Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelede üzerine düşen sorumlulukları kararlılıkla yerine getirdiğini vurguladı. Varank, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belirlediği 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine ulaşmak için çalıştıklarını vurgulayarak, “2030 yılına kadar emisyon azaltım hedeflerimizi iki katına çıkardık. Bu hedefi enerji, sanayi, ulaşım, tarım, inşaat, atık ve ormancılık gibi çeşitli sektörlerde özenle uyguluyoruz.”
Birleşmiş Milletler’in iklim değişikliği konusundaki bilimsel değerlendirme organı olan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 60. oturumu, Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleşti. Program öncesinde Bakan Yardımcısı Fatma Varank, IPCC Başkanı Jim Skea ile basın toplantısı düzenledi. Varank, iklim değişikliğinin çevresel, ekonomik ve sosyal etkileriyle ülkeleri, sektörleri ve toplumun tüm kesimlerini etkileyen küresel bir kriz haline geldiğini dile getirdi.
Varank, iklim değişikliği ile mücadelede iş birliğinin önemine vurgu yaparak, “Uluslararası iş birliği ve dayanışmanın çok önemli olduğu bu süreçte, 195 ülkeden temsilci, büro üyesi ve yazarların da aralarında bulunduğu 400’ün üzerinde katılımcının yer aldığı oturumun, iklim değişikliği ile mücadelede daha etkin ve kapsayıcı politikaların belirlenmesine katkı sağlamasını temenni ediyorum. Türkiye olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaret ettiği 2053 Net Sıfır Emisyon hedefleri doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Ayrıca 2026 yılında COP31 toplantısına ev sahipliği yapmayı hedefliyoruz” dedi.
IPCC oturumunda Bakan Yardımcısı Fatma Varank, iklim değişikliğinin ortak bir sorun olduğunu yineledi. Bu sorunların çözümünde uluslararası toplumun adil ve samimi çabalarının ve işbirliğinin önemini vurguladı. Varank, “IPCC çalışmaları, dünyamızın iklim değişikliği ile mücadelesinde mevcut durumu ve gelecek senaryolarını ortaya koyması bakımından büyük önem taşıyor. Paris Anlaşması’nın kabulünden önce elde edilen bulgularda beklenen 4 santigrat derece küresel sıcaklık artışı, anlaşmanın uygulanmasıyla 2,1 ila 2,8 santigrat derece arasında olabilir. Öte yandan, 1,5 santigrat dereceye ulaşmak, iddialı bir küresel çaba gerektiriyor.”
Bu taahhüt ve uluslararası girişimlere aktif katılım, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadeleye ve küresel emisyon azaltım hedeflerine ulaşmaya olan bağlılığını göstermektedir.