Ortadoğu'da yaşayan bütün halkların ‘bahar bayramı’ olarak kutladığı Nevruz, Kürtler için daha farklı, özel bir anlam taşıyor.
Kürt kültüründe Nevruz, bir halkın zalim bir tirandan kurtulup özgürlüğüne kavuşmasının sembolüdür. Dehak adındaki Asurlu zalim krala karşı Demirci Kawa öncülüğünde verilen mücadelenin adıdır. Dehak'ın sarayına giderek zalim kralı öldüren gençlerin sarayın avlusunda yaktığı kurtuluş ateşidir nevruz. Her yıl 21 Mart’ta yakılan ateş, bu efsanenin günümüze yansıyan yüzüdür.
Bugün barış mesajlarına ev sahipliği yapan Nevruz, 1990’lı yıllarda adeta ölümün habercisiydi. 1991 yılındaki Nevruz’da güvenlik güçleri halkın üzerine ateş açmış, 31 kişi hayatını kaybetmişti. 1992’de şiddetin dozu arttı. Aralarında 5 yaşındaki Hatice Katar ve 70 yaşındaki Ramazan Bayer’in de bulunduğu 94 kişi, bayram günü toprağın bağrına düştü. 2000’li yıllarla birlikte Nevruz’un bayram yüzü öne çıkmaya başladı. 2002’de yüz binlerce kişi Sezen Aksu konserinde şarkılara eşlik etti. Son üç yıldaki Nevruz’lara ise çözüm süreci ve Abdullah Öcalan’ın mesajları damga vurdu.
Diyarbakır’daki Nevruz’un hazırlıkları haftalar öncesinde başladı. Nevruz Parkı, yeşil-kırmız-sarı renklerle süslenirken, alanın güvenliği için 2 bin 500 kişi görevlendirildi. Polisin alana uzak bölgelerde beklemesi gerginlik oluşmasını engelledi. Nevruz kutlamasında, platforma IŞİD'le girdiği çatışmada hayatını kaybeden YPG'liler ile PKK'nın kurucularından Mazlum Doğan'ın fotoğrafları asıldı. Ancak organizasyon kalitesinin eksilerde kaldığını itiraf etmek gerekir. Bayram alanı yağmur sebebiyle çamur deryasına dönüştü maalesef. Yıllardır kutlama yapılan alana giden tali yollar ve çevresinin asfaltlanmaması, parke taşlar döşenmemesi büyük eksiklik. Basın için ayrılan platform ise her yıl olduğu gibi yine kalabalık tarafından ele geçirildi. Sayıları 700’ü aşan yerli ve yabancı gazeteciler rahat çalışamadığı gibi ezilme tehlikesi bile geçirdi.
ESNAF, NEVRUZ’UN BEREKETİNİ YAŞIYOR
Nevruz, Diyarbakır için şüphesiz ki büyük bir turizm potansiyeline işaret ediyor. Bir gün öncesinden otellerin tamamı doluyor. Lokantalar, kadayıfçılar 2 bereketli gün yaşıyor. Bunun bir haftayı kapsayan festivale dönüştürülmesi Diyarbakır ekonomisine büyük canlılık katacaktır. Ayrıca itiraf etmek gerekir ki, Nevruz kutlamasındaki siyasi yön çok baskın durumda. Diyarbakır’daki Nevruz tamamen Öcalan-PKK atmosferinde geçiyor. HDP bile gölgede kalıyor.
Öcalan’ın mesajına gelince… Mektubun önce Kürtçesi okundu. Pervin Buldan’ın Kürtçesi geçtiğimiz yıl beğenilmemiş, eleştiri konusu olmuştu. Bu sene daha iyiydi; ama memnuniyetsizlik devam etti. Buldan'ın Kürtçesi eleştirilebilir ama bir Kürt'ün anadilindeki bir mektubu okuyamamasının ayıbı Türkiye’ye ait. Okları, asıl inkâr ve asimilasyon politikalarına yöneltmek gerekir. Alandaki kalabalığın mektubun Kürtçesi okunurken sessizce dinlemesi; Türkçesi okunurken alkış ve sloganlarla tepki vermesi de dikkate değer bir durum. Zira insanların çoğu mesajın Kürtçesini değil Türkçesini anladı.
NEVRUZ MESAJI, 2013'TEN DAHA İLERİDE DEĞİL
Öcalan’ın mesajı 2013 mektubundan ileri bir seviyede değildi. Öcalan, silahlı mücadeleyi sonlandırmayı Dolmabahçe deklarasyonunun hayata geçirilmesine ve ilkelerde mutabakata bağladı. Koşulsuz bir silahsızlanma veya PKK’nın tamamen silah bırakması gibi bir durum söz konusu değil. Öcalan, silahlı mücadeleyi sonlandırmak için PKK’ya kongre toplama çağrısı yaparken, cümlenin hemen önüne "Deklarasyon gereği ilkelerde mutabakat oluşmasıyla” şartını koydu. Ardından da, ilkesel mutabakat, izleme heyeti ve hakikatlerle yüzleşme komisyonun ardından ‘kongrenin realize edileceğini’ vurguladı. Bu, aslında topu hükümetin kalesine yuvarlamak anlamı taşıyor. Zaten Kandil de aylardan beri aynı şeyi söylüyor. Üstelik Öcalan’ın kongreye katılması şartını ekleyerek.
Öcalan’dan ‘Eşme’ mesajı
Öcalan’ın mektubundaki en dikkat çekici noktalardan biri Eşme oldu. Süleyman Şah Türbesi’nin muhtemel İŞİD saldırısı korkusuyla bizzat Türkiye tarafından yıkılarak sınıra yakın bir bölgeye taşınmasına atıf yaptı Öcalan. PYD’nin Türk askerine koridor açması ve türbenin PKK’lıların kontrol ettiği Eşme bölgesine taşınması, Öcalan tarafından ‘Eşme ruhu’ olarak tanımlandı.
Aslında ‘Newroz’ meydanını dolduran yüzbinler ve gözlerini Diyarbakır’a çeviren milyonlar, siyasi tartışmalarla fazla ilgilenmiyor. AKP’nin meseleyi sürece yaymaya dayalı taktik manevraları, İmralı, Kandil ve HDP arasındaki yaklaşım farklılıkları, PKK’nın Türkiye’de legalleşme çabası veya Öcalan’ın ülke siyasetinde bir figür haline gelmesi ‘ekran uzmanları’ tarafından tartışılabilir. Ama halkın tek isteği barış ve huzur. Bunun bütün taraflarca önemsenmesi gerekir.