Reha Özcan, Kanal D’nin yeni dizisi Haysiyet’te Haluk Tarman karakteriyle izleyici karşısına çıkıyor. Bu karakterin karanlık dünyasını ve “Haysiyet” kavramını derinlemesine ele alan Özcan, haysiyetin insanın özsaygısını koruması için nelerden vazgeçmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Özcan, “Kazanmaktan vazgeçmek gerekebilir. Güçten, paradan, makamdan. İnsan her şeyi kazanıp kendini kaybedebilir,” diyor.
HALUK TARİFİ VE İKİYÜZLÜLÜK
Haluk Tarman karakterini yalnızca kötü olarak tanımlayamayacaklarını vurgulayan Özcan, “Onu antagonist olarak görüyorum. Eğitimli, güçlü ve zeki bir adam,” diyor. Haluk’un aile düzenini koruma mücadelesi, onun kendisini kötü bir adam olarak görmemesine neden oluyor. Özcan, “İnsan karanlık tarafını genellikle haklı bir gerekçe ile ortaya koyar,” şeklinde ifade ediyor.
TUTARLILIK VE DAVRANIŞ SİSTEMİ
Haluk’un tutarlılığına dikkat çeken Özcan, “Tutarlılık insanı iyi yapmaz. Sadece davranışlarının bir sistemi olduğunu gösterir,” diyor. Haluk’un eylemleri ile Reha Özcan’ın hayat görüşü arasında zıtlıklar mevcut. Özcan, “O karakteri yargılamadan anlamak zorundayım,” şeklinde belirtiyor.
KONTROL KAYBI VE GÜÇ
Haluk’un en büyük korkusu kontrolü kaybetmek. Özcan, “Gerçek hayatta güç elde edince sınav başlıyor,” diyor. Haysiyet kavramının toplumda ne kadar önemli olduğunu sorgulayan Özcan, “Haysiyet, görünmeyen yerde nasıl davrandığınızdır,” ifadesini kullanıyor.
HAYATTA SAYGI VE HAYSİYET
Haysiyet, Özcan için kendine ve başkalarına saygı demek. “Saygının olmadığı yerde haysiyetten söz edilemez,” diyor. Haysiyetin kaybolduğu yer ise kişinin kendisine saygısını kaybettiği alan. “Güç, para ve görünür olma arzusu bazı değerlerin önüne geçti,” şeklinde ekliyor.
ROL SEÇİMİ VE SANAT ANLAYIŞI
İyi ve kötü rollerin önemine değinen Özcan, “Ben iyi-kötü ayrımını sevmiyorum,” diyor. Bir oyuncunun sürekli iyi ya da kötü adam olarak kodlanmasının haksızlık olduğunu belirtiyor. “Sanat, güvenli bir alanın tekrarı değildir,” şeklinde ifade ediyor.
JENERASYON YETENEKLERİ VE UMUT
Genç tiyatrocuların merakının umut verici olduğunu söyleyen Özcan, sabırsızlıklarının ise endişe verdiğini belirtiyor. “Herkes oyuncu olmak istiyor ama oyunculuğu sevmiyor,” diyor. Gençlerin görünürlük arzusunun etkisini de sorguluyor.
İKİ HAYAT: OYUNCULUK VE GÜNDÜZLÜK
Reha Özcan, hayatta sıradan bir adam olduğunu ifade ediyor. “Ailesini ve arkadaşlarını seven biriyim,” diyor. Saygısızlığın kendisini en çok öfkelendiren şey olduğunu belirtiyor. “Hepimiz birilerinin hikâyesinde kötü adam olmuşuzdur,” diyor.
GEÇMİŞE BAKIŞ VE GELECEK
Yaş aldıkça başkalarının düşüncelerinin önemini azalttığını belirtiyor. Gençliğine bir şey söyleme şansı olsa, “Çok telaş etme, sevdiğin işi yapmaya devam et,” derdi. Bu şekilde hayatının nasıl geçtiğini anlamış görünüyor.