Filistin Futbol Federasyonu ve Olimpik Komitesi Başkanı Cibril Er-Racub, Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’te Filistinlilerin sistematik bir yok ediliş sürecine maruz kaldığını ifade etti. “Gazze’de, Kudüs’te, Batı Şeria’da sahalarımız, salonlarımız yerle bir edildi. Binlerce sporcu şehit oldu, hala kayıp sporcularımız, tutuklu antrenörlerimiz ve binlerce yaralımız var,” dedi. Er-Racub, Suudi Arabistan’ın Riyad kentinde gerçekleştirilen 6. İslami Dayanışma Oyunları sırasında muhabirlere yaptığı açıklamalarda, Filistin halkının işgalci İsrail saldırıları altında yaşam mücadelesi verdiğini vurguladı.
SPOR, BİR İLİŞKİ SİMGESİ OLARAK VARLIĞINI KORUYOR
Er-Racub, “Gazze, Batı Şeria, Kudüs ve diaspora da dahil olmak üzere halkımız sistematik bir şekilde yok edilmeye ve açlığa mahkum edilmeye çalışılıyor. İsrail’in işgal altındaki topraklarımızda yerleşim inşası ve Filistin kimliğini silme çabaları malum. Ancak tüm bu acılara ve baskılara rağmen Filistin ruhu yaşamaya devam ediyor. Bu ruhun en güzel tezahürlerinden biri de spordur. Filistin’de spor birliğin sembolüdür. Tek bir bayrağımız, tek bir olimpiyat komitemiz ve tek bir spor bakanlığımız var. Spor faaliyetlerimiz Batı Şeria, Gazze ve Kudüs’te tek çatı altında yer alıyor ve ben bu yapının tamamından sorumluyum,” şeklinde konuştu.
SALDIRILAR, SPOR FAALİYETLERİNİ DURDURDU
Er-Racub, “İsrail’in 8 Ekim 2023’te başlayan saldırıları nedeniyle tüm spor faaliyetlerimiz durmak zorunda kaldı” ifadesini kullandı. “Gazze, Kudüs ve Batı Şeria’da sahalarımız harabe haline geldi. Binlerce sporcu şehit oldu, 89 tesis tamamen yok edildi. Hala kayıp sporcularımız, tutuklu antrenörlerimiz ve binlerce yaralımız mevcut. Tüm bu olumsuzluklara rağmen biz pes etmedik ve uluslararası tüm resmi organizasyonlara katılmaya devam ettik. Riyad’da 56 sporcumuzdan 13’ü kadın sporcu olmak üzere madalyalar kazandık,” dedi.
UMUT VERİCİ DESTEKLER ARTIK ÖNEM KAZANIYOR
Bu madalyaların sadece bir başarı değil, aynı zamanda Filistin’in hala nefes almakta olduğunun bir göstergesi olduğunu belirten Er-Racub, Türk yargısının, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve diğer yetkililer hakkında çıkardığı yakalama kararı ile ilgili şunları ekledi: “Bu karar sadece hukuki bir gelişme değil, insanlık ve vicdan adına tarihi bir adımdır. Filistinliler olarak bu kararı büyük bir memnuniyetle karşıladık çünkü bu karar, İsrail’in dokunulmaz olmadığını tüm dünyaya ilan ediyor. Türkiye, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği altında Filistin davasına kararlı bir destek sunmaktadır.”
ADALET TALEBİ GÜÇLENİYOR
Er-Racub, “İsrail’in Gazze’de insanlığa karşı işlediği suçların yanına kalmaması gerektiğini savundu. Türk yargısının bu kararı, savaş suçlularının yargılanabileceği yönünde güçlü bir mesajdır. Binlerce sivilin, özellikle kadınların, çocukların ve doktorların öldüğü bu süreçte adaletin yerini bulması sadece Filistin için değil, tüm insanlık için önemlidir. Türkiye’nin bu adımı, insanlık suçları işleyen hiçbir devlet ve liderin sonsuza dek dokunulmaz olmadığını gösteriyor. Biz bu adımı asla unutmayacağız,” şeklinde konuştu.
ULUSLARARASI DAYANIŞMAYA İHTİYAÇ VAR
Er-Racub, Filistin’deki yıkım sonrası uluslararası dayanışmanın önemine değinerek, “Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te ligler ve resmi spor etkinliklerinin yeniden başlaması gerekiyor. Gazze’de tamamen yok olan spor altyapısının yeniden inşası şart. Salonlar, sahalar ve antrenman merkezleri bombardımanla yıkıldı. Bu tesislerin yeniden yapılması için uluslararası yardımlara ihtiyacımız var” şeklinde görüşlerini paylaştı.
YENİ BİR KUŞAK İÇİN EĞİTİM GEREKİYOR
Yeni bir kuşağın yetişmesi gerektiğine vurgu yapan Er-Racub, “İnsan kaynağının rehabilitasyonu gerekiyor. Son iki yılda yüzlerce sporcu, antrenör ve idareci ya şehit oldu, ya yaralandı ya da kayboldu. Sporun yeniden canlanması için eğitim ve rehabilitasyon programlarına ihtiyaç duyuyoruz,” dedi.
Er-Racub, “Filistin Spor Fonu oluşturulmasını öneriyoruz. Bu fon, şehit ve yaralı sporcuların ailelerine sosyal destek sağlayacak ve yıkılan tesislerin yeniden inşasına kaynak aktaracak,” diyerek, destek beklediklerini sözlerine ekledi. “Türkiye, hem siyasi hem de coğrafi açıdan Filistin’in yeniden ayağa kalkması için önemli ortaklarımızdan biridir. Bu fonun uluslararası denetime açık olmasını, kaynakların şeffaf bir şekilde kullanılarak tesislerin onarılması, insan kaynağının eğitimi ve sporun yeniden başlaması yönünde kullanılmasını istiyoruz,” diye belirtti.
SPORUN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ
Sporun Filistin kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Er-Racub, “Kudüs’ten Gazze’ye, Batı Şeria’dan diasporaya kadar tüm sporcularımız tek bir bayrak altında birleşiyor. Milli takımlarımızda, olimpik sporcularımız arasında Gazze, Kudüs, Batı Şeria ve diasporadan gelen isimler var. Spor, Filistinlilerin birliği ve direnişinin sembolüdür. Bugün Gazze’de bir çocuk topa vurduğunda, sadece oyun oynamıyor; özgürlük ve onur için mücadele veriyor. Sporun gücüne inanıyoruz. Bizim için spor, umut ve yaşam biçimimizdir,” dedi.
Riyad’da Filistinli kadın yüzücü Valerierose Tarazi’nin bronz madalya kazandığını hatırlatan Er-Racub, “Valerierose Gazze’den geliyor, Hristiyan kökenli bir Filistin ailesine mensup ve şu anda ABD vatandaşlığı da var. Burada yüzme branşında madalya kazandı. Bu durum, Filistin sporunun zorluklara rağmen ayakta kalıp başarıyla temsil edildiğini gösteriyor” diyerek konuşmasını sonlandırdı.