Fethullah Gülen Hocaefendi www.herkul.org isimli internet sitesinde yayınlanan bu haftaki sohbetinde Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)'in Mi'râc- ı Nebevî'ye yükseldiği kutlu gecenin manasını anlattı.
Ümmet-i Muhammed'in (aleyhissâlatü vesselam) Mi'râc-ı Nebevî'nin gölgesinden istifade edebilmesinin bağlı olduğu hususlara değinen Gülen, Mi'râc mucizesi için "Efendimiz' in kulluğunun mükafatı" yorumunu yaptı.
Fethullah Gülen, kendisine yöneltilen Mi'râc Kandili ile ilgili soruya ibâdet, ubûdiyet ve ubûdeti kelimelerini açıklayarak başladı. Gülen, bazı sofilerin ibâdeti avamın kulluk hizmeti, ubûdiyeti şuur ve basîret insanlarının îfa ettiği vazife, ubûdeti de saflar üstü safların sorumluluklarını yerine getirmeleri şeklinde tarif ettiklerini anlattı.
Hocaefendi, "Rasûl-ü Ekrem Efendimiz söz konusu olduğunda, O'nun kulluğunu "ubûdet" kelimesiyle dile getirmek daha doğru olsa gerektir" dedi. Efendimizin kendisini himaye eden amcası ve çok sevdiği zevcesi Hazreti Hatice Validemiz' i kaybettiği 'hüzün senesi'n de ilahi bir davet aldığını dile getiren Gülen şöyle devam etti."Allah Rasûlü (aleyhissalatü vesselam) Mi'râc'a, ubûdetinin mükafatı olarak gitmişti; bu bakımından Mi'râc, kendisine bir ikramdı. Dönerken de bazı ayetler, beş vakit namaz ve ahirete dair bir kısım müjdeler getirmişti ki, Mi'râcın bu yönleri risâlet ile alâkalıydı ve bir mucizeydi."
Peygamber Efendimiz'in Mi'râc münasebetiyle Allah'a yakınlığının derecesini ifade için 'Kâb-ı Kayseyni ev Ednâ" (iki yay aralığı kadar ya da daha yakın" tarifinin kullanıldığını söyleyen Hocaefendi, "İmkân-vücub arası bir nokta sözcüğüyle ifade edebileceğimiz "ev ednâ", tamamen Hazreti Rûh-u Seyyidi'l-Enâm'a mahsus bir payedir. Demek ki Allah Resûlü, hiç kimseye müyesser olmayan bir ikrama, hem de bedeniyle, cismaniyetiyle mazhar kılınmış; ve bu mucize, başka değil O'nun kulluğuna bir armağan olarak verilmiştir. O, öyle bir kulluk ortaya koymuştur ki, kulluk adına kendisine aralanan kapıdan içeriye girerken, âdeta o kapının sövelerini zorlayarak içeriye girmiş ve kendisinden bekleneni aşmak suretiyle kendi rekorunu kırmıştır" diye konuştu. Şefkat peygamberinin Mi'râc'tan dönerken başta peygamber vârisleri asfiyâ olmak üzere bütün ümmeti için geçtiği kapıları aralık bıraktığını söyleyen Gülen, Peygamber Efendimiz'in Mi'râc hediyelerinden birinin namaz olduğuna değindi. "Müminin Mi'râc'ı namazdır" diyen Gülen "Namaz, dinin direğidir ve sefine-i dini namaz yürütür. O, olmayınca, dinin uzun süre ayakta durması mümkün değildir. İnsan, namazını, kalbi ve duyguları başka bütün meşgalelerden âzâde olarak edâ etmelidir. Zira o, hemen geçiştiriliverecek kadar basit bir iş değildir. Evet o, hemen aradan çıkarılıversin diye değil, arayı ve âhireti aydınlatsın diye vardır" ifadelerini kullandı.
Her insanın kâmil olma hedefinin olduğuna değinen Hocaefendi sözlerini şu tavsiye ile noktaladı. "Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz'in mi'racı kendisine hastır ve mucizedir; fakat, her mü'min onun rehberliğinde ve mi'râcının gölgesinde Efendimiz'le maiyyeti yakalamaya ve marifette derinleşmeye çalışmalıdır."