Türkiye, Lozan Barış Anlaşması’nın 102’nci yıl dönümünde, geçmişten gelen gücü ile barış, istikrar ve kalkınma odaklı politikalarını sürdürmeye devam ediyor. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda kalkınma ve barış odaklı dış politikayı benimsiyor, bu süreçte küresel bir güç olma hedefine doğru emin adımlarla ilerliyor.
lozan’ın 102. yıl dönümü mesajı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lozan Barış Anlaşması’nın 102’nci yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Bu mesajında, anlaşmanın Türk milletinin bağımsızlık iradesini ve mücadelesini uluslararası hukuk çerçevesinde tescil eden tarihi bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekti. Erdoğan, Türkiye’nin ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonu ile kalkınma ve refah yolculuğunun kararlılıkla sürdüğünü ifade etti. Mesajında, “Bugün, aziz milletimizin bağımsızlık iradesini ve mücadelesini uluslararası hukuk nezdinde de tescil eden Lozan Barış Antlaşması’nın 102’nci yıl dönümüdür” sözlerine yer verdi.
ülkemizin kalkınma yolculuğu devam ediyor
Erdoğan, Lozan’dan 102 yıl sonra ülkemizin kalkınma ve refah yolculuğunun Türkiye Yüzyılı vizyonu ile kararlılıkla devam ettiğini belirtti. Barışı, iş birliğini ve karşılıklı saygıyı esas alan dış politika ile bölgede ve dünyada etkili bir güç olma hedefine emin adımlarla yürüdüklerini söyledi. “Bugün her alanda dünden daha iyi bir konumdayız; inşallah yarın çok daha iyi seviyelerde olacağız” dedi. Ayrıca, Lozan Barış Antlaşması’nın yıl dönümünde Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ile Milli Mücadele kahramanlarını ve vatan savunmasında canlarını feda eden tüm şehitleri rahmetle andığını, gazileri de minnetle yadedildiğini ifade etti.
lozan barış anlaşması’nın önemi
Lozan Barış Anlaşması, 24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan kentinde imzalanarak, Türk milletinin Birinci Dünya Savaşı sonrası verdiği milli mücadelenin uluslararası alanda onaylanmasını sağlayan temel belgelerden biri oldu. Bu anlaşma, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve egemenliğini güvence altına alarak modern Türkiye’nin temellerini sağlamlaştırdı. Lozan Barış Anlaşması, Osmanlı İmparatorluğu’nun sona ermesinin ardından genç Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası arenada tanınmasını sağlayan kritik bir belge olarak kabul ediliyor. Bu anlaşma, aynı zamanda Türkiye’nin egemenlik haklarını ve sınırlarını güvence altına alarak modern Türkiye’nin devlet yapısının temel taşlarından biri olmayı başardı.