Fransa, son günlerde yaşanan büyük çaplı isyanlar sonucunda ciddi bir krizle karşı karşıya. Başbakan Sébastien Lecornu, durumu “elimizde bir karmaşa var” şeklinde özetlerken, bu olayların maliyetinin yüz milyonlarca doları bulduğu tahmin ediliyor. Ülke genelinde büyük şehirlerde meydana gelen bu olaylar, İçişleri Bakanı Laurent Nuñez’in istifa etmesine yol açtı; çünkü polis, isyanları kontrol altına almakta başarısız oldu.
İSYANLARIN NEDENLERİ
Geçtiğimiz hafta sonu meydana gelen şiddet olayları, 2,400’den fazla kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlandı. Bu olaylar, Fransa’daki öğrencilerin okulların kötü durumu, öğretmen eksikliği ve kötü iş olanakları nedeniyle düzenledikleri protestoların ardından patlak verdi. Eylül ayında başlayan bu protestolarda 6,000’den fazla kişi gözaltına alınmış ve 100’den fazla okul zarar görmüştü. Önümüzdeki hafta sonu yeni gösterilerin yapılması bekleniyor.
MACRON'UN TEPKİSİ
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, şiddetin kınandığı bir ulusal televizyon konuşmasında, duruma dair çözüm önerileri sunmadı. Bunun yerine, kaosu siyasi çıkarlar için kullanmaya çalışan politikacılara dikkat çekti. Lecornu ise, sol görüşlü cumhurbaşkanı adayı Jean-Luc Mélenchon’un hükümeti “kaosa kapı açmakla” suçlamasına yanıt vererek, “Şiddetin sona ermesini isterken, bunu gerçekleştirenlere bahane sunamazsınız. Bu sizin siyasi sorumluluğunuz.” şeklinde konuştu.
SAĞCI PARTİLERİN YAKLAŞIMI
Ulusal Birlik Partisi’nin adayı Marine Le Pen, tartışmaya göçmen konusunu dahil ederek, şiddeti Fransa’nın banliyölerinden gelen suçlulara atfetti. Le Pen, “Ülkemiz bir kıskacın içinde… şiddet ve güçsüzlük arasında” diyerek, Macron’un yarattığı kaos ortamında yalnızca kendisinin düzeni sağlayabileceğini savundu. Partisinin başkanı Jordan Bardella ise, “Antifa milisleri, aşırı sol gruplar ve Black Bloc grupları”nın terör örgütü olarak tanımlanmasını talep etti.
SİYASAL KARGAŞA VE EKONOMİK KRİZ
Siyasal parçalanmanın, Macron’un 2024’teki erken seçim çağrısının ardından meclisteki felce yol açan durumun devam etmesi bekleniyor. Fransa’daki siyasi merkez kaybolmuş durumda, bu da Ulusal Birlik ve Mélenchon’un partisi gibi aşırı uçların büyüyen kamu rahatsızlığından faydalanmasına olanak tanıyor. Fransa’daki mevcut kriz, derinleşen toplumsal kutuplaşmayı daha da artırmış durumda.
FRANSA'NIN GELECEĞİ
Yapılan anketlerde, katılımcıların %85’i Fransa’nın gerilediğini düşünürken, %98’i mevcut durumdan memnun olmadığını belirtiyor. Fransa’nın bir sonraki hükümeti, istikrarlı bir koalisyon oluşturabilse bile, sınırlı bir hareket alanına sahip olacak. Fransa ekonomisi duraksama aşamasında ve yatırım oranları bu yılın ilk yarısında %1 düştü. Hükümet borcu ise Avrupa’nın en yüksek seviyelerine ulaştı.
Siyasi parçalanmanın 2027 seçimlerinden sonra da devam etmesi, Fransa’nın kamu maliyesinde belirsizliği artırarak güveni ve iç talebi olumsuz etkileyebilir. Fransa’nın en sevilen liderlerinden General Charles de Gaulle, “Fransa, görkemi olmadan Fransa olamaz.” demişti. Ancak Macron, umut dolu bir mesaj vermesine rağmen, on yıl sonra onay oranları %15-17 civarında kalmış durumda.