Haberaktuel.com köşe yazarı Adem Meleke, hükümetin yeniden Esad ile görüşmelere başlamak için masaya oturacağını yazdı.
Meleke, görüşme emrinin "büyük" yerden geldiğini belirtti.
"Türkiye – Suriye ilişkilerinin normale dönmesi için Esad ile masaya oturulacak!" diye yazan Meleke, hükümetin cemaati Esad'la işbirliği yapmakla suçladığını da hatırlattı.
İŞTE O YAZI
Hükümet kurma süreci ile alakalı binlerce satır yazabilirim ama artık ne sizin bir işinize yarar, ne de geri kalan memleketin.
Bir kez daha ülkemizde siyaset mekanizması tıkanmıştır. Üstelik bu sefer siyasi erklerin bizatihi kendisi bu tıkanıklığın nedenidir.
Türkiye 30 yıllık demokratik kazanımlarını 2 yılda neredeyse tamamenkaybetmiştir.
Ülkede yeni bir rejim tartışılırken bir yandan da o rejimle yönetilen bir ülke haline dönüştürülmüştür.
Önünde hem ulusal, hem de uluslararası açmazlar vardır ve bunları çözebilecek hiçbir işler planı kalmamıştır.
Bu yazıyı okurlar mı bilmem ama bir siyasi partiye oy verenlerin hepsi yukarıda yazdıklarımın tek bir harfine bile katılmayacaklardır eminim.
Cevaben bir sürü hakaret edecekler, bir dolu slogan atacaklar ve en acayibi de delikanlılıktan dem vurup racon kesecekler, ağababalarını taklit ederek.
Bende en çok bu raconlara gülüyorum çünkü öyle bir siyaset anlayışı var ki iktidarın, dün ak dediği hiç bir şey kalmadı kara oldu, dün kara dediği her şey herkesçe ak.
Ve bir yenisi geliyor;
Cemaati Esad'la işbirliği yapmakla suçlayan Hükümet, Esad'la görüşmelere başlayacak… (-Ki en çok bu kafalara gülüyorum. Cemaat öyle bir acayip ki hem Esad'la, hem IŞİD'le, hem de PKK ile aynı anda işbirliği yapabiliyor.)
Evet doğru okudunuz…
Türkiye – Suriye ilişkilerinin normale dönmesi için Esad ile masaya oturulacak!
Emir büyük yerden!
Ve biz hep birlikte yayınlanacak videolara güleceğiz…
Hani şu "dün böyleydi, bugün böyle" tadında videolar var ya, onlara…
***
Yine sosyal medya mecraları deprem mesajlarıyla doldu taştı.
İlk bakışta toplumsal duyarlılık adına bir anlam ifade ediyor hissi verse de içi boş, gereksiz mesajlar pek çoğu.
Hele işte efendim sabah bir kalkacaksın "annen, kardeşin, köpeğin yoklar." Bak tedbir al haaa tadındakiler…
Her şeyden önce depremde yakınlarını kaybetmişlere saygısızlık geliyor bana…
Yani; "ey depremde yakınlarını kaybetmiş, her yıl özlemi daha da artan on binler! Tedbir almadığınız için suçlusunuz, çekin şimdi cezasını" diyorsunuz…
Yeri gelmişken söyleyeyim; tıpkı Anneler Günü'nde annesi ile yaptığı kutlamayı paylaşanlar gibi acımasızca, görgüsüzce, saygısızca…
Aslında işin özünde sosyal medya yoluyla herkesin (başta ben) "fikir israfı" yapmasından kaynaklanan derin bir sorun bu.
"Peki ne yapalım kader deyip geçelim mi" diyenlerinizi duyar gibiyim ki bu da ayrı bir sorunumuz. Yaptığımız şey eleştirildiği an "senin önerin ne" diye sorup dinlemek yerine "savaş" moduna geçme. Neyse…
Hayır şunu yapın / bunu yapın demeyeceğim. Binlerce kez duyduğunuz şeyler bunlar. İster yapın, ister yapmayın ama ne olur toplumsal duyarlılık lakırdılarıyla milletin acısını arttırmayın.
***
Hemen her sezon başında futbolla alakalı birkaç kelam ettim bu köşede. Bu sene de geleneği bozmayalım.
Sezonun açılış maçında Fenerbahçe'yi canlı izleyerek başladım.
Fenerbahçe en az geçen yıl kadar şampiyonluk adayı, eksilmemiş artmış.
Takım olma sorununu çözebilirse gelecek birkaç yıl taraftarını hemen her kulvarda mutlu eder.Ancak bu kadar fütursuz paraların harcandığı ve Başkan'ın devamlılığı olmayacağı kesin olan bir süreçte takım olmak bir Portekizli ile çok zor görünüyor.
Galatasaray ve Beşiktaş kaldığı yerden devam edecek görünüyor.
Apoletlerinin verdiği özgüvenle bütün yönetim zafiyetine rağmen Galatasaray, yarışın en büyük favorisi.
Beşiktaş ise eğer stadına zamanında dönebilirse yeniden 3 büyüklü bir lig oynanabilir. Aksi takdirde ilerlemez geriye gider…