İsrail’in Lübnan Savaşı Amerikan Evlerini Yıktı

Maysa Moghnie’nin güney Lübnan’daki çocukluk evi, babasının ömrünü adadığı görkemli bir aile konutuydu ve 9 Mayıs’taki İsrail hava saldırısında tamamen yok oldu. Burj Rahal köyündeki üç katlı taş yapı, babasının yıllar içinde oda oda inşa ettiği bir eserdi. Amerikan-Lübnan çifte vatandaşı olan ve şu anda Kaliforniya’nın Irvine kentinde kendi çocuklarını büyüten Moghnie, “Tüm anılarımız onun bu evi inşa etmesiyle ilgili” dedi. İkiz kız kardeşinin iki yıl önceki nişan töreninden kalma video görüntüleri, bu görkemli evin ne kadar büyük ve özenli olduğunu gözler önüne seriyordu. Geleneksel taş duvarları, süslü taş sütunlu balkonları ve kırmızı tuğla çatılarıyla dikkat çeken evin en göz alıcı bölümü, geniş bir terasa inen büyük merdiveniydi. Aile ve davetliler o videoda dans ederken görülüyor. Ancak bugün o evin tamamı, 9 Mayıs’taki İsrail saldırısında yok oldu. Kâğıt üzerinde ateşkes yürürlükteydi; ancak gerçekte İsrail askeri saldırıları ve Hizbullah’ın roket atışları sürüyordu. Moghnie’nin kız kardeşinin saldırı sonrası çektiği görüntüler, merminin kat kat zemini delip geçtiğini ve kalın bir beyaz toz tabakasıyla kaplı devasa bir delik bıraktığını gösteriyordu. Ailesi ve kız kardeşi, annesinin uyuyamaması nedeniyle saldırıdan tam üç gün önce evden ayrılmıştı. Moghnie, “Annem artık insansız hava araçlarına ve uçakların çıkardığı o sert seslere dayanamıyordu” dedi. Yıkımı komşuları aracılığıyla öğrenmişlerdi.

BABASININ ÖMRÜNÜ VERDİĞİ EV İSRAİL SALDIRISINDA KÜL OLDU

İsrail’in Hizbullah’a yönelik savaşında aile evleri yıkılan birçok Amerikan vatandaşından biri olan Moghnie’nin hikayesi, Lübnan’ın güneyinde yaşanan yıkımın boyutunu gözler önüne seriyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), saldırıların düşman mevzilerini hedef aldığını açıklıyor. Çatışmalar bu yıl mart ayında, ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Hizbullah’ın İsrail’e roket atmasıyla yeniden başladı. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) haziran ayında yayımladığı değerlendirmeye göre, çatışmaların yeniden başlamasından bu yana yaklaşık 18 bin ev yıkıldı. Nisan ayında nominal ateşkes yürürlüğe girmesine rağmen İsrail güçleri Lübnan topraklarının daha derinlerine ilerledi.

Çoğu ABD vatandaşı artık güney Lübnan’dan ayrılmış durumda; kalan az sayıda kişi ise çalışmak, işini korumak veya topraklarına bağlı oldukları için orada bulunuyor. Moghnie’nin kayınvalidesi hâlâ orada yaşıyor ve evi, yakınlardaki bombalamalardan dolayı duvarları hasar görmesine ve pencereleri kırılmasına rağmen ayakta duruyor.

İKİ KEZ VURULAN İŞLETME SAHİBİNİN DRAMI

Amerikalı işletme sahibi Anwar Ghaida da zor durumda. Ghaida’nın mülkü iki kez hedef alındı; ilki 2024’te, ikincisi ise bu yılın başlarında. İlk saldırı manşetlere taşınmıştı. Hasbaya köyündeki düğün mekanının yanında kiraya verdiği bungalovlarda uyuyan üç gazeteci bu saldırıda hayatını kaybetmişti. Ghaida, bu saldırının bilinçli olduğunu düşünüyor. Ölen gazeteciler, Hizbullah’a ait Al Manar ve İran yanlısı Al Mayadeen kanalları için çalışıyordu. Eylül ile Kasım 2024 arasında İsrail ile Hizbullah arasında süren çatışmaları takip eden 18 gazeteci, Ghaida’nın tesisinde konaklıyordu.

İkinci saldırının ise bir hata olduğunu düşünen Ghaida, “Düğün mekanını vurdular, ağırlıklı olarak mutfak bölümünü ama o sırada boştu” dedi. Yine de yıkımın etkisi büyük oldu. Ghaida, “İşim maddi olarak bitti. 500 kişilik düğün yapabiliyordum, şimdi tüm mutfak ekipmanım ve mobilyalarım gitti” diye konuştu. Bu yıl 25 Mart’ta gerçekleşen ikinci saldırıya kadar işleri zaten azalmıştı. Çatışmalar nedeniyle “kimse evlenmiyordu” ve misafirhane de gazetecilerin ilgisini kaybetmişti. Ghaida, “İnternete girip buranın bombalandığını gördüklerinde rezervasyon yapmadan önce iki kez düşünüyorlar” dedi. İki çocuğu ABD’de yaşıyor ancak Ghaida onlara katılmaya gönül indiremiyor. 60 yaşındaki Ghaida, “Kardeşim çocuklarıyla burada, annem ve kız kardeşim de… Onları bırakıp gitmeyeceğim” ifadelerini kullandı. Üstelik bu yaştan sonra yeniden başlayabileceğini de sanmıyor. Geceleri ateşkese rağmen başının üzerinde İsrail insansız hava araçlarını duyduğunu söyleyen Ghaida, “Dün gece gerçekten kötüydü. Farklı kasabalarda top atışları ve büyük patlamalar duyabiliyordunuz” dedi.

SINIRDAKİ KÖYLER SİSTEMLİ BİÇİMDE YERLE BİR EDİLDİ

Lübnanlı Amerikalılar arasında yaygın bir söylem var: Güney Lübnan hiç bu kadar kötü bir durumda olmamıştı. Bazıları 2006 savaşını yaşadı. Diğerleri, İsrail’in 1982’den 2000’e kadar süren güney Lübnan işgalini hatırlıyor. Aile evleri tüm bunlardan sağ çıkmıştı. Ancak bu kez İsrail’in güneydeki taktikleri çok daha agresif. Askerler toprak ele geçirirken bütün köyleri yerle bir etti. Bu ilkbaharda uydu görüntülerinin analizi, İsrail güçlerinin camiler, eczaneler, kafeler ve oto tamir atölyeleri dahil sivil mimariyi tahrip ettiğini gösterdi. Bölge sakinlerinin çektiği videolarda kontrollü yıkımlar yapıldığı görülürken, uydu görüntüleri İsrail buldozerlerinin ve ekskavatörlerinin evleri yıktığını ortaya koyuyor.

Yıkım, İsrail’in çizdiği ve altı millik bir şeridi kapsayan “sarı çizgi”nin arkasında gerçekleşiyor. Bu bölge, İsrail’in 2000 yılına kadar işgal ettiği topraklarla büyük ölçüde örtüşüyor. Onlarca köyün sakinleri zorla yerinden edildi. İsrail savunma bakanı, yıkımı Hizbullah tehdidini ortadan kaldırmaya yönelik stratejik bir karar olarak savundu. Geçtiğimiz hafta BM insan hakları şefi Volker Türk, İsrail’e işgali sona erdirmesi ve evlerin yıkımını durdurması çağrısında bulundu.

YIKILAN EVLERİ İÇİN AMERİKA'DA DAVA HAZIRLIĞI

Michigan’ın Dearborn kentindeki Arap Amerikan Sivil Haklar Birliği (ACRL), çatışmada evlerini ve mülklerini kaybeden Amerikalılar adına ABD’ye karşı hukuk davası açmaya hazırlanıyor. ACRL Başkanı ve baş davacı Nasser Beydoun, “Amerikan hükümetinin Amerikan vatandaşlarını ve Amerikan mülklerini denizaşırı koruma yükümlülüğü var. Güney Lübnan’da Amerikalılara ait bu evlerin çoğu bizim vergilerimizle yok ediliyor. Birinin hesap vermesi gerekiyor” dedi. Dava, maddi tazminat talep ediyor ve Kongre’nin, yıkıma karışan İsrail askeri birliklerine yönelik ABD yardımını kesmesini istiyor.

Davanın arkasında, Lübnan’a bağları nesillerdir süren yaklaşık 180 aile var. Bunlardan biri de Wall Street’teki Bank of New York’ta uzun bir kariyerin ardından ata topraklarına dönen 70 yaşındaki Mohamad Fayyad Reda. Reda, “ABD’de iyi bir hayatım vardı ama memleket özlemi çekiyordum. Emekli oldum, emekli maaşımı aldım ve yerel tuğla ve taşlarla kendime güzel bir ev inşa ettim” dedi. İsrail sınırında bulunan ve şu anda İsrail güçlerinin işgali altındaki Hristiyan-Müslüman karışık köyü Yaroun’a kimse giremiyor. Reda da birçok mülteci gibi mülkünü uydu görüntüleriyle takip ediyor. “Birinci veya ikinci ateşkesten sonra evi yıkmaya karar verdiler. Sistematik bir yıkım başlattılar. Bütün kasabayı yıktılar. Muhtemelen üs olarak kullandıkları iki ya da üç ev kaldı ama her evi yok ettiler. Sanki kalıcı olmaya çalışıyorlar gibi görünüyor” dedi. Şu anda Florida’da çocuklarının yanına taşınan Reda, “Mezarlık bile, annemin kemikleri… Bu korkunç, gerçekten korkunç” diye konuştu.

Sarı çizginin yanlış tarafında kalan Aynata köyünden kaçan ABD ordusu gazisi Jihad Samhat da durumun geçmiş işgallerden çok farklı olduğunu söylüyor. Los Angeles doğumlu Samhat, ABD Ordusu’nun 1. Süvari Tümeni’nde görev yaptıktan sonra Lübnan’a taşınmış ve 15 yıldan fazla bir süre Birleşmiş Milletler’de mayın temizleme ve patlamamış mühimmat imha işlerinde çalışmıştı. Daha sonra Beyrut’ta popüler bir müzik mekanı olan Radio Beirut’u açtı ve 2020’deki liman patlamasından sonra kapattı. Çatışmalar başlayınca eşi, yeni doğan çocuğu, kayınvalidesi ve köpekleriyle birlikte ABD’ye taşındı. Uzaktan köyünün yıkımını izledi. Samhat, “Bir gün evimi görebiliyorum, hâlâ ayakta. Ama bir hafta sonra köyün başka bir uydu görüntüsünü alıyorum ve ev artık orada değil, sadece toz” dedi.

ÖNE ÇIKAN HABERLER

FETÖ Üyesi Karatepe’nin Ablası Gözaltına Alındı

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından Marmaris'te dönemin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast teşebbüsünde bulunmakla suçlanan FETÖ üyesi Burkay Karatepe'ye yardım ettiği belirlenen kadın şüpheli Muğla'da yakalandı. Karatepe, 10 yıldır kırmızı bültenle aranıyordu ve Afyonkarahisar'da yakalanarak 5 Ağustos'ta tutuklanmıştı.

Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek Tutuklandı

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü rüşvet ve irtikap soruşturmasında kritik bir aşamaya gelindi. Savcılık, 4 Ağustos 2026'da gözaltına alınan belediye başkanı İlkay Çiçek'in de aralarında olduğu 15 kişi için tutuklama talebinde bulundu.

Tasarruf Finansmanda Yeni Limitler Geliyor

Tasarruf finansman şirketleriyle ilgili yeni bir düzenleme iddiası gündemde. Sisteme katılanları ve katılacakları ilgilendiren bu düzenlemeyle birlikte aynı kişinin en fazla bir taşıt finansmanı sözleşmesi yapabilmesi hedefleniyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Behçet Oktay’ın Ailesiyle Görüştü

Adalet Bakanı Akın Gürlek bugün iki önemli görüşme gerçekleştirdi ve ilk olarak eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay'ın ailesiyle bir araya geldi. Kendi silahıyla intihar ettiği kayda geçen Oktay'ın ölümü, şüpheler nedeniyle uzun süredir tartışılıyor.

MASAK Raporu Ünlülerin Ahbap Bağışlarını Ortaya Koydu

Haluk Levent'in de tutuklu olduğu Ahbap Derneği soruşturmasında ünlü isimlerin bağışları mercek altına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, derneğe yapılan yüksek tutarlı bağışların kullanımını inceliyor.