Yaşam maliyeti, seçmenler için en önemli konu olmaya devam ederken, Federal Rezerv, Amerika’nın süregelen enflasyon sorununu gözlemleyip herhangi bir tedbir almama kararı aldı. Bu kararın, en azından önümüzdeki altı hafta boyunca geçerli olacağı belirtildi. Tüketici fiyatlarının son bir yılda %3.7 artması ve Fed’in tercih ettiği enflasyon göstergesinin, merkez bankasının hedefinin %50 üzerinde kalması ile birlikte, faiz oranlarını sabit tutma kararı bekleniyordu. Faiz oranlarını değiştirmek, yanlış zamanda veya yanlış şekilde kullanıldığında ekonomiye ciddi zararlar verebilecek kaba bir araçtır.
FAİZ KARARININ ARKASINDAKİ NEDENLER
Fed Başkanı Kevin Warsh, basın toplantısında faiz oranlarının her şeyi etkilediğini belirtti. Merkez bankacıları geçen ay, üç yıldan fazla bir süreden sonra ilk kez faiz artırmıştı ve bir sonraki adımı atmadan önce ekonominin nasıl tepki vereceğini görmek istiyorlar. Warsh, fiyat istikrarını sağlamak ve enflasyonu izlemek için belirli tarihlere veya izole verilere bakmadıklarını, net hedefler ve doğru para politikasına sahip olmanın önemine vurgu yaptı.
İSTİHDAM ÜZERİNDEKİ ETKİLER
Faiz artışları, işletmelerin borçlanma maliyetlerini artırarak istihdam yaratma kapasitesini azaltıyor. Eylül ayında ABD ekonomisi yalnızca 29.000 yeni iş ekledi, bu da beklentilerin oldukça altındaydı. İşgücü piyasası kötü durumda değil, ancak sarsıntılı bir süreçten geçiyor. Temmuz ayında 10.000 iş kaybı yaşanmıştı ve son 16 ayda yedi kez istihdam kaybı görüldü. İşsizlik oranı %4.2 seviyesinde kalırken, ekonomistler durumu “düşük işe alım, düşük işten çıkarma” olarak tanımlıyor.
PİYASALARDAKİ DEĞİŞİM
Hazine tahvili getirileri, son faiz artışından bu yana yükseldi ve bir noktada birkaç on yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Ancak, getiriler sonrasında biraz gerileyerek Eylül ortalarındaki seviyelere döndü. Yüksek tahvil getirileri, Fed’in faiz oranları gibi etkiler yaratarak ekonomiyi ve enflasyonu yavaşlatma konusunda destek sağlayabilir. Fed, yatırımcıları sürprizlerle karşılaştırmak istemiyor.
SEÇİM ETKİLERİ
Fed’in kararının, yaklaşan seçimler nedeniyle de etkilendiği düşünülüyor. Eski Minneapolis Fed Başkanı Narayana Kocherlakota, Fed’in, Başkan Donald Trump’ın eleştirilerinden korunmak için faiz artırmaktan çekindiğini belirtti. Ancak tarih boyunca Fed, seçmenlerin sandığa gittiği dönemlerde birçok kez faiz oranlarını değiştirdi.
ENFLASYONUN SEBEP OLDUĞU SORUNLAR
Fed, tedarik şoklarının enflasyonu artırdığı durumlarda genellikle müdahale etmez. Ancak bu tür şoklar, Fed’in çözebileceği daha büyük sorunlara yol açabilir. Pandemi sonrası dönemde Fed, enflasyonu “geçici” bir tedarik şoku olarak değerlendirmişti ve bu yanlış bir tahmin oldu. Enflasyon, son yılların en yüksek seviyelerine ulaştı ve bu durum, Fed’in tarihi bir hızla faiz artırmasına yol açtı.
GELECEKTEKİ RİSKLER
Enerji fiyatlarındaki artış, daha da kötüleşebilir. Trump’ın, ABD ve İsrail’in İran ile savaşın artırılabileceği yönündeki imaları, petrol fiyatlarının yükselmesine neden olabilir. Fed, spekülasyonlara dayanarak karar vermemelidir. Enerji fiyatları hızla düşebilir ve bu durum, Fed’in bir sonraki toplantısında beklenenden daha fazla faiz artırmasına neden olabilir.
SONUÇ
Faiz artışları, gecikmeli bir etki yaratırken, ani değişikliklerin finansal sistem ve ekonomi üzerinde olumsuz sonuçları olabilir. Ancak, 2022 boyunca yapılan büyük faiz artışları, hisse senedi piyasasını ciddi bir düşüşe sürükledi. Ekonomi bu süreçte resesyona girmedi, ancak birçok ekonomist bir daha böyle bir riski almak istemiyor.