Dün Türkiye’de piyasalar kapalıydı. Ama Amerikan Doları birdenbire 2 lira 93 kuruşun üzerine yükseldi. Hâlbuki dolar hafta içerisinde 2 lira 87 kuruşa kadar gerilemişti.
Peki, niye böyle oldu?Çünkü hem içeride mülkiyet haklarının çiğnenmesi hem de Amerikan Merkez Bankası’nın faiz artırımını gelecek toplantıda gözden geçireceğini belirtmesi doları, Türk parası karşısında değerlendirdi.
Tabii bu arada, Amerikan Merkez Bankası’nın yarattığı beklenti üzerine euro/dolar paritesinin dün öğleden sonra 1.0971 düzeyinden işlem gördüğünü belirtelim. Şimdi gözler Amerikan Merkez Bankası’nın 15-16 Aralık’ta yapacağı toplantıya çevrildi. Peki, bu toplantıdan bir faiz artırımı olur mu? Olmayacağı söylenemez. Çünkü federal açık piyasa komitesi yaptığı yazılı açıklamada; ekonomik gelişmelerin maksimum istihdam düzeyi ve yüzde 2’lik uzun vadeli enflasyon hedefiyle tutarlı olduğunu belirtti. O hâlde ABD’de küresel koşullar dikkate alınarak Aralık toplantısında 0.25 puanlık faiz artışının yapılması olasılığı var. Yani Amerikan ekonomisi faiz artışına hazır ama küresel koşullara bakılacağı söyleniyor.
Durum böyle olunca seçimlerin ardından Türkiye’de kapsayıcı bir koalisyon hükümeti kurulmadığı takdirde Türk parasının değer kaybedeceğini ileri sürebiliriz.
Niye böyle bir tespit yapıyoruz?
Yapıyoruz, çünkü ekonomik göstergeler dolar fiyatını yukarı ittirecek özelliklere sahip görünüyor. Bu göstergelerden en önemlisinin Merkez Bankası rezervleri olduğunu hemen belirtelim. Merkez’in altın hariç rezervleri bir yıl önce 113,2 milyar dolar düzeyindeydi. Ama 22 Eylül 2015’te altın hariç rezervler 99,5 milyar dolara geriledi. Bu arada Eylül 2015 ortası itibariyle kısa vadeli dış borçların 124,9 milyar dolar olduğunu belirtelim. Yine ihracatın dokuz ay üst üste düşerek yıllık bazda 157 milyar dolardan 140 milyar dolara gerilediğini hatırlatalım. Yani döviz girdilerinin azaldığını söyleyelim. Bir de bizim Merkez Bankası’nın faizleri değiştirmeyip enflasyon hedefini yüzde 7,9’a yükseltmesinin, dövize olan talebi, çoğaltacağını unutmadan belirtelim.
1 KASIM SEÇİMİNİN ARDINDAN CHP EKONOMİNİN YÖNETİMİNDE OLURSA DOLAR 2,45 LİRAYA GERİLEYEBİLİR
İşte bütün bunlar kapsayıcı koalisyon olmadığında yüksek riske dönüşecek göstergeler oluyor. Fakat içerisinde CHP’nin bulunduğu bir koalisyon hükümeti kurulduğu takdirde beklentiler olumluya dönüşebilir. Ve dolar 2 lira 45 kuruşa kadar gerileyebilir. Bunu ileri sürmemizin nedeni şu; CHP’nin ekonomik önerileri tutarlı ve kadroları güven veriyor. Bu arada hemen belirtelim, CHP’nin ekonomiyi yönetecek kadroları AKP’den çok daha fazla uygulama birikimine ve teorik beceriye sahipler.
Başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, Faik Öztrak, İlhan Kesici, Akif Hamzaçebi, Selin Sayek Böke küresel yatırım koşullarını, piyasa ekonomisinin ilkelerini bilen ve küresel hukuk kurallarına uymayan davranışlara dur diyebilecek kişiler. Dolayısıyla kurulacak kapsayıcı hükümette, girişim özgürlüğüne ve mülkiyet hukukuna saygı gösteren ekonomi yöneticileri olduğu takdirde, bu ülkeden sermaye kaçışının duracağını belirtmekte fayda var. Hattâ, sekiz ayda yani Ocak-Ağustos 2015 döneminde Türkiye’den kaçan 64 milyar dolarlık yabancı sermayenin kısa sürede geri döneceğini söylersek yanlış olmaz herhâlde. Anlayacağınız CHP’nin içinde olduğu bir hükümet işleri hızla düzeltebilir.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE EN YÜKSEK BÜYÜME HIZINI TUTTURAN BAŞBAKAN İSMET İNÖNÜ OLDU
Dün Cumhuriyet’in 92. yılını kutladık. Şimdi Cumhuriyet döneminde kesintisiz beş yıl ve üzerinde başbakanlık yapanlardan en hızlı ekonomik büyümeyi hangisinin sağladığına bakalım:
Başbakan Yıllık ortalama büyüme hızı Partisi
İsmet İnönü % 7,1 CHP
Turgut Özal % 5,7 ANAP
Adnan Menderes % 5,6 DEMOKRAT PARTİ
Süleyman Demirel % 5,1 ADALET PARTİSİ
Recep Tayyip Erdoğan % 4,8 AKP