UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nun Açıklaması
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nun yaptığı açıklamaya göre, Güney Kore’nin Busan kentinde gerçekleştirilen 37’nci Dünya Jeoloji Kongresi’nde, UNESCO’nun desteklediği Uluslararası Jeoloji Bilimleri Birliği (IUGS) projesi kapsamında, 28 Nisan 2024 tarihinde ikinci etap ‘Dünyanın En Önemli 100 Jeolojik Mirası’ açıklandı. Bu değerlendirmeler sonucunda, Salda Gölü de ‘Mars’ın yeryüzündeki temsilcisi’ olarak seçilen miraslardan biri oldu. Listeyi duyuran IUGS Başkanı Prof. John Luden, mirasların korunmasının önemine vurgu yaparak, “Yerkürenin en önemli miraslarını belirliyoruz ve korunmaları için ülkeleri göreve çağırıyoruz. Bu miraslar kaybolduğunda, yerkürenin jeolojik geçmişinden bir parça eksilir” şeklinde konuştu. İlk etap olan ‘En İyi 100 Jeolojik Miras Listesi’ ise 2022 yılında belirlenmiş ve Türkiye’den Kapadokya ve Pamukkale bu listede yer almıştı.
Prof. John Luden’in Açıklaması
IUGS Başkanı Prof. John Luden tarafından yapılan açıklamada, jeolojik mirasların belirlenmesi ve korunmasının önemi vurgulanmıştır. Luden, bu mirasların kaybolması durumunda geri getirilemeyeceğine dikkat çekerek, ilgili ülkeleri bu mirasları korumaya teşvik etmektedir. Luden, “Yerkürenin jeolojik miraslarını tespit ediyor ve korunmaları için ülkelere çağrı yapıyoruz. Bu miraslar yok olduğunda, dünya jeolojik geçmişinden önemli bir parça kaybolur” ifadelerini kullanmıştır.
Tespit Edilen Jeolojik Miraslar
Uluslararası Jeoloji Bilimleri Birliği (IUGS) projesi kapsamında gerçekleştirilen bilimsel değerlendirmeler sonucunda ortaya çıkan ‘Dünyanın En Önemli 100 Jeolojik Mirası’ listesi, yerkürenin jeolojik geçmişine ışık tutmaktadır. Bu miraslar, dünya üzerindeki eşsiz jeolojik oluşumları temsil etmekte ve korunmaları büyük önem arz etmektedir. Türkiye’den seçilen Kapadokya ve Pamukkale’nin ardından Salda Gölü’nün de ‘Mars’ın yeryüzündeki temsilcisi’ olarak bu listede yer alması, ülkemizin jeolojik açıdan zengin ve çeşitli olduğunun bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Jeolojik mirasların korunması, sadece belli bir ülkenin sorumluluğunda değil, tüm insanlığın ortak sorumluluğu olarak görülmelidir. Bu mirasları koruyarak, jeolojik geçmişimizi gelecek nesillere aktarabilmemiz mümkün olacaktır.