Doomscrolling, Okuma Alışkanlığını Tehdit Ediyor: ‘Booker Challenge’ Çözüm Olur mu?

Romanlar, tehdit altındaki bir sanat biçimi. 1990’ların başında, Amerikan yetişkinlerinin %60’ından fazlası yılda en az bir kitap okurken, bugün bu oran yarıdan az. Genç nesil bu düşüşten sıklıkla sorumlu tutulsa da, aslında hepimiz bu durumdan pay sahibiyiz; ben de iki küçük çocuğum, iki telefonum ve yaklaşık iki dakikalık dikkat süremle zaman sıkıntısı çeken bir kuşak temsilcisiyim. Son birkaç yıldır her Ocak ayında, kendime ulaşılması kolay bir yeni yıl hedefi koydum: sadece keyif için, 12 ayda 12 kitap okumak. Ancak her sonbaharda, hedefimin gerisinde kaldığımı fark ettim ve bu durumu düzeltmek için kendi kuralımı çiğnemeye başladım.

OKUMA ZORLUKLARI

Okuma ile ilgili kaygılarım, 2024’te baba olduktan sonra daha da artmaya başladı. Çocuklarım, sınırlı boş zamanımın önemli tüketicileri olsa da, başarısızlıklarımda ebeveynliği suçlayamam. Aslında, bir zamanlar sağlıklı olan okuma alışkanlığım 2011’den beri tehdit altında. Bunun ilk nedeni ise ilk iPhone’um oldu. Akıllı telefonlardan önceki dönemde, klasik ve çağdaş romanları her fırsatta okurdum. Okula gidiş gelişlerimde, sosyal medya güncellemelerini kontrol etme imkanım olmadığından, kurgusal dünyalara dalardım. Şimdi ise günlük yolculuğum, Instagram, Reddit, haberler, Slack, futbol sonuçları ve tekrar Instagram arasında gidip gelmekle geçiyor.

BOOKER ÖDÜLÜ VE YENİ HEDEF

22 Eylül’de Booker Ödülü, yıllık kısa listesini duyurdu. Teorik olarak, bu yılın en iyi altı romanı burada yer alıyor. Başlangıçta Britanyalı, İrlandalı ve Commonwealth yazarlarına açık olan ödül, artık tüm İngilizce kitaplara açık ve tek bir kurgu eseri için en prestijli ödül olarak kabul ediliyor. Bu yılın uzun listesi için jüri, altı ayda 160’tan fazla kitabı değerlendirdi. Bir jüri üyesi, tarihçi Mary Beard, bunun kendisini “şimdiye dek yaptığı en yoğun çalışma” olarak tanımladığını belirtti. Ancak, altı kitaplık kısa listenin okunması, kazananın açıklanmasından önce yedi hafta içinde o kadar zor olmamalıydı. Toplamda 2000’den fazla sayfayı, günde sadece 45 sayfa okuyarak bitirebileceğimi hesapladım. Okuma uygulamam Swiftread, bunun ortalama bir okuyucu için sadece 1.3 saat süreceğini söyledi.

OKUMA ALIŞKANLIKLARIM

Bu yılki Booker Ödülü kısa listesi, eski günlerin kaçışına bir dönüş vaadi sunuyordu. Altı kitap, beni ortaçağ kraliyet mahkemesinden, uzaylı istilası sonrası bir geleceğe, 1980’ler Jamaikası, 1990’lar İskozyası, 2020’ler Massachusetts’i ve günümüz Londrası’na kadar götürmeyi vaat etti. Uzun zamandır ilk kez okumak için heyecanlandım. Öncelikle, ödülün iki favorisi olan Marlon James’in “The Disappearers” ile başladım. Bu eser, Jamaika’nın Kingston kentinde bir tiyatro provalarında gerçekleşen homofobik bir saldırının yıkıcı sonuçlarını ele alıyor. 600 sayfalık bu hikaye, mektuplar, günlükler, röportaj transkriptleri ve monologlar aracılığıyla, şiddet tehdidiyle mücadele eden erkeklerin psikolojisine derinlemesine dalmamı sağladı. Diğer favori eser, Douglas Stuart’ın “John of John” ise farklı bir şekilde etkileyici; bu kez, bir sanat mezununun katı, dindar babası ve baskıcı bir ortamla yüzleşmesini anlatıyor.

OKUMA ZAMANIMI YENİDEN DENGELEMEK

Okuma alışkanlıklarımın yeniden dengelenmesi için yeni rutinler oluşturma çabası içindeydim. Oğlumun yüzme derslerinde, doktor bekleme odasında ve ofiste öğle molasında, kitap okumak için fırsatlar yaratmaya çalıştım. İlk üç haftada, hedefim olan günde 45 sayfayı kolayca yakaladım. Ancak ilk büyük engelim geldi: 0 sayfa okuma günü. Doğum günümde, sarhoş olduğum için okumak istemedim. Bu durumu telafi etmek için zihnim yine tanıdık gymnastiğe başladı. Sonrasında, günlük hedefimi 47 sayfaya yükselttim. Tatilde, Elizabeth Strout’un “The Things We Never Say” romanını okudum. Ardından, M. John Harrison’ın “The End of Everything” adlı eserini bitirdim. Son olarak, Rebecca Perry’nin etkileyici “May We Feed the King” romanını okudum. Her biri farklı sebeplerle beni etkiledi.

SONUÇ VE DERSLER

Ancak eski alışkanlıklar kolay kolay terk edilmiyor. Bazen, telefonumu kitabımın içine saklayarak eşimden gizlemeye çalıştım. Zaman ilerledikçe, okuma zorluğu artmaya başladı. Bir bölümün son sayfasının büyük ölçüde beyaz alanla kaplı olmasını görmekten ya da yeni bir bölümün taze bir sayfada başlamasını görmekten rahatlama hissetmeye başladım. Okuduğum son eser olan “Black Bag”, favorilerim arasında yer aldı. Sorun ise netleşiyordu: Bu aşırı optimize edilmiş çağda, kendime yeni bir ölçüt yaratarak zihinsel bir yük oluşturmuştum. Okuma düşüşü küresel bir olgu. Singapur’da, “beyin çürümesine” karşı hükümetin başlattığı bir kampanya, insanları günde 15 dakika okumaya teşvik ediyor. Ben de bu etkinliklere katıldım, ancak bu süreçte hayatımın diğer alanları etkilenmiş durumda. Yeterince uyumadım, yarı maraton için hazırlık yapmadım ve sosyal hayatım büyük ölçüde azaldı. Belki de bir sonraki sefer, kısa listeyi okumak için kendime bir yıl vereceğimdir.

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Afyonkarahisar’daki Silahlı Saldırıda İki Öğretmen Hayatını Kaybetti

Afyonkarahisar'da Arif Sefa Özdemir'in gerçekleştirdiği silahlı saldırılarda hayatını kaybeden sekiz kişi bugün son yolculuklarına uğurlanıyor. Hayatını kaybedenler arasında iki öğretmen de bulunuyor.

İstanbul’da 15 İlçede Elektrik Kesintisi Yaşanıyor

İstanbul'da bugün Avrupa Yakası'ndaki 15 ilçede elektrik kesintisi yaşanıyor. Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ) tarafından yapılan açıklamada, sabah saatlerinde başlayan kesintinin akşam 17.00'ye kadar süreceği bildirildi.

Seçil Erzan İçin 211 Yıla Kadar Hapis Talebi

Aralarında Fatih Terim, Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan'ın bulunduğu ünlü isimleri dolandırdığı iddia edilen Seçil Erzan, yeniden yargılanıyor. Erzan, bugünkü duruşmada üçüncü kez hakim karşısına çıktı.

İstanbul’da Hava Kirliliği Yüzde 10 Arttı

İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul'un 2025 ve 2026 yıllarının ekim aylarına ait hava kirliliği verilerini karşılaştırdı. Çalışmada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin hava kalitesi ölçüm istasyonlarındaki partikül madde (PM10) konsantrasyonu incelendi.

İstanbul Barajlarının Doluluk Oranı Yüzde 61,5’e Ulaştı

Ekim ayındaki yoğun yağışlar, İstanbul'un su kaynaklarına önemli bir katkı sağladı. Geçen ay kaydedilen rekor yağışlarla birlikte, barajların doluluk oranı son on yılın en yüksek seviyesine ulaştı ve yüzde 61,5 olarak kaydedildi.