4 Temmuz’da bir grup arkadaş, Mississippi’deki Ocean Springs’ten kalktıkları teknelerle Horn Adası’na bayramı kutlamak için yola çıktı. Pek çoğunun tüm yıl boyunca dört gözle beklediği bu gezi, Nolan Wells’in eve dönememesiyle trajediye dönüştü. Wells’in cesedinin bariyer adasının kıyı şeridinde bulunmasının ardından ölümünün koşulları, söylentilere yol açtı ve bir zamanlar kenetlenmiş olan topluluğu bölerek ayrışmaya neden oldu. Warren Hudson, Jax Pitalo ve Morgan Seymour’u temsil eden avukatlar, müvekkillerinin soruşturmacılarla işbirliği yapmasına rağmen memleketlerinde adeta dışlanmış duruma geldiğini ve ölüm tehditleri ile karalama kampanyalarına maruz kaldığını söyledi.
ÜÇ ARKADAŞ HEDEF HALİNE GELDİ
Avukatlar, arkadaşlarının ölümüyle bir ilgileri olduğu yönündeki iddiaların, ortaokuldan beri tanıdıkları genç adamın yasını tutmalarını daha da zorlaştırdığını dile getirdi. “Bu olayın en büyük trajedisi, Nolan’ın hayatını kaybetmesi ve kimsenin ne olduğunu kesin olarak bilmemesi” diyen avukat Tyler Cox, üç müvekkilinin de yetkililer tarafından sorgulandığını belirtti. Cox, “Bu gençler arkadaşları ve kardeşleri Nolan Wells’in kaybının yasını tutamadı. Adadan 16.30’da ayrıldılar. Bu yüzden Nolan’a 16.30’dan sonra ne olduğunu bilmiyoruz. Biz de herkes kadar öğrenmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
ADADA SAATLER NASIL İŞLEDİ
Cox, o gün adada yüzlerce tekne ve binlerce kişinin bulunduğunu tahmin ettiğini söyledi. Wells ve arkadaşlarının adaya 11.00’den hemen önce vardığı belirtilirken, Warren Hudson’ın Wells’i son kez saat 15.00 sıralarında gördüğü aktarıldı. Cox, o anları şu sözlerle anlattı: “Nolan adada tanıştığı bir kızı kucağında taşıyordu. Nolan’ın en yakın arkadaşlarından biri olan Warren ona ‘Bu kızla her şeyin yolunda gitmesini umarım’ diyerek güldü.” Ancak bir saat sonra grup, Triton adlı teknelerinden birinin sintine pompasında sorun fark etmeye başladı. Teknenin gövdesindeki su o kadar hızlı yükseliyordu ki neredeyse aküyü kaplıyordu. Cox, müvekkillerinin paniğe kapılıp arkadaşlarına gitme zamanının geldiğini bağırdığını aktardı.
ADADA YALNIZ DEĞİLDİ
Cox, Wells’in “telefonu veya yardım alabileceği kimsesi olmayan ıssız bir adada” terk edildiği varsayımının bulunduğunu ancak durumun böyle olmadığını belirtti. Avukat, Wells’in yalnız olmadığını ve dönüş yolculuğuna arkadaşlarıyla çıkmayan tek kişinin de kendisi olmadığını söyledi. “Burası böyle bir yer. Adadan her zaman başka bir dönüş yolu bulabilirsiniz ve orada 2 bin kişi daha vardı, bu yüzden hiçbir şekilde yalnız bırakılmadı” dedi. Cox, birçok kişinin müvekkillerinin Wells’in telefonuna sahip olmasını şüpheli bulduğunu kabul etti ancak kıyıdan 15 metre açığa demir atıp adaya yüzerek çıkmanın yaygın bir uygulama olduğunu söyledi. “Telefon için tuzlu sudan daha aşındırıcı ne olabilir bilmiyorum” diyen Cox, ayrıldıklarında sadece Nolan’ın telefonunun değil, beş kişinin daha telefonunun teknede olduğunu ve herkesin döndükten sonra telefonlarını topladığını ifade etti. Wells’in babası Elmore Wonsley, gece geç saatlerde oğlunun arabasını ve anahtarlarını almak için geldiğini söyledi.
SEA TOW ÇAĞRISI TARTIŞMA YARATTI
Üç genci temsil eden avukatlardan Edward Paltzik, o gün yaptıkları acil çekici çağrısına ait ses kaydının servis edilmiş halinin bu trajik olayı bir sirke çevirdiğini söyledi. Paltzik, “Sea Tow çağrısı ve şu an dolaşan yüzlerce versiyonu bir yanıltmaca. İnsanların dikkatini önemli olandan uzaklaştırıyor” dedi. Müvekkillerini yanlış gösteren her türlü ses kaydının iftira niteliği taşıdığını ve tüm yasal haklarını kullanacaklarını belirten Paltzik, “En kötüleri, en büyük platformlara sahip olanları, en büyük zarara yol açanları tespit ediyoruz. Bu uzun bir süreç olacak” diye konuştu. Triton’un çağrısına ait olduğu iddia edilen ve arka plan seslerinin temizlendiği belirtilen kayıt, suçlayıcı ifadeler ortaya çıkardığı iddiasıyla viral oldu. Aynı ses kaydını inceleyen yetkililer ise kaydın sonuçsuz olduğu sonucuna vardı.
TEHDİTLER VE HUKUKİ SÜREÇ
Olayın ulusal haberlerde yer almasının ardından müvekkillerinin hem evlerinde hem de çevrimiçi ortamda çok sayıda tehdide maruz kaldığını belirten avukatlar, bazılarının tehditler nedeniyle okula bile gidemediğini söyledi. Cox, “Bazıları tehditler yüzünden okula bile dönemiyor. Aileleri tehdit aldı. Bazıları evlerine bile gidemiyor. İki genç yerel bir restoranda saldırıya uğradı, bazı yerlerde hizmet verilmedi” dedi. Bazı tehditlerin ciddi bulunması üzerine üç kişi hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Soruşturmayla ilgili tanık ve yetkilileri tehdit ettiği iddia edilen şüphelilerin, Mississippi’deki ailelerle herhangi bir bağlantısı olmadığı belirtildi.
Cox, müvekkillerinin Nolan Wells’in ailesine karşı yalnızca empati ve sempati hissettiğini vurguladı. Paltzik ise “Wells ailesini hedef alan veya taciz eden varsa bunun derhal durması gerekiyor ve özür dilemeliler. Bunun onlara karşı biz olma meselesi olmadığını, hiç olmadığını ve asla olmayacağını açıkça söylemek istiyorum” dedi. Cox, müvekkillerinin Wells’e ırkı nedeniyle farklı davrandığı yönündeki iddiaları da reddederek “Mississippi’deki yaşlılar bir zamanlar öyle düşünmüş olabilir ama bu gençler öyle değil. Sanırım o gün adaya gitmeye tamamen pişmanlar” ifadelerini kullandı.
Paltzik, tüm söylenti ve komplo teorilerine rağmen iki şeyin aynı anda doğru olabileceğini söyledi: “Nolan’ın ölümü anlaşılamaz bir trajedi. Ama bugün bulunduğumuz noktada başka insanların ölüm tehditleri alması, nefret görmesi ve iftiraya uğraması bu trajediyi daha da büyütüyor.”