Bill Clinton’ın eski danışmanı Doug Band, eski başkanın Jeffrey Epstein’ın özel adasını ziyaret ettiğine dair daha önce yaptığı açıklamayı geri çekti. Bu ifade değişikliği, Cumhuriyetçi Temsilci Nancy Mace ve Kongre’deki kapalı oturumlara ilişkin bilgi sahibi iki kaynak tarafından doğrulandı. Band, Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi’nin Epstein çevresine yönelik geniş kapsamlı soruşturması kapsamında kapalı kapılar ardında ifade veren 17. kişi oldu.
İFADE ÇELİŞKİSİ ORTAYA ÇIKTI
Komite, Şubat ayında Clinton’ın ifade vermesinin ardından Band’in gönüllü olarak dinlenmesini talep etmişti. Eski başkan o dönem milletvekillerine, Band’in yıllarca kendisi için çalıştığını ve danışmanının hem Epstein’ı hem de suç ortağı Ghislaine Maxwell’i tanıdığını söylemişti. Band 2020’de Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Clinton’ın 2003’te Epstein’ın özel adasını ziyaret ettiğini iddia etmişti. Şubat ayında ise Clinton, Epstein’ın adasına hiç gitmediğini söyledi. Salı günü Band de kendi ifadesinde önceki iddiasını değiştirdi. Mace, Band’ın “doğru ile yalan arasındaki farkı net olarak bilmediğini” belirterek, ifadesinde çok muğlak ve engelleyici bir dil kullandığını ve birçok noktada kendisiyle çeliştiğini söyledi.
ELEŞTİRİLER VE YENİ ÇAĞRI
Kaynaklara göre Band, Clinton’ın Epstein’ın adasına gittiğine dair elinde hiçbir kanıt bulunmadığını ve Vanity Fair’e neden böyle bir açıklama yaptığını hatırlamadığını söyledi. Mace, Band’ın “şimdiye kadar gördüğümüz en kötü tanık” olduğunu ifade ederek hemen her soruya “hatırlamıyorum” yanıtı verdiğini ve kendisiyle birden çok kez çeliştiğini belirtti. Mace, Gözetim Komitesi Başkanı James Comer’dan Band hakkında mahkeme celbi çıkarılmasını talep etti.
CLINTON İLE EPSTEIN BAĞLANTISI
Komite Başkanı Comer, duruşma öncesinde yaptığı açıklamada Band’ın Vanity Fair’e verdiği demeçlerin “açıkça bir soru işareti” olduğunu ifade etti. Comer, Band’ın Clinton ile Epstein arasında birkaç kez görüşme ayarladığını, Clinton’a Epstein’ın uçağında birçok uçuşta eşlik ettiğini ve Maxwell ile yoğun bir iletişimi olduğunu bildiklerini söyledi. Adalet Bakanlığı’nın yıl başında yayımladığı Epstein dosyaları, Band’ın Maxwell ile nasıl iletişim kurduğuna dair yeni bilgiler sundu. Dosyadaki bir e-postada Band, Maxwell’e Clinton ile bir e-posta hesabını paylaştığını belirtmişti. Ancak Band, Salı günü Clinton ile bir Blackberry cihazını paylaştığını reddetti.
E-POSTA TRAFİĞİNDE WJC KISALTMASI
Clinton ifadesinde hayatında yalnızca iki e-posta gönderdiğini hatırladığını ve Band’ın bahsettiği hesaptan e-posta göndermediğini söyledi. Clinton, Band’ın baş harfleri olan “WJC” kısaltmasını taşıyan bir e-posta adresinin kendisine itibar kazandıracağını düşünmüş olabileceğini belirtti. Epstein dosyalarında yayımlanan bazı mesajlarda “WJC” kısaltmasının alıcı ya da gönderen satırında yer aldığı görülürken, tam e-posta adresinin çoğu zaman karartıldığı dikkat çekiyor. Maxwell’in “bir süper sevgili olduğunuz ve size aşık olduğum” ifadelerinin yer aldığı bir mesajı ise Clinton, Band’e gönderildiğini düşündüğünü ve ifadesine hazırlanırken öğrendiğini söyledi.
MAKSİMUM İNKAR STRATEJİSİ
Kaynaklara göre Band, hukukçulara Maxwell’e gönderdiği belirli e-postaları hatırlamadığını ancak WJC e-posta adresinin kendisine ait olduğunu ve başka kimsenin erişimi olmadığını kabul etti. Mace, Band’ın Maxwell’e gönderdiği tek bir e-postayı bile hatırlayamadığını ve onunla hiçbir zaman yalnız kalmadığını ifade ettiğini aktardı. Band ayrıca Maxwell ile herhangi bir cinsel temasta bulunmadığını ve onun aracılığıyla tanıştırılan herhangi bir kadın ya da kız çocuğunu hatırlamadığını söyledi. Maxwell ile WJC e-posta adresi arasındaki yazışmaların çoğunlukla seyahat ve yemek planlamaları ile son dakika davetlerinden oluştuğu, bu yazışmaların kurumsal mı yoksa kişisel mi olduğunun net olmadığı belirtiliyor.