Metiner: HADEP’e gittiğim için çok pişmanım!

AKP Milletvekili Mehmet Metiner, Hürriyet Gazetesi'nden Ahmet Hakan'a konuştu. Metiner "Hadep'e inanıp gittiğim için, Türkiyelileşme iddialarına inandığım için son derece pişmanım." dedi.


İşte Ahmet Hakan'ın Mehmet Metiner'le yaptığı o röportaj:

Sizin siyasal çizginizdeki değişiklikler çok tartışılıyor. "Oraya gitti, buraya geldi" falan deniliyor.

Nereye gitmişim mesela?

Mesela HDP'nin öncüllerinden olan HADEP'e.

HADEP'te ne söylemişsem bugün de aynı şeyleri söylüyorum. HADEP'te birlikte olduğumuz insanlar bugün farklı yerlere savrulmuş.

Bir pişmanlık var mı?


HADEP'e inanıp gittiğim, Türkiyelileşme iddialarına inandığım için tabii ki son derece pişmanım.

Ne zamandı gidişiniz?


2000'li yılların başıydı.11 ay kaldım.

Neden olmadı?


İdeolojik genlerimiz farklıydı. Ben İslamcı gelenekten geliyorum, onlar daha çok sosyalist Marksist düşünce yapısına sahipler. Ayrıca siyasal bölücülükten de vazgeçemeyeceklerini gördüm.

Şimdi HDP'de İslami gelenekten gelen çok sayıda isim var. Onlar da koparlar mı bir süre sonra?

Şu an siyaseten daha güçlü oldukları için, sırtlarını da dağa dayadıkları için ben gen uyuşmazlığının kuvveden fiile çıkacağı kanaatinde değilim. Ama biraz zayıflasınlar kendi içlerindeki bu farklılıkların nasıl çatışmaya dönüştüğüne herkes tanık olur.

"HDP bölgede baskıyla oy alıyor" iddiası var. Bu nasıl oluyor?

HDP dışarıya karşı demokrat, özgürlükçü ama hâkim oldukları her yerde totaliter, otoriter, yasakçı ve dayatmacı.

Diyelim ki ben Diyarbakır'da oturuyorum ve oraya hâkimler. Oyumu AK Parti'ye vereceğim. Bana nasıl engel olabilirler ki?


Nişantaşı'ndan baktığında engel olamazlar ama oraya gittiğinde orda psikolojik bir ortam var.

Nasıl bir hava? Ben gidip oy kullanacağım, oy vermek gizli… Beni nasıl etkileyebilirler ki?

Sandıktan çıktıktan sonra zafer işareti yapmak zorundasın.Böyle bir baskı. Oyunu AK Parti'ye versen bile hemen ardından "Benden şüphe etmeyin, ben size verdim" demek zorundasın. Bir yandan psikolojik baskı, bir yandan da cebir ve şiddet var.

PKK'nın silahlı gücü olmasa HDP bölgede bu kadar oy alamaz. Bir kez olsun PKK'nın silahları aradan çekilsin ve HDP normal bir parti gibi seçime girsin, bölgede ne kadar oy alacağını herkes görür.

Büyükşehirlerde de baskı var

HDP'nin bölgeden aldığı oyu "PKK baskısı" ile açıklıyorsunuz. Ama HDP, büyük şehirlerde de hatırı sayılır oy aldı. İstanbul'da üçüncü parti. İzmir'de, Mersin'de, Adana'da, hatta Ankara'da bile ciddi oy aldı. Buralarda da mı silah zoru söz konusu?

Ben İstanbul'da sahada çalışan biriyim. Esenler'deki, Bağcılar'daki tehditlerin, Şırnak'taki tehditlerden bir farkı yoktu. Benim ekibimde olan Kürt arkadaşlarımı nasıl tehdit ettiklerini bizzat biliyorum. Bir arkadaşımı gecenin bir buçuğunda arıyorlar. İstanbul'da oluyor bu.

Tehdit, Ağrı'daki babası ve amcası üzerinden yapılıyor. İnsanları bölgedeki akrabaları üzerinden korkutmaya çalışıyorlar.

Demirtaş'ın yerinde kim olsa o oyu alırdı

Selahattin Demirtaş yüzde 13 almış bir partinin lideri. Kandil'e kafa tutamaz mı?

Bunu aklının ucundan bile geçiremez. Korkar.

O zaman HDP ile Kandil arasında korkuya dayalı bir ilişki var.


Hem korku hem gönüllülük. Demirtaş Kandil'e muhtaç olduğunun farkında. Aslında bireysel olarak kendisine sorsanız, bir isim de yaptığı için, siyasetin kendisine bırakılmasını ister. Ama bunun olmayacağını da bilir. Çünkü örgüt içerisinde Demirtaş sadece bir dişlidir. Nişantaşı'ndan ya da Cihangir'den bakıldığında Demirtaş'ın rolü çok fazla abartılabilir.

Peki ama bu siyasi hareketin tarihinde hiç görülmemiş bir başarı elde etti. Bunun karşılığı olmaz mı?


Tersi bir karşılığı olur. Bu kadar çok ünlenmesi bir tehdit olarak anlaşılır. PKK, "Önderlik" dışında bir ismin bu kadar sivrilmesini istemez.

Demirtaş, "Ey Kandil! Bırak silahlarını" dese ne olur?


Partinin başında kalamaz, anında götürürler.

Buna güçleri yeter mi?

Tabii ki. Seçilenler Demirtaş'ın değil, Kandil'in atadığı milletvekilleri.

Seçim sonucu Demirtaş'ın başarısı mı?

Değil. Başarının arkasında "Erdoğanfobizm" yatıyor. HDP, AK Parti'yi iktidardan etmek isteyen çevrelerin bir projesiydi. HDP'yi sevmeyen pek çok çevre, Erdoğan karşıtlığı motivasyonuyla bir operasyon yaptı. Demirtaş yerine bir başkası olsaydı aynı operasyon gerçekleşecekti.

Öcalan'a da 'caş' desinler

KÜRTÇE "caş" diye bir sözcük var. Ne demek?

Hain, ihanetçi demek.

PKK size "caş" mı diyor?


Evet ama Öcalan gibilere demiyorlar.

Öcalan'a niye desinler ki?

Öcalan yakalandıktan sonra "Ortak devlet, ortak vatan, tek resmi dil, tek bayrak, Kürt kimliği kabul edilsin isyan biter, Türkiye'ye düşman ülkeler bizi Türkiye'ye karşı kullandı, pişmanız" dedi. Bunları söylediği için 'caş' oluyor mu, olmuyor mu?

Olmuyor ki 'caş' denmiyor.

PKK kendisi gibi düşünmeyen herkesi 'caş' ilan ediyor.

Peki bu 'caş' sözcüğü çok mu etkili?

Yok. Benim için bir önemi yok. PKK ve HDP beni överse kendimden kuşku duyarım. Mesela Barzani de efsanevi bir kürt lideri. Ama PKK'ya göre 'caş'. Emellerine hizmet etmeyen, kendilerini eleştiren herkes 'caş'tır.

Türk'ün gücü Kürt'ün gücü

Özel harekât polisinin, bir şantiyede "Türk'ün gücünü göreceksiniz" diye nutuk atması rahatsız edici değil mi?

O şantiyede yakalananların araçlarından çıkan silahlar, bombalar ne olacak?

Silah, bomba yakalanmasın denebilir mi? Tabii ki yakalanacak. Ama o insanları arkadan kelepçeleyerek karşısında nutuk atma hakkı var mı?


Nutuk ayrı ama Amerika'da da polis aynı şeyi, hatta fazlasını yapar. Almanya'daki polis de aynı şeyi yapar.

Benim esas üzerinde durduğum konu Türk/Kürt barışını bozacak ırkçı bir konuşma yapılması. 90'lardan gelen bir ses gibi geldi bana.

Ben güvenlik güçlerinin PKK'nın bu tuzağına düşecekleri kanaatinde değilim.Terörle mücadelemizde demokrasi ve hukuk esastır. Öyle bir ifade kullanılmışsa doğru bulmam. Bir taraf Türk'ün gücü diyor, öbür taraf da Kürt'ün gücü diyor.

İyi ama terör örgütü diyebilir, devlet der mi?

Dememesi lazım. Bu devlet Türk'ün de Kürt'ün de devleti.

Ben Kürt olsam, çok alınırdım.

Ben Kürt'üm.

Alınmalısınız o zaman.


PKK da beni hain ilan ediyor. Barzani de bir Kürt. Şiwan Perwer de Kürt. Ve ikisi de hain PKK'ya göre. Bunlar sizi rahatsız etmedi mesela.

Kimse hain ilan edilemez. Ama PKK sizi hain ilan ediyor diye Türk ile Kürt'ü karşı karşıya getirecek ırkçı yaklaşımlara karşı itiraz etmek gerekir.

Ona zinhar izin vermeyiz ama PKK'nın hain bir örgüt olduğunu, aslında en büyük ihaneti de Kürtlere yaptığını söyleriz.

Erdoğan'la korsan mitingde tutuklandık

Tayyip Erdoğan Refah Partisi İstanbul İl Başkanı iken danışmanlığını yaptınız değil mi?


1991 yılında Erdoğan Refah Partisi İstanbul İl Başkanı ve MKYK Üyesi iken danışmanlığını yaptım. Siyasi beraberliğimiz böylece başladı.

Tanışmanız da 1991'de mi oldu?


Hayır. Tanışıklığımız 1980 öncesine dayanır. 12 Eylül'e ramak kala birlikte korsan mitingde yakalanmış ve Metris Cezaevi'nde bir gece beraber kalmıştık.

Ne oldu, hemen bıraktılar mı sizi?


Bir gece Metris'te ağırladılar bizi, ertesi gün bıraktılar. Ama Tayyip Erdoğan ve bazı arkadaşlarımızı birkaç gün daha Fatih Emniyet Amirliği ve Maltepe Askeri Ceazevi'nde işkenceden geçirdikten sonra bıraktılar.

HDP seçmenine hakareti asla tasvip etmiyorum

Partinize mensup milletvekili Hüseyin Kocabıyık, HDP'ye oy veren vatandaşlara hakaret eden mesajlar paylaştı. Bu hakaretleri tasvip ediyor musunuz?


Asla tasvip etmiyorum. Seçmenimize "bidon kafalı" diyen zihniyetle aynı. Erdem ve ahlak ilkeleri üzerine oturan, herkesi kucaklamayı esas alan AK Parti siyasetine ters bir yaklaşım. Hangi partiye hangi nedenle oy vermiş olursa olsun bütün seçmenler nezdimizde muhteremdir. Herkesin demokratik tercihine saygılıyız.

Teröre silahla karşılık verilir

Çözüm süreci bitti mi?


Çözüm süreci silahlı mücadelenin tasfiye edildiği, siyasal mücadelenin önünün açıldığı bir süreçti. PKK silahları bırakmadığı, silahlarıyla siyaseti dizayn etmeye çalıştığı, silahla bölgesel hâkimiyet kurmaya, kamu düzenini bozacak davranışlar içine girmeye çalıştığı müddetçe tabii ki terörle mücadele kararlılıkla devam edecek. Türkiye'yi silahlardan arındırmak için demokratik zeminin sağlanması noktasında çözüm süreci, her zaman bizim için öncelikli önem verdiğimiz bir konudur.

Şu anda buzdolabına alınma durumu var.

Terör var. Teröre karşı silahla karşılık verilir. Siyasete siyasetle. Fikre fikirle.

Öcalan'ın Kandil üzerinde bir hâkimiyeti yokmuş

Öcalan'ın etkisi kalmadı mı?


Öcalan'ın Kandil üzerinde bir hâkimiyeti olmadığı görüldü. Benim açımdan bu böyle artık. Kandil, Öcalan'ı dinlemiyor. Kandil, küresel efendilerini dinliyor. AK Parti'nin ipini çektiklerini düşünen bir takım küresel tanrıların hâkimiyetindedir Kandil. Kandil'de birçok ülkenin nüfuzu var.

Bu durumda Öcalan, barış için kullanılacak bir enstrüman olmaktan çıktı mı?

Tekrar devreye girdiğinde nasıl bir sonuç ortaya çıkar bilemiyorum. Tekrar İmralı seferleri başladığında Öcalan yeni ne söyleyecek? Aynı şeyleri söylemesi için yeniden İmralı seferlerine gerek var mı?

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Fenerbahçe’de Salah Dosyası Yeniden Açıldı

Aziz Yıldırım'ın yeniden başkan seçilmesiyle Fenerbahçe'de transfer çalışmaları hız kazandı ve Mısırlı yıldız Muhammed Salah için dosya yeniden açıldı. Yıldırım daha önce "İhtiyaç varsa alırız" demişti.

S&P 500 ve Nasdaq, Son Bir Ayın Dibinde

Geçen hafta cuma günü sert düşen çip hisselerindeki toparlanmayla güne pozitif seyirle başlayan Dow Jones, S&P 500 ve Nasdaq endeksleri, satış baskısının yeniden başlamasıyla kazançlarını geri verdi. Piyasaların açılışından kısa süre sonra endeksler gün içi zirvelerine çıktı.

27 İlde Bahis Operasyonu: 72 Şüpheli Gözaltına Alındı

Antalya'nın Serik ilçesi merkezli yasa dışı bahis soruşturmasında, www.odeonbet.com üzerinden ilgili kanuna muhalefet edildiği tespit edildi. MASAK hesap hareketleri incelemeleri yapılarak 84 banka hesabı incelendi.

Artemis III Görevi İçin Astronotlar Açıklandı

NASA'nın Artemis III görevi kapsamında belirlenen dört astronot Houston'daki Johnson Uzay Merkezi'nde tanıtıldı. Görev komutanı Randy Bresnik ve pilot Luca Parmitano'nun yanı sıra iki görev uzmanı yer alıyor.

Ferdi Zeyrek İçin Mevlit Okutuldu

Manisa Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Ferdi Zeyrek, vefatının birinci yıl dönümünde düzenlenen törenlerle anıldı. Anma programı, Manisa Büyükşehir Belediyesi Ek Hizmet Binası önünde başladı.