Danıştay 12. Dairesi, baroların dava açma yetkisinin sınırlarını belirleyen önemli bir karara imza atarak bir baronun MEB yönetmelik değişikliğine karşı açtığı davayı ehliyet yönünden reddetti. Mahkeme, bu düzenlemenin baro üyelerinin avukatlık sıfatıyla yaptıkları faaliyetleri değil, MEB bünyesindeki kamu görevlilerinin iç disiplin işleyişini ilgilendirdiğini belirtti. Kararda, yönetmelik değişikliğinin baronun tüzel kişiliğini veya üyelerinin hak ve menfaatlerini doğrudan etkilemediği vurgulandı.
ANAYASA VE AVUKATLIK KANUNUNA ATIF YAPILDI
Danıştay kararının gerekçesinde, Anayasa’nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesine ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 76. maddesine atıfta bulunuldu. Yargı yeri, meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçlar doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunduğunu hatırlattı. Mevzuata göre baroların avukatlık mesleğini geliştirmek, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak gibi net görevleri olduğu ifade edildi.
KARAR OYBİRLİĞİYLE REDDEDİLDİ, TEMYİZ YOLU AÇIK
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun menfaat ihlali şartını meşru, kişisel ve güncel bir ilişki olarak yorumlayan Danıştay, baronun bu davada subjektif ehliyet koşulunu taşımadığına hükmetti. Danıştay 12. Dairesi, yönetmeliğin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle açılan davayı oybirliğiyle reddetti. Kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz başvurusunda bulunma yolu ise açık tutuldu.