1995 yılında Christa Pike, sınıf arkadaşı Colleen Slemmer’ı işkence yaparak öldürdüğünde, ABD’de idam cezasına destek oranı zirve yapmıştı. O dönemde Gallup’un anketlerine göre Amerikalıların %77’si idam cezasını savunuyordu. Pike’ın idam cezasında geçirdiği yıllar içinde bu destek önemli ölçüde azaldı ve 2025 yılına ait son Gallup verilerine göre, toplumun yaklaşık %52’si hala idam cezasını destekliyor. Ancak, bu konuda Florida, Texas ve Oklahoma gibi güney eyaletleri önemli bir rol oynamaktadır.
İDAM CEZASI VE SİYASET
Pike’ın suçundan önce, idam cezası ABD siyaseti için önemli bir konu haline gelmişti. 1992 yılında, o dönemdeki Arkansas Valisi Bill Clinton, 1981’de bir polis memurunu öldüren Rickey Ray Rector’ın idamını denetlemek için başkanlık kampanyasından ayrılmıştı. Clinton’ın burada bulunması zorunlu değildi, fakat bu durum, suçla mücadelede sert görünme arzusunu pekiştirdi. Rector’a af vermemesiyle övünen Clinton, “Demokratlar olarak masumları koruma konusunda artık suçlu hissetmemeliyiz,” demişti. Ancak, sonraki Yüksek Mahkeme davalarının zihinsel engelli bireylerin idamını yasaklayacak şekilde gelişmesi, bu idamın gerçekleşmesini engelleyebilirdi.
DEĞİŞEN GÖRÜŞLER
Clinton, 1994 yılında Federal İdam Cezası Yasası’nı imzalayarak başkanlık döneminde idam cezasına olan desteğini bir kez daha gösterdi. Bu yasa, 60 suç için idam cezasının uygulanmasını sağlayan anayasal prosedürler belirlemişti. Öte yandan, 2016’daki başkanlık kampanyasında Hillary Clinton, idam cezasının tartışma konusu olmadığı bir ortamda, bunu kaldırma yönünde resmi bir parti platformuna sahipti. İdam cezasına karşı oluşan bu değişim, 1973 yılından bu yana idam cezası uygulanan en az 200 kişinin aklanmasıyla ilgili endişelerin artmasıyla da bağlantılıydı.
DEVLET POLİTİKALARI
2000 yılında, o dönemdeki Cumhuriyetçi Illinois Valisi George Ryan, eyaletinde yıllar içinde birden fazla idam mahkûmunun masum olduğunun ortaya çıkmasının ardından idam cezasına moratoryum getiren ilk kişi oldu. Illinois, 2011 yılında idam cezasını tamamen kaldırdı. Renkli vatandaşlar arasında idam cezasının uygulanmasındaki eşitsizlikler de bu konuda sorgulamalar yarattı. Biden, 2020 başkanlık kampanyasında federal düzeyde idam cezasını kaldırma vaadinde bulundu ancak bu vaadi yerine getiremedi. Yine de, Biden, 40 federal ölüm cezası alan kişiden 37’sinin cezasını hafifletti.
GÜNÜMÜZDEKİ DURUM
Trump, başkanlık döneminin ilk yılında federal düzeyde idam cezasını yeniden canlandırarak son yedi ayında 13 idam gerçekleştirdi. Görev süresi boyunca uyuşturucu satıcıları ve diğer suçluların idamını savunarak, “Görevime başlar başlamaz, Adalet Bakanlığı’na idam cezasını sert bir şekilde uygulama talimatı vereceğim,” dedi. Trump, geçmişte de idam cezasını destekleyen bir figür olarak dikkat çekti.
ABD’de idam cezası olan mahkûm sayısı yaklaşık 2,000 civarındayken, bunların 500’den fazlası Kaliforniya’da yer alıyor. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, 2019 yılında idam cezasına moratoryum getirdi. Ülkede 27 eyalet idam cezasını sürdürüyor, fakat bu eyaletlerden dördünde moratoryum uygulanıyor. Nebraska’da, 2015 yılında eyalet meclisi, idam cezasını kaldırma önerisini geçerek, valinin vetosunu aştı. 2016 yılında ise Kaliforniya’da idam cezasının kaldırılması için yapılan oylama başarısız oldu, ancak Newsom’un moratoryumu uygulamaya girmesiyle uygulama durduruldu. Destek oranı azalmış olsa da, seçmenler fırsat bulduğunda, hem kırmızı hem de mavi eyaletlerde idam cezasını korumaya devam ediyor.