaj ve talimatlar yollamak, algı operasyonları yapmak ve Türkiye'de başkaca terör faaliyetlerine emir talimat ve komuta etme noktasında çok büyük serbestlik var. Bunun kısıtlanmasının önemli olduğunun altını çizdik.
Beraberinizde yeni deliller-dosyalar getirdiğinizi belirttiniz. Bu deliller 15 Temmuz darbe girişimine mi ait yoksa daha önceki süreci mi kapsıyor?
15 Temmuz'a ilişkin geçici tutuklama istedik. 4 ayrı dosyada da iade talebimiz var.
İki ülke arasında bir komisyon kurulması mümkün mü?
Adli yardımlaşmaya bakan bir birim var. Dün Sayın Bakan bu konularla ilgili 5 ayrı savcı görevlendirdiğini ifade ettiler.
Siz ABD Adalet Bakanı'ndan nasıl bir izlenim aldınız, darbenin ardında Fetullah Gülen'in olduğuna inanıyorlar mı veya sunmuş olduğunuz delillere bakış açıları nelerdir?
Ben ona girmek istemem doğru da görmem. Kendi düşüncelerimizi en üst seviyede Sayın Bakan'a ilettik. Niyet okuma yapmayı doğru görmüyorum. İade şartları olup olmadığına mahkeme karar verecek. Yargısal süreçlerin hızlandırılmasını istiyoruz.
İade süreci uzadıkça başka bir endişe akıllarda beliriyor Fetullah Gülen başka bir ülkeye kaçarsa? Siz bu konudaki endişelenizi dile getirdiniz. Nedir istihbaratınız?
Başka bir ülkeye kaçış arayışı içinde olduğuna dair elimizde güçlü istihbarat bilgileri var. Kanada, Belçika, Norveç, Brezilya gibi bazı ülkelerde yer arayışı var.
Bu 4 ülkenin olmasının özel bir sebebi var mı?
Bazıları ile ilgili iade sözleşmesi yok. Kaçış için yer arayışında birtakım ülke yönetimleriyle de temas kurma ihtimalleri güçlü. ABD yönetimi ve halkı Türkiye'nin bu konudaki hassasiyetini anlaması için empati yapması lazım. Eğer Obama ve ailesine suikast girişimi yapılmış olsaydı halkın üzerine tanklar sürülse ve netice 241 ABD vatandaşı öldürülseydi bu işi yapan terör örgütü üyelerini bağlı olduğu örgüt lideri Türkiye'de olsaydı Türkiye ABD'nin iade taleplerine olumlu olumsuz cevap vermemiş olsaydı ABD yönetimi ve halkı ne hissederdi?