Akan, haftalık yazılarına tekrar başladı. Akan, dünyayı anlamanın nasıl mümkün olabileceğini anlattı.
Kendisine, "Dünyayı anlamak için neye ihtiyacımız var? Yoksa fazlalıklarımız mı var?" sorusunu sorduğunu anlatan Akan, şöyle dedi;
"Medeniyet tarihi bilgisinden nasibimizi almaya, ki Türkiye’de ne telif, ne de çeviri, derli toplu tek bir medeniyet tarihi külliyatı bile yoktur. Medeniyet tarihi, dinler tarihi, bilim tarihi mutlaka iyi öğretilmelidir. Meselâ, Reformcu Yahudilerle, Hasidilerin; efendim, Sabralarla Siyonistlerin arasındaki derin farklılıkları bilmezseniz, İsrail’i anlayamazsınız. Diyeceğim, geyik muhabbetini kesip, meselelerin aslına inecek disiplini edinmek lâzım."
"Her gün nitelikli, niteliksiz yüzlerce kitap çıkıyor okurun karşısına" diyen Akan, şunların altını çizdi;
"İstatistik biliminde “Büyük Numaralar Kanunu” diye bir yasa vardır; sayıyı ne kadar arttırsanız, nitelikli ürün bulma olasılığının o kadar arttığını söyler. Ben eli kalem tutan, masa başında oturma disiplinini gösteren herkesin yazmasından yanayım. Eleğin üzerinde kalan da olacaktır, aşağı geçen de. Türk edebiyatını olumsuz etkilemesi mümkün değildir, olsa olsa yeni ekoller ortaya çıkar ki, bu da arayıp da bulamadığımız zenginlik olur."
Bir okurunun kendisine, "Kitaplarınızı anlamak için okurun belli bir edebî, felsefî birikime sahip olması gerekiyor." diye sorduğunu söyleyen Akan, verdiği cevabı şöyle yazdı;
"Sizin gibi düşünmüyorum. Gereken, okurun belirli bir edebi/felsefi birikime sahip olmasından çok, disiplin ve medeni cesaret sahibi olması önemli. Disiplinden kastım, mesela, kitabın sonunu getirebilmek, gerektiğinde sözlük kullanmaktan üşenmemek, konuya ilişkin başka kitaplara başvurmaktan kaçınmamak. Medeni cesaret ise fikir değiştirmek korkusundan kurtulmuşluk, ezberin bozulmasından gocunmama hali; okunan her kitabın insanın yaşanmışlığına, bir başkasının yaşanmışlığını kattığı bilgisi. Kime seslendiğime gelince, benim ya da herhangi başka bir yazarın eserlerini kendi düşüncelerini doğrulatmak için okumayan herkese."
"Or’da olanlar ve or’da olmayanlar" üzerine yorumlamalarına devam eden Akan, "Vallahi, or’da olmayanlarla işim yok. Olanlara gelince, bir araştırmaya göre 2-2,2 milyon kadar varız. Bu da bir yazara Allah’ın sevgili kulu olduğunu söyleyen çok çok çok geniş bir ailedir – birlikte nefes alıp veriyor gibiyiz." dedi.