İSRAİL ORDUSU YENİ BİR KATLİAM GERÇEKLEŞTİRİYOR
İsrail ordusu, bu sabah Gazze Şeridi’nin güneyinde bulunan Refah kenti batısında, insani yardım dağıtım noktasına ulaşmaya çalışan Filistinli sivillere ateş açarak yeni bir katliam gerçekleştirdi. Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın bildirdiğine göre, Refah’ın Mevasi bölgesinde yüzlerce sivil, insani yardımlara ulaşmak amacıyla hareket ederken, İsrail işgal güçlerinin zırhlı araçlardan doğrudan ateş açması neticesinde en az 30 Filistinli yaşamını yitirdi ve 115 kişi yaralandı. İsrail ordusu, başka bir noktada da yardım için toplanan bir kişiyi öldürürken, 26 kişiyi yaraladı.
YARDIM NOKTALARINA SALDIRILAR ARTIYOR
AA’nın aktardığına göre, son günlerde benzer saldırıların sayısında artış yaşandığına dikkat çeken kaynaklar, İsrail’in yardım dağıtım noktalarını hedef alarak sivilleri kasten öldürdüğünü, bu durumu sistematik bir şekilde uyguladığını ifade etti. Sadece son birkaç günde, İsrail’in saldırıları sonucunda yardım almak için bekleyen 17 sivilin hayatını kaybettiği ve pek çok kişinin yaralandığı bildirildi. Refah’taki saldırıya dair ilk haberlerde, İsrail’in Gazze İnsani Vakfı tarafından yönetilen yardım dağıtım noktasına yakın bir noktadan ateş açtığı belirtildi. Gazze’deki kurtarma çalışanları, daha önce AFP haber ajansına yaptıkları açıklamada, yüz binlerce kişinin ABD destekli yardım dağıtım bölgesine gittiği esnada İsrail’in ateş açması sonucunda en az 10 Filistinlinin öldüğünü, 100’den fazla kişinin yaralandığını aktardı.
GAZZE’DEKİ HÜKÜMETTEN AÇIKLAMA
Gazze’deki hükümet, İsrail ordusunun Refah kentinde insani yardım altında kurulan dağıtım bölgelerini “siviller için toplu ölüm alanlarına” dönüştürdüğünü belirtti. Hükümetin medya ofisinden yayınlanan yazılı açıklamada, İsrail-ABD güdümlü “Gazze Yardım Vakfı”nın insani yardım çerçevesinde kurduğu dağıtım noktalarının siviller için “toplu ölüm” alanları haline geldiği ifade edildi. Sabah saatlerinde Refah’taki saldırıda en az 30 Filistinlinin yaşamını yitirdiği, 115’ten fazla kişinin yaralandığı kaydedilirken, son saldırıyla birlikte yardım dağıtım noktalarında bir haftadan kısa sürede hayatını kaybeden sivillerin sayısının 39’a, yaralıların sayısının ise 220’ye yükseldiği belirtildi. Açıklamada, bu noktaların, İsrail ordusunun kontrolündeki bir Amerikan-İsrail şirketi tarafından yönetildiği, sivil halkın burada yardım alabilmek umuduyla toplandığı ifade edildi.
ABD DE SORUMLULUK TAŞIYOR
Açıklamada, işgalci İsrail’in yarımları bir savaş aracına dönüştürdüğü ve sivilleri bu yöntemle topluca cezalandırdığı aktarıldı. Bu uygulamaların ABD tarafından desteklendiği ve Washington yönetiminin, işlenen suçlarda sorumluluk taşıdığı belirtildi. Görgü tanıkları ve uluslararası raporlarla birlikte değerlendirildiğinde, yardım bölgelerinde yaşananların sistematik bir “yok etme” planının parçası olduğu ifade edildi. Açıklamada, “Bu durum, 1948 tarihli Soykırım Suçlarının Önlenmesi Sözleşmesi uyarınca açık bir savaş suçu ve insanlığa karşı işlenen bir suçtur” denildi. Gazze’deki yetkililer, bu saldırılardan İsrail ve ABD’yi sorumlu tutarken, Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi’ne, resmi geçiş noktalarının açılması, gerçek insani yardımın Gazze’ye ulaştırılması ve saldırılarla ilgili uluslararası bir soruşturma başlatılması talep edildi.
İNSANİ YARDIMLARIN GİRMESİ ENGELLENİYOR
İsrail, 90 gündür tüm sınır kapılarını kapalı tutarak, Gazze’ye insani yardımların girişine engel oluyor. Özellikle gıda maddeleri gibi temel yaşam malzemelerinin girişine izin verilmemesi, Gazze’de yaşayan milyonlarca insanı kitlesel açlık tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor. 7 Ekim 2023’ten bu yana ABD desteğiyle gerçekleşen saldırılar, Gazze Şeridi’nde eşi benzeri görülmemiş bir yıkıma yol açtı. Devam eden bu saldırılarda şu ana kadar 54 binin üzerinde Filistinli hayatını kaybetti, 124 binden fazla kişi yaralandı. Ölü ve yaralıların çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Ayrıca 11 binden fazla kişi kaybolurken, yüz binlerce sivil de yerinden edildi. Gazze’de insani yardım almaya çalışmanın bile ölümle sonuçlandığı bu süreçte, İsrail’in uyguladığı politikalar, sistematik bir aç bırakma ve toplu yok etme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.