Amerika Birleşik Devletleri 250. kuruluş yıl dönümüne hazırlanırken, ülkenin dört bir yanından en dikkat çekici 10 kasaba belirlendi ve bu kasabalar hem doğal güzellikleri hem de kültürel zenginlikleriyle öne çıkıyor. Seçki, turizmin en bilinen noktalarının ötesine geçerek keşfedilmemiş toplulukları ve sıra dışı tarihleri ön plana çıkarıyor. Editörler tarafından yapılan değerlendirmede kasabaların sunduğu atraksiyonlar, yeme-içme olanakları, kültürel hayatı, çeşitliliği, kimlik duygusu ve ‘vay faktörü’ gibi kriterler dikkate alındı. Ayrıca konaklama seçenekleri ve ulaşım kolaylığı da değerlendirmeye katıldı.
ROANOKE: DOĞA VE DEMİRYOLU TARİHİNİN BULUŞMA NOKTASI
Appalachian Trail ve Blue Ridge Parkway ile çevrili Roanoke, doğa yürüyüşlerinin yanı sıra demiryolu tarihiyle de öne çıkıyor. “Güneyin Yıldız Şehri” olarak bilinen kasaba, yürünebilir merkezinde sürekli yeni restoranlar ve işletmelerle büyümeye devam ediyor.
LAWRENCE: İSYANKÂR RUHU KORUYAN ORTA BATI CEVHERİ
Lawrence, mükemmel bir ana cadde görüntüsü sunuyor; butik bira üreticileri, bağımsız kitapçılar ve tarihi otellerle dolu. Ancak bu şirin Orta Batı görüntüsünün ardında güçlü ve asi bir ruh yatıyor. İç Savaş döneminde iki kez yakılan kasaba, bugün Massachusetts Caddesi’nde büyük zincirleri dışarıda tutarak yerelliği koruma mücadelesi veriyor.
IOWA CITY: AMERİKA’NIN EDEBİYAT MOTORU
Iowa City, canlı bir üniversite kasabası olarak Amerikan edebiyatının kalbinin attığı yer. Taksicilerden üniversite öğrencilerine kadar herkesin parmakları mürekkebe bulanmış gibi; Kurt Vonnegut gibi efsanevi yazarlar bu sokaklarda yürümüş. Kitaplar hikâyenin sadece yarısı: Başkanlık onaylı bir vintage diner’da meşhur pasta-shake’lerden tatmak, “Star Trek”e adanmış bir komşu kasabayı ziyaret etmek de mümkün.
JUNEAU: VAHŞİ DOĞANIN BAŞKENTİ
Alaska’nın ulaşımı zor başkenti, muhteşem manzaraları ve zengin kültürüyle kruvaziyer yolcularının bile beğenisini kazanıyor. Ülkenin en büyük eyalet başkenti olan Juneau’nun yüksek zirveleri yaz ortasına kadar karla kaplı kalıyor. Yağmur ormanında yer alan kasaba, kendi buzuluna sahip ve ayılar, dağ keçileri, balinalar gibi yaban hayatına ev sahipliği yapıyor.
BURLİNGTON: GÖL KIYISINDA KÜÇÜK KASABA HAVASI
Vermont’un en büyük şehri aynı zamanda her eyaletin en küçük büyük nüfus merkezi. Göl kenarındaki bu üniversite kasabası, haftalık çiftçi pazarı ve yürünebilir merkeziyle küçük kasaba hissi veriyor. Mevsime göre Champlain Gölü çevresinde bisiklet sürmek, buz pateni yapmak veya şehir içi patikalarda yürümek mümkün. Yerel biralar ve Ben & Jerry’s dondurması yıl boyunca keyifle tüketilebiliyor.
FORT COLLİNS: TARİHİ KÖKLER, MODERN KEYİFLER
Ünlü bir bira fabrikasına, ‘80’ler kafesine, bağımsız sinema salonuna ve harika kahve dükkânlarına ev sahipliği yapan Fort Collins, adeta bir tema parkı gibi. Tarihi dokusunu koruyan kasabada Rockies eteklerinde gerçek bir zirveye tırmanış da dahil olmak üzere birçok zirve deneyimi yaşanabiliyor.
BETHLEHEM: ENDÜSTRİYEL MİRAS VE YENİDEN DOĞUŞ
Bethlehem artık çelik üretmiyor ama efsanevi endüstriyel geçmişi eski Bethlehem Steel sahasında yaşıyor. Ziyaretçiler paslanan tesisleri gezebilir, dev yüksek fırınların gölgesinde açık hava etkinliklerine katılabilir. Pitoresk Ana Caddesi, ışıltılı bir Noel destinasyonu olması ve ABD’nin en yeni UNESCO Dünya Mirası alanı sayesinde kasaba yeniden canlanıyor.
GREENVİLLE: 50 YILLIK ANİ BAŞARI HİKÂYESİ
Greenville, canlı şehir merkezi enerjisiyle diğer şehirlerin imrendiği bir atmosfere sahip. Şehir içi şelalesi ve Falls Parkı en büyük cazibe merkezleri. Uzun bir yaya ve bisiklet yolu mahalleleri, cazibe merkezlerini ve 10 mil kuzeydeki şirin bir kasabayı birbirine bağlıyor. Oysa bu Güney şehri birkaç on yıl önce hiç böyle görünmüyordu.
NEW HAVEN: YALE’İN KÜLTÜR BAŞKENTİ
Yale Üniversitesi’ne ev sahipliği yapan New Haven, restoranlar, müzik, sanat ve tiyatro için yürünebilir bir cennet. Yale’in görkemli tuğla akademik binaları ve dünya standartlarındaki müzeleri, bu şehri Connecticut’ın kültür başkenti olarak tanımlıyor. New Haven usulü pizza, yüz yıllık geçmişinin yanı sıra Amerikan sandviçinin de kökenlerine sahip çıkıyor.
SARASOTA: SİRKİN, SANATIN VE PLAJLARIN BULUŞTUĞU NOKTA
Bu Körfez Kıyısı şehri, bir sirk patronunun servetinden doğan kültür kompleksiyle sanatsal mükemmellikte sınır tanımıyor. Sirk efsaneleri ve Amish “snowbird” nüfusu, kasabanın ilginç tarihine katkıda bulunuyor. Nadir bahçeler ve güzel plajlar, güneş ve sörfün yanı sıra sofistike bir kültürel kaçış sunuyor.