Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’ın Batı Trakya’daki müftülük makamlarına yaptığı son devlet atamalarına tepki gösterdi. Bakanlık, Atina yönetimine Türk azınlığın kendi seçtiği meşru dini liderleri tanıma çağrısında bulundu. Açıklamada, Yunanistan’ın Gümülcine ve İskeçe’ye atadığı sözde müftülerin, Batı Trakya Türk azınlığının Lozan Barış Antlaşması ile güvence altına alınan haklarını yok saydığı vurgulandı.
YUNANİSTAN'IN YAPTIĞI ATAMALAR
Müftülük kurumunun azınlığın dini, toplumsal ve kültürel varlığının ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekildi. Bakanlık, Yunanistan’ın tutumunu şu sözlerle eleştirdi: “Yunanistan, ülkesindeki resmi bir azınlık olan Batı Trakya Türk Azınlığının kendi seçtiği Müftüleri tanımamakta ısrar ederek Azınlığın iradesini ve din özgürlüğünü göz ardı etmekte ve temel insan haklarına yönelik çarpık bakış açısını bir kez daha ortaya koymaktadır.” Ayrıca, Yunanistan makamlarının, azınlığın seçtiği meşru müftüleri tanımaya ve atanmış müftüleri dayatma teşebbüslerinden vazgeçmeye çağırıldı.
ATAMA SÜRECİ VE YASAL DAYANAĞI
Ankara’nın tepkisine yol açan süreç, Yunanistan Resmi Gazetesi’nde yayımlanan kararnamelerle resmiyet kazandı. İskeçe’de tayinli müftü naibi olarak görev yapan Bilal Kara Halil, Gümülcine Müftülüğüne atandı. İstanköy’de din görevlisi olarak çalışan Şükrü Şerif Damatoğlu ise İskeçe Müftülüğüne beş yıllığına getirildi. Ocak 2026’da Dimetoka’ya atanan Emin Şerif’in ardından gelen bu son atama ile Yunanistan yönetimi, 2022 yılında yürürlüğe giren 4964 sayılı yasa çerçevesinde Batı Trakya’daki üç resmi müftülük kadrosunu doğrudan devlet atamasıyla doldurmuş oldu.
UZUN SÜREDİR DEVAM EDEN ANLAŞMAZLIK
Batı Trakya’daki müftülük anlaşmazlığının kökeni, 1985 yılında Gümülcine Müftüsü Hüseyin Mustafa Efendi’nin vefatına kadar uzanıyor. Bu kaybın ardından seçim usulünü askıya alan Atina, 1991 yılında müftülerin doğrudan devlet tarafından tayin edildiği sistemi kalıcı hale getirdi. Yunan makamlarının atadığı isimleri meşru görmeyen Batı Trakya Türk azınlığı, kendi dini temsilcilerini belirlemeye devam ediyor. Gümülcine’de İbrahim Şerif, İskeçe’de ise Mustafa Trampa halkın iradesiyle seçilen liderler olarak görevlerini sürdürüyor.
HUKUKİ İDDİALAR VE YUNANİSTAN'IN SAVUNMASI
Türkiye, 1923 Lozan Barış Antlaşması, 1913 Atina Antlaşması ve 1920 tarihli 2345 sayılı Yunan yasasının azınlığa kendi dini liderlerini seçme özerkliği tanıdığını savunuyor. Ankara, Yunanistan’ın kendi içindeki Ortodoks, Katolik veya Yahudi cemaatlerine sağladığı dini temsilci belirleme hakkını Müslüman Türk azınlığa da tanıması gerektiğini vurguluyor. Yunanistan cephesi ise Lozan Antlaşması metninde müftülerin seçimle göreve geleceğine dair açık bir hüküm bulunmadığını öne sürerek atama uygulamasını savunuyor.