Kariyerinde 26 yılı dolduran Gülben Ergen, jüri üyesi olduğu Rising Star’a nasıl dahil olduğunu anlattı…
Gülben Ergen'in Originel'de yayınlanan röportajı…
– Farklı farklı alanlarda sürekli aktif bir insansınız. Bu kadar işe nasıl yetişiyorsunuz?
Her şey tıkır tıkır yürüyor, öncelikler sırası çok net. Önce çocuklar, eşim, evimiz, yaşamımız… Sağlam ve uzun yıllardır birlikte çalıştığım menajerim, asistanım, avukatım, müzik yönetmenim var. Yeni insanlarla yeni maceralara atılmayı, düzen değişikliğini hiç sevmem. Olmadık saatlerde şarkı dinlerim, müzisyen arkadaşlarımla iletişimimi hiç kesmem. İnanmadığım işlere, macera olsun ya da sırf para kazanayım diye atılmıyorum.
– Son olarak sizi şov dünyasının ünlü ismi Acun Ilıcalı ile birlikte görüyoruz. Teklif kimden geldi ve nasıl gelişti?
Acun’un kendi enerjisi zaten başlı başına heyecan verici… “Seninle ilgili bir projem var, geliyorum” dediğinde, çocuklarla denizden yeni çıkmıştık. Ben de “Dur, eve gidiyorum hemen” dedim ama havadan mı karadan mı geleceği belli olmayan Acun, “Denizden geliyorum” deyiverdi. Yani öyle bir enerji Acun… Hem kendisi hem de ekibi; genç, dinamik, dünyayı takip ediyor ve işin hamurunu çok iyi biliyor.
– Bu projenizin farkı nedir?
Rising Star’da izleyici jüriden çok daha aktif; Periscope gibi “like”lama usulü var. Ekranda yüzün görünüyor like’ladığında; bu sebeple canlı yayındayız. Periscope’ta izlerken görünen like’lar, ekranda kendi profil fotoğrafınızla görünüyor.
‘Öğrendim ki…’yi ağlayarak yazdım
– “Öğrendim ki…” nasıl duygularla yazıldı?
“Öğrendim ki…” çok başka duygularla yazıldı. Bazen ağlayarak, bazen yazıp yazıp silerek, tekrar tekrar okuyarak yazdım “Öğrendim ki…”nin her satırını. Kendimi, yaşantımı en doğru ifade edebildiğim sayfalardır.
– Şöhreti “dolabınızda asılı bir elbise” olarak tanımladınız. Biraz bu “elbise”den bahsedelim. Nasıl bir elbise bu?
Renkli, çekici bir elbise elbette. Ben, şöhretin ne kadar içindeysem, o kadar dışımda kalmasını isteyen bir hayat yaşıyorum. Frene basabilme, şöhrete dur diyebilme molaları veriyorum kendime özel hayatımda. İşimin gerektirdiği zamanlarda giydiğim, ışığı bol bir elbise… Ama sabah kalkıp giyemiyorum, giymiyorum. Çocuklarımla Spiderman ve Batman oyunu oynarken veya eşime mutfakta sevdiği şeyleri hazırlarken de giymiyorum bu elbiseyi.
– Makyaj tercihiniz nedir?
Makyajı yapmaktansa silmeyi tercih ederim.
‘PHOTOSHOP’LA 38 BEDEN YAPTIM’
Dergi için yakın dostu Gülben Ergen’i fotoğraflayan Nihat Odabaşı, Ergen’i eleştirenlere pozlar üzerinden dalga geçerek yanıt verdi: “Aslında 110 kilo… Ben photoshop’ta 38 beden yaptım. Hatta gençleştirdim. Çok da samimiyetsiz. Kitap falan da yazmadı. Güçlü mü? Yok yahu… Çok zengin çok. Hiç derdi tasası yok. Çocukları ayda bir görüyor. Hep dadılar. Çektim bir şeyler ama olmuş mu acep.”