Cumhurbaşkanın Recep Tayyip Erdoğan Erzurum’da vatandaşlara seslendi. Cumhurbaşkanlığı sarayı'ndaki tuvaletlerin altın kaplama olduğunu iddia eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na sert tepki gösteren Erdoğan, "Ey Kılıçdaroğlu ne zamandan beri külliyenin tuvaletlerini gezdin, temizliğini yaptın da oranın altın suyuna batırılmış klozet olduğunu gördün" dedi.
Erdoğan konuşmasını eleştirilerle sürdürdü.
İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:
Bana terör örgütüyle masaya oturduğunu söylüyor. Nerede siyasi, kadromdan bir arkadaşım İmralı’dakiyle masaya oturdu bunu ispat et dedim. İspat edemezsen alçaksın dedim Bahçeli’ye… Şimdi de cumhurbaşkanlığı makamıma hakaretle aynı şeyi söylüyor. Eğer bunu ispat edemezsen alçaksın. Namertsin. Çünkü Tayyip Erdoğan ne bir terör örgütü mensubuyla ne İmralı’dakiyle ne masaya oturmuştur ne bir mektup göndermiştir. Hukukta bir kaide vardır. Müddeyi yani iddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir. Ha Kılıçdaroğlu ha Bahçeli ha diğeri.
"BAZEN VATANDAŞIMIZIN SAFLIĞI TUTUYOR BU TÜR YALANLARA İNANIYOR"
Şimdi çıkmış Kılıçdaroğlu, şu edepsizliğe bak ya, diyor ki cumhurbaşkanlığı külliyesindeki klozetler altın kaplamasıymış… Bu sabah mektup hemen gönderdim. Dedim ki bunu ispatlamakla mükellefsin, davet edin gezsin. Bakalım nerede bir altın kaplama klozet var. Bazen benim vatandaşımızın saflığı tutuyor bu tür yalancılara da inanıyor. Bana cevap geliyor: Kaçak sarayı önce kaçak olmaktan çıkar. Bu konuda da Danıştay buranın kaçak olmadığını defaetle açıkladı. Ama bundan hukuktan mukuktan anlamaz ki.
"TUVALETLERİ NE ZAMAN TEMİZLEDİN DE BİLİYORSUN"
Bu cevabı yazan zaten cahil cühela. Bunlar Danıştay kararı da dinlemez. Bana sonunda bunu dedirtecekler: Ey Kılıçdaroğlu ne zamandan beri külliyenin tuvaletlerini gezdin, temizliğini yaptın da oranın altın suyuna batırılmış klozet olduğunu gördün. O zaman bunun kılavuzu berbat. Kılavuzu karga. kargaya da hakaret ediyoruz.
Diyanet İşleri Başkanımıza Cumhurbaşkanlığı havuzundaki zırhlı Mercedeslerden birini tahsis ettik. Tabi Diyanet İşleri başkanımıza o da yetmez. Biz de seçim sonrasında Başbakanımızla konuşup, havuzumuzdaki uçaklardan yurt dışındaki seyahatlere göndereceğiz.