Ebola salgını haberleri her zaman endişe yaratırken, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yaşanan son salgın özellikle kaygı verici boyutlara ulaştı. Ülkede yüzlerce vaka ve onlarca ölüm kaydedilirken, salgının Uganda’ya da sıçramasıyla birlikte bu, şimdiye kadar görülen en büyük salgınlardan biri haline geldi. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) yeni modellemesi, güçlü halk sağlığı müdahalelerinin hızla uygulanmaması halinde bu salgının tarihteki diğer büyük salgınları bile geride bırakabileceğini gösteriyor. Bölgesel risk şu an yüksek olsa da Dünya Sağlık Örgütü (WHO), küresel toplum için riskin düşük olduğunu belirtiyor. Aşağıda sıralanan nedenlerden ötürü, bu salgının bir pandemiye dönüşme ihtimali neredeyse sıfır olarak değerlendiriliyor.
İLK VAKA ŞÜPHELERİ ŞUBAT AYINA DAYANIYOR
WHO, 17 Mayıs’ta Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin Ituri eyaletinde yüksek ölüm oranına sahip bilinmeyen bir hastalık salgını hakkında bilgi aldıktan yaklaşık iki hafta sonra Ebola salgınını uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu ilan etti. Ancak sağlık yetkilileri, hastalığın muhtemelen tespit edilmeden çok önce, belki de Şubat ayı gibi erken bir tarihte yayılmaya başladığı konusunda hemfikir. Ituri eyaletindeki uzak bir altın madenciliği kasabası olan Mongbwalu’nun belediye başkanı, ilk vakanın 22 Şubat’ta görüldüğünü düşündüğünü belirtti. O tarihlerde yerel bir morgdan bir ceset çıkarılmış ve bir tabut yakılmıştı. İki hafta içinde kasabada onlarca kişi hayatını kaybetti. Yerel yöneticiler başlangıçta ölümlerin tüberkülozdan kaynaklanmış olabileceğini düşündü. Ebola testi de yapıldı ancak bu erken testler, daha yaygın olan Zaire türü yerine mevcut salgına neden olan Bundibugyo türünü aradıkları için negatif çıktı. WHO yetkilileri, muhtemelen bilinenden daha erken başladığını kabul ettikleri yayılma takvimini araştırıyor.
CDC MODELİ ENDİŞE VERİCİ SENARYOLAR ORTAYA KOYUYOR
CDC’nin yeni modellemesi, mevcut salgının birkaç ay içinde 2014-2016 Batı Afrika salgınından daha büyük hale gelebileceği birçok senaryo öngörüyor. Batı Afrika salgını 28 binden fazla vaka ve 11 binden fazla ölümle sonuçlanmıştı. Mevcut salgında en az 60 ölüm olduğu biliniyor. Ancak devam eden araştırmalar, Mayıs sonu itibarıyla 100 hatta 200 ölüm olduğunu gösterirse, modelleme bunun büyük bir salgına dönüşme olasılığının çok daha yüksek olduğunu tahmin ediyor. Bu riski en aza indirmenin en iyi yolu, vakaları mümkün olduğunca hızlı tespit etmek ve izole etmek.
EBOLA BULAŞICI AMA YAYILMASI ZOR BİR HASTALIK
Ebola, sanılanın aksine kızamık veya Covid-19 gibi kolay yayılmaz ancak son derece enfeksiyöz bir hastalıktır. Enfekte bir kişinin virüsü başkasına bulaştırabilmesi için vücudunda çok fazla virüs birikmiş olması ve hastalığın ileri aşamasında olması gerekir. Enfeksiyondan yaklaşık bir hafta sonra ulaşılan bu aşamada, az miktarda vücut sıvısı bile başka bir kişide enfeksiyona neden olabilir. Bu nedenle sağlık çalışanları, aile üyeleri ve bakıcılar hastalığa en çok yakalanan gruplar arasında yer alıyor. Mevcut salgında hastaların çoğunluğunu 20 ila 39 yaş arasındaki kadınlar oluşturuyor. Maske ve eldiven gibi kişisel koruyucu ekipmanlar yayılmayı önlemeye yardımcı olabilir. Ancak Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki salgın, kaynakların kısıtlı olduğu uzak bir bölgede yaşanıyor. Uluslararası ortakların bölgeye kaynak aktarmasıyla koşullar iyileşiyor olsa da haftalarca hastane koğuşları hasta yoğunluğuyla baş etmekte zorlandı ve hem hastaların hem de sağlık çalışanlarının bakımı için yeterli ekipman bulunamadı.
TEMAS TAKİBİNDE ŞİDDET VE GÜVENSİZLİK ENGELİ
Salgını kontrol altına almanın en önemli yollarından biri, bulaşma zincirlerini kırmak için virüse maruz kalmış olabilecek kişileri tespit eden temas takibi. Ancak bu temel halk sağlığı stratejisi Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde son derece zor uygulanıyor. WHO, salgının önüne geçmek için temaslıların yüzde 90’ından fazlasına ulaşmayı hedefliyor ancak şu ana kadar yarısından azına ulaşabildi. Bölgedeki şiddetli çatışmalar, toplumda büyük güvensizlik ve yerinden edilmeye neden oluyor. Yerel halkın hastanelere ve yardım çalışanlarına karşı derin bir güvensizliği var; bazıları Ebola’nın gerçek olduğuna inanmıyor ve hastaneleri insanların gidip geri dönmediği yerler olarak görüyor. Bu durum, bir temasa ulaşıldığında bile bilgi toplamayı veya önlemleri uygulamayı zorlaştırıyor.
TEK AMERİKALI HASTA VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ
Mevcut salgında bir Amerikalı enfekte oldu: Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde çalışan misyoner doktor Peter Stafford. Almanya’da tedavi gören Stafford için ABD, virüse maruz kalmış olabilecek Amerikalılar için Kenya’da bir tesis kurmaya çalışıyor. Mevcut salgına neden olan Ebola türü için spesifik bir tedavi bulunmuyor ancak erken tıbbi bakım büyük fark yaratabiliyor. Hastalığın erken belirtileri ateş, ağrı ve yorgunluk gibi “kuru” semptomları içerirken, ilerleyen aşamalarda ishal, kusma ve açıklanamayan kanama gibi “ıslak” semptomlar görülebiliyor. Sadece sıvı vermek ve elektrolitleri yerine koymak hayat kurtarıcı olabiliyor. Ümit verici deneysel tedaviler arasında, vücudun bağışıklık tepkisinin bir parçası olarak üretilen koruyucu proteinleri kullanarak hastalıklı hücreleri hedef alan iki monoklonal antikor ürünü bulunuyor.
AŞI ÇALIŞMALARI VE YENİ GELİŞMELER
2014-2016 Batı Afrika Ebola salgını sırasında geliştirilen aşı, daha yaygın Zaire türüne karşı etkili ancak mevcut salgındaki Bundibugyo türüne karşı ne kadar koruma sağlayacağına dair sınırlı bilgi var. Bundibugyo türünü hedef alan üç aşı geliştirme aşamasında: Moderna ve Oxford Üniversitesi ile Serum Institute of India tarafından geliştirilen aşılar iki üç ay içinde klinik deneylere hazır olabilirken, IAVI’nin aşısı en az yedi ay sürecek. WHO’nun bağımsız danışmanları, temas takibi yoğunlaştıkça teyit edilmiş ve olası vakaların temaslılarına sunulabilecek bir seçenek olarak oral antiviral obeldesiviri öncelikli aday olarak belirledi.
BÜYÜK ORGANİZASYONLARDA EBOLA RİSKİ DÜŞÜK
Milyonlarca yolcuyu Kuzey Amerika’ya getirmesi beklenen Dünya Kupası gibi büyük organizasyonlarda bulaşıcı hastalıklar her zaman bir endişe kaynağı olsa da uzmanlar Ebola’nın tehdit oluşturma ihtimalinin düşük olduğunu söylüyor. Ebola hastası bir kişinin bulaştırıcı olacak kadar hasta olduğunda muhtemelen yataktan çıkacak hali olmuyor, bir spor etkinliğine katılması ise neredeyse imkansız. ABD, salgından etkilenen bölgeden gelen yolcular için özel havalimanı protokolleri uyguluyor. Daha önce ABD’de Ebola hastalarının tedavisi bir salgına yol açmadı ve şimdi de olması son derece düşük bir ihtimal. Küresel halk sağlığı çabaları tam da bu tür tehditleri yönetmek için tasarlanmış durumda.