AÇIKLAMALAR:
1-Müvekkil Figen Yüksekdağ,milletvekili ve Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanıdır.
Anayasanın 83. maddesi ile Yasama Dokunulmazlığı ve Sorumsuzluğu bulunan müvekkil, güvenlik güçlerince darp edilmiş, hakarete uğramış ve canına kast edilmiştir.
2- Müvekkil sokağa çıkma yasağı ilan edilen Diyarbakır’ın Silvan İlçesi’nde 12.11.2015 tarihinde aralarında vekillerin de bulunduğu beraberindeki heyetle İlçeye girmek istemiştir. İlçeye giriş güvenlik güçlerinin heyetin yaşamına kasta varan eylemlerinden su ve kimyasal içerikli biber gazı kullanımı ile engellenmiştir. Biber gazından etkisiyle göremeyen ve tepeden tırnağa ıslananmüvekkile, çevredekilerin olay yerinden uzaklaştırmaya çalıştığı anda da özellikle başı hedef alınarak gaz fişeği ile ateş edilmiştir.(Ek:1)
3- Güvenlik güçlerinin saldırısı sonrasında, 13.11.2015 tarihinde de Diyarbakır İl Valisi’nin bilgisi dâhilinde Silvan İlçesi’ndeki mahallelere gidilmiştir. Müvekkil ve beraberindeki heyet mahallede ve sokaklarda hiçbir şekilde görünmeyen, gizlenmiş güvenlik güçleri tarafından kurşunlarla oldukça yakın mesafeden taranmışlardır.(Ek:2)
Müvekkil yara almamış ancak yakınında bulunan bir kişi kurşunların isabet etmesi sonucu ağır, dört kişi de hafif yaralanmıştır.
Güvenlik güçleri aralarında müvekkil ve başkaca vekillerin bulunduğu heyetin can güvenliğini korumak yerine, herhangi bir ikazda dahi bulunmayarak ve bizzat hedef alarak kurşunlarla taramıştır.
Hâlbuki;
Anayasamızın 17. maddesi;
“ Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir .”
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi;
“ Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır. ”
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ( A.İ.H.S );
“ Her ferdin yaşama hakkı kanunun himayesi altındadır. ”
şeklindekiAnayasa ve uluslararası sözleşme hükümleri gereği devletin yaşam hakkına kast değil, tam aksine öldürme fiiline teşebbüs edenleri cezalandırma yükümlülüğü vardır.
Somut olayda öldürme kastı bizzat devletin güvenlik güçleri eliyle yetki aşımı yoluyla gerçekleştirilmiştir. Devlet yaşam hakkını korumakla mükellef iken tam tersine devlet eliyle bu hak ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Halbu ki; yaşam hakkı ceza hukuku hükümleri tarafından koruma altına alınan asli hukuksal bir değerdir.
4- Şüpheli güvenlik güçlerinin yaşama kast suçu için; ateşli silâhlar, patlayıcı maddeler, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, maddeler kullanmaları da gözönünde bulundurulduğunda suç işleme düşüncesindeki kastın yoğunluğu görülecektir.Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi ve kişiler de fail olarak sorumludur.
5-T.C.K m. 82. uyarıncamüvekkilin; kamu görevlisi olması da kasten öldürmeye teşebbüsü nitelikli kılmaktadır. Şüpheli güvenlik güçleri bilerek ve isteyerek müvekkile karşı söz konusu suçu işlemişleridir.
6-Şüpheli güvenlik güçlerinin olay öncesi, olay sırasında ve sonrasındaki hareketleri, özel hareket polislerinin müvekkilin alandan ayrıldığı sırada tekbir getirip ŞİD terör örgütü lehine slogan atmaları da kastın belirlenmesinde ölçüdür. Yine Emniyet Müdür Yardımcı’sının müvekkile “bir dakika içerisinde İlçeyi terk etmesini aksi takdirde darp ederek gözaltına alacağı” şeklindeki tehdit içerikli beyanı da şüphelilerin müvekkile karşı tavır ve tutumlarının göstergesidir.
Şüpheli güvenlik güçlerince ateşli silahlarla yakın mesafeden ve hedef gözetilerekmüvekkilin yaşamına kast edilmiştir.
DELİLLER : Kamera ve fotoğraf görüntüleri, olay yeri inceleme, tanık beyanları
SONUÇ VE İSTEK : Yukarıda açıkladığımız ve resen dikkate alınacak sebeplerden ötürü müvekkile karşı söz konusu fiilleri gerçekleştiren ve talimat veren güvenlik güçleri hakkında kamu davası açılmasını ve şüphelilerin cezalandırılmasına karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederiz.